Zaman zaman bir köşeye çekilmek ve geceleri uzun uzun düşünmek insanı derinden etkileyen bir durumdur. Ülkede yaşanan olaylar ve nankörlükler yüreği parçalar. Mustafa Kemal Atatürk gibi milletin şeref ve namusunu kurtaran kahramana yapılan vefasızlık karşısında derin bir üzüntü yaşanır.
Kötülüğün zirvesi yoktur dercesine bir mızrak gibi saplanan bu duygularla yazar kendi iç dünyasında mücadele eder. Her yan kış olur ve gözyaşları sel gibi akar. Bu tür düşünceler tarihi mirası koruma ihtiyacını bir kez daha ortaya koyar. Genel olarak bu üzüntü ulusal değerlerin önemini hatırlatır.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ VEFA SORUNU
Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslam dinini sevdirmesi gerekirken Türkiye’de dinden uzaklaşan insan sayısı artmıştır. Yolsuzluk rüşvet ve israf gibi günahlar sıradanlaşmıştır. Bir önceki başkan sekiz yıl boyunca 45 farklı ülkeye 150’den fazla yurt dışı seyahat yapmış yaklaşık 10 milyon lira harcırah almıştır.
Makamından sadece 11 kilometre uzaklıktaki Anıtkabir’e sekiz yıllık görev süresince bir kez bile gitmemiştir. Yeni başkan 2025 Eylül’ünde göreve başladıktan sonra altı ülkeye yedi ziyaret yapmış ancak Anıtkabir’i ziyaret etmemiştir. On Kasım hutbesinde de Atatürk’ü anmamıştır. Bu vefasızlık Atatürk olmasaydı bayrak dalgalanmayacak ve ezan okunmayacak gerçeğini unutturmaktadır.
SAKARYA ZAFERİ VE ONURLU KUŞAĞIN RUHU
10 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Dua Tepe ele geçirildiğinde komutanlar gözyaşlarıyla kutlama yapmışlardır. Kolordu Kurmay Başkanı Hayrullah Fişek’in hazırladığı akşam yemeğinde cılız bir tavuk ve dört beş dilim siyah ekmekten başka bir şey yoktur. Dünden beri bir lokma yemek yenmemiştir. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ekmeğe uzanırken erlere ne yiyecek verildiğini sormuş ve tavuğa uzanan elini geri çekmiştir. O gece komutanlar aç yatarken Mehmetçikler kavrulmuş buğday yemiştir. Birkaç gün önce yaveri sadece tek bir yumurta bulabilmiştir. Bu yokluklarda kazanılan zafer lekesiz onurlu ve tertemiz bir kuşağın hikayesidir.
ATATÜRK’E SIĞINMA VE UMUT IŞIĞI
Haberleri izlerken pencereye koşup derin nefes almak ve yine Atatürk’e yönelmek birçok insanın sığınağıdır. İlk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi’nin kahramanlığına sığınmak içindeki yarayı hafifletir. Gözyaşlarını silerken yüreğe saplanan okun acısını hissetmek kaçınılmazdır.
Savaş nedeniyle kardeşinden gelen mektupta paralar bitince evdeki halıları satma talimatı o kuşağın vatandan başka sevda bilmediğini gösterir. Şehit kanıyla sulanan toprakların emanet edilen madalyası Atatürk’ün gölgesinde korunur. O gölgede hiç kire bulaşmamış vasiyet ve kutsal emanet bulunur. Gözyaşlarını silerken Atatürk’e koşmak hiçbir karanlığın söndüremediği umut ışığını yeniden yakar.







