Orta Doğu’da çatışmaların yeni bir evresi yaşanıyor. Son günlerde hava operasyonları ve sınır gerilimleri hızla artıyor. Birçok uluslararası aktör bu gelişmeleri yakından izliyor. Diplomatik kanallar açık tutulsa da sahadaki hareketlilik endişe verici boyutlara ulaşıyor. Uzmanlar olası yayılma senaryolarını sıkça tartışıyor. Bu karmaşık ortamda başkentlerde olağanüstü önlemler gündeme geliyor. Gelişmeler her geçen saat yeni boyutlar kazanıyor.

Beyrut’un Güneyinde Patlak Veren Panik Dalgası
İsrail ordusu başkent Beyrut’un güneyindeki mahalle sakinlerine acil tahliye uyarısı yayınladı. Sakinlere hayatınızı kurtarın ve evlerinizi derhal boşaltın çağrısı yapıldı. Bu bölgeler Beyrut havalimanına yakın konumda bulunuyor ve belirli bir grubun kaleleri olarak nitelendiriliyor. Uyarı üzerine başkentte yoğun trafik oluştu ve büyük bir kaos yaşandı. Binlerce kişi güvenlikli alanlara doğru hareket etmeye başladı. Tahliye emirleri ilk kez başkentin büyük bir bölümünü kapsıyor. Bu durum Lübnan’da geniş yankı uyandırdı.
Tahliye çağrısı yapılan mahalleler arasında Burc el Baracne ve Hadath öne çıkıyor. Sakinlere Beyrut-Şam karayolu üzerinden doğuya Lübnan Dağı yönüne gitmeleri önerildi. Haret Hreik ve Chiyah bölgelerinde yaşayanlara ise iki seçenek sunuldu. Ya Beyrut-Trablus karayolu üzerinden kuzeye Trablus’a ya da Metn otoyolu üzerinden doğuya Lübnan Dağı’na hareket etmeleri istendi. Daha önceki uyarılar çok daha küçük alanlarla sınırlı kalmıştı. Bu genişleme paniği iyice artırdı ve tahliyeleri zorlaştırdı.

İsrailli Bakanın Şok Edici Yıkım Tehdidi
Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich Beyrut’un güneyini Hizbullah’ın kalesi olarak tanımladı. Bu bölgenin Gazze’ye benzer bir yıkıma uğrayacağını açıkça belirtti. Hizbullah bir hata yaptı ve bunun bedelini ağır ödeyecek ifadesini kullandı. İran’daki operasyonları ahtapotun kafasına vurmak olarak nitelendirdi ve aynı zamanda Hizbullah’ın kolunu keseceklerini ekledi. Bu sert açıklamalar gerilimi daha da tırmandırdı. Bakanın sözleri hem yerel hem uluslararası alanda büyük tepki çekti.
Bu tehditler İran’daki dinî lider Ali Hamaney’in ABD ve İsrail ortak operasyonu sonucu öldürülmesinin hemen ardından geldi. Bu olay hafta başında İsrail ile Hizbullah arasında yeni bir çatışma dalgasını tetikledi. Hizbullah milisleri Pazartesi günü İsrail’e füze ve insansız hava araçlarıyla misilleme saldırısı düzenledi. Saldırıyı Hamaney’in ölümüne yanıt olarak açıkladı. Ardından İsrail Lübnan’ın doğusu ve güneyindeki birçok bölgeyi hava saldırılarıyla hedef aldı. Gerilim bu şekilde hızla yükseldi.
Hizbullah’ın Misillemesi ve Yeni Savaş İlanı
Hizbullah lideri Naim Kasım Çarşamba günü önemli bir açıklama yaptı. İtidalli politika geçmişte kaldı artık İsrail ile savaş halindeyiz dedi. Bu sözler önceki bir yılı aşkın süre boyunca doğrudan çatışmadan kaçınma stratejisinin sona erdiğini gösteriyor. Grup 2024 saldırılarını ağır darbe olarak nitelendiriyordu. Ancak yeni gelişmelerle birlikte tutum tamamen değişti. Bu ilan bölgede yeni cephelerin açılma ihtimalini artırıyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı Pazartesi gününden itibaren düzenlenen saldırılarda 102 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Aynı dönemde 638 kişi de yaralandı. Saldırılar Lübnan’ın çeşitli bölgelerini kapsıyor. Bu kayıplar gerilimin insani boyutunu gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum bu rakamları yakından takip ediyor. Sağlık altyapısı üzerindeki yük ise giderek artıyor.

Güney Lübnan’da Tampon Bölge Genişletme Hamlesi
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz orduya talimat verdi. Sınırdan İsrail’e yönelik saldırıları önlemek için Lübnan’da ek stratejik mevzilere ilerleyin ve kontrol altına alın dedi. Bu emir üzerine güney Lübnan’da çeşitli konumlara asker konuşlandırıldı. Hedef tampon bölge oluşturmak olarak açıklandı. Kasım 2024’te ateşkesle sona eren önceki savaşın ardından bu hamle yeni bir aşama gibi görünüyor.
İsrail ateşkes sonrası anlaşmayı birçok kez ihlal ederek sınır köylerinde tahribat yarattı. Buldozerlerle meyve ve zeytin bahçeleri söküldü. Sınır bölgelerinden kaçan sakinler ateşkesten sonra köylerine dönemedi. Yeniden inşa için uluslararası yardım Hizbullah’ın silahsızlandırılması şartına bağlandı. Bu koşullar tampon bölge zeminini hazırladı. Uzmanlar bu sürecin uzun süredir planlandığını belirtiyor.
Uluslararası Kriz Grubu Lübnan uzmanı David Wood İsrail’in güney sınır boyunca girilemez tampon bölgeler oluşturduğunu vurguladı. 1982 ile 2000 yılları arasında benzer bir işgal yaşandığını hatırlattı. O dönemde 10 ila 20 kilometre derinliğinde alan kontrol edilmişti. Lübnanlı askeri yetkililer şimdi de benzer büyüklükte bir bölgeye endişe duyuyor. Güncel ilerleme sınırdan yaklaşık 30 kilometre içerecek şekilde genişliyor. Tahliye emirleri bu genişlemeyi destekliyor.

Atlantik Konseyi analisti Nicholas Blanford İsrail’in fiili tampon bölgeyi daha da büyütmek istediğini ifade etti. Ancak David Wood daha derin ilerlemenin riskler taşıdığını uyardı. Ordu ne kadar içerde ilerlerse gerilla tarzı direniş riski o kadar artar dedi. Bu direniş Hizbullah’tan veya yeni oluşabilecek gruplardan gelebilir. Tampon bölge yeni savaşın sadece bir cephesi olarak değerlendiriliyor. Analistler gelecek adımların kritik olacağını belirtiyor.
Gelişmeler Lübnan’da geniş bir alanda güvenlik endişesi yaratıyor. Tahliye çağrıları ve tehditler sivil hayatı doğrudan etkiliyor. Diplomatik çabalar sürse de askeri hazırlıklar devam ediyor. Bölgesel istikrar açısından kritik bir dönemden geçiliyor. Uzman görüşleri olası senaryoları aydınlatıyor. Gelecek haftalarda yeni gelişmelerin yaşanması bekleniyor. Bu süreç Orta Doğu’nun genel dengelerini derinden etkileyebilir.













