Eruh baskını konusu 15 Ağustos 1984 tarihinde Mahsum Korkmaz yönetimindeki grubun Eruh ilçesini basmasıyla başlıyor. Teröristler jandarma karakoluna girer girmez komutanınız kim diye sormuştu. Mehmet Astsubay rütbelerini sökmiş nöbetçi er Süleyman Aydın şehit olmuştu. Birçok vatandaş ve er yaralanmıştı. Hoparlörden Kürdistan Kurtuluş Birliği kuruluş bildirisi okunuyordu. Alt başlıklarda banka soygun girişimi, cezaevi direnişi, halkın kaymakamı koruması ve 42 yıl sonraki yansımalar inceleniyor. Bu çerçevede ilk olarak baskının başlangıcına geçiliyor.


Jandarma karakolu ve banka baskını nasıl gerçekleşti?
Teröristler ilçe jandarma karakolunu bastı. İçeri girer girmez sordukları ilk soru komutanınız kim oldu. Mehmet Astsubay olayın ilk şaşkınlığı geçtiğinde rütbelerini çoktan sökmüştü. Nöbetçi er Süleyman Aydın şehit oldu. Vatandaşlardan Aslı Erişir Recai Yılmaz Özgür Aykın ile erler Doğan Avşar Ali Ergün Hüsamettin İlkin Mustafa Anar Şenol Özdemir Yüksel Kaynar Adil Altıntaş Mehmet Peşmen ve Bayram Ertekin yaralandı. Terörist Mustafa Çimen hoparlörden kuruluş bildirisini okuyordu.
Telefonları kesen teröristler santralı da havaya uçurdu. Ziraat Bankasını soyabilmek için müdür ve muhasebeci aranıyordu. Banka Müdürü Şaban Sezai Yılmaz ve eşi baskın sırasında jandarmanın bahçesinde çay içiyordu. Dört terörist bankaya yöneldi. Hedef kasayı açmaktı. Patlayıcıyla kasayı açmak istediler ancak dev kasayı açamadılar. Bekçinin çenesine namluyu dayayıp nerede banka müdürü nerede kasa anahtarı diye sordular.
Bankanın üst katında lojmanlar vardı. Koşarak müdürün evine girmek istediler içeride kimse yoktu. Muhasebe Müdürü Musa Çaynakın evine girdiler. Çaynak a ver kasanın anahtarını diye bağırdılar. Çaynak anahtar müdür beyde dedi. Daha sonra hoparlörden bir anons yükseldi. Dikkat dikkat Ziraat Bankası Müdürü Şaban Sezai Yılmaz acele bankaya gel. Gelmemen halinde elimizde olan eşin ve çocuğun yarım saat içinde öldürülecek. Eruh baskını bu tehditlerle devam etti. Müdürün kümese sığınması ise ayrı bir direniş örneği oluşturdu.
Kümes direnişi ve banka müdürünün tanıklığı neyi anlatıyor?
Yılmaz anonsu duyuyordu. Jandarmanın bahçesinin basılması sırasında kimse kimseyi görmemişti. Yılmaz o karışıklıkta evine ulaşamamış bir tavuk kümesine girmiş ve yüzüstü yatmıştı. O bankacı şimdi bir turistik ilimizde yaşıyor. O gün bir daha gelmesin diyor ve her şeyi göze aldım ve çıkmamaya karar verdim diye anlatıyor. Kümese girdiğimi görenler vardı. İsteseler beni ele verebilirlerdi. Bir ara kümesin üzerinde ayak sesleri duydum. Buralarda yok diye bir ses duydum. Dört saat kümeste bekledim.
Tavuk kümesinde bit çoktu. Her tarafım kaşınmaya başlamıştı ama kaşıyamıyordum. Eşim ve çocuklarımın öldürülmüş olabileceğini düşünüyor çıldırıyordum. Bankacının eşi ve oğlu jandarmanın bahçesindeydiler. Seken kurşunlardan dizkapağından yaralanan oğlu Mehmet Recai Yılmaz acı içinde kıvranıyordu. Müdürü bulamayan teröristler tekrar Musa Çaynakın lojmanına gittiler. Çaynakı evde bulamayınca eşinin bileziklerini alıp çıktılar. Bu direniş Eruh baskını sırasında bireysel cesaretin örneğini oluşturuyor. Cezaevindeki tablo ise kolektif bir direnişi gösteriyor.
Uzmanlar o dönemki yerel dayanışmanın güvenlik açısından kritik rol oynadığını belirtiyor. Bireysel risk alarak saklanma kararı hem aileyi hem de kamu düzenini koruma çabasını yansıtıyor. Dört saatlik kümes bekleyişi psikolojik baskının boyutunu ortaya koyuyor. Bu tür tanıklıklar tarihsel hafızayı canlı tutuyor. Bir sonraki aşamada cezaevi direnişine bakmak gerekiyor.
Cezaevi kapısı gürültüyle açıldı. Mahkumlar karşılarında eli silahlı sivilleri gördü. İçeri girenlerin ilk sözleri Kürdistan ı kurduk af çıkardık özgürsünüz çıkabilirsiniz oldu. Birisi sevincini anlatmak için silahını ateşledi. Kimse çıkmıyordu. Birisi cesaret edip vallahi biz kaçmayacağımıza dair komutana söz vermişiz ancak öldürerek çıkarabilirsiniz dedi. Buna biz söz vermişiz komutana cezamızı bitirmeden gitmeyeceğiz diye katılanlar oldu.
Teröristlerden biri komutan artık benim dedi göğsünü yumruklayarak. Bir diğeri ranzayı devirdi. Cezaevinden çıkmamak için büyük bir direniş vardı. Teröristler kapıyı açık bırakıp giderken mahkumlar kapıyı kapattı. Arkasına ne buldularsa doldurup barikat oluşturdular. Bu tutum Eruh baskını sırasında komutana verilen sözün gücünü gösteriyor. Meydandaki aramalar ise halkın kaymakamı korumasını ortaya koyuyor.
Meydanda birileri nutuk atıyor birileri yere yatırdıkları vatandaşların kafalarına Kalaşnikofu dayamış kaymakamın evi nerede savcının evi nerede komutan nerede diye soruyordu. İnsanlar ne Kaymakam Mustafa Erdoğan ın evini ne Cumhuriyet Savcısı nın lojmanını gösteriyordu. Yanıt vallahi bilmiyorum oluyordu. O sırada kaymakam savcı orman işletme şefi hakimin evinde misafirdiler. Lojman ilçenin 300 metre dışındaydı. Silah seslerinin ardı arkası kesilmeyince ne olup bittiğini öğrenmek istediler.
Kaymakamın tanıklığı ve 42 yıl sonraki yansımalar nelerdir?
Jandarmanın telefonu cevap vermiyordu. Hem Siirt hem Şırnak yönündeki telefon hatları kesilmişti. Kaymakam Mustafa Erdoğan Cumhuriyet Savcısı Ayhan Gödek Merdan la meydana yürürken bir kişi nereye Kaymakam Bey ilçeyi bastılar sakın gitmeyin sizi arıyorlar dedi. Kaymakamı uyaran kişi cezaevi baskınında canını kurtaran gardiyandı. 42 yıl önce vatandaş kaymakamına komutanına bankacısına sahip çıkıyor komutanlarına söz verdiği için cezaevinden çıkmıyordu.
Aradan yıllar geçti. Dönemin Eruh Kaymakamı Mustafa Erdoğan ilçesi basılan kaymakam olmanın hep üzüntüsünü yaşadım diyor. Ailemizde olmayan şeker ve tansiyon hastalığına yakalandım. Bu üzüntü bitmedi. Şimdi dördüncü evre mide kanseriyle mücadele ediyorum. Beni her 15 Ağustos ta bir siz bir de eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun arar. İlçemizin basıldığı dönemde bile bakanlığımızdan bir Allah ın kulu çıkıp da ne oldu ne bittiğini bile sormadı. Sadece bana takdirname verdiler.
O dönem bağlı olduğumuz Siirt le haberleşme kesik olduğu için gece yarısı ölümü göze alıp durumu valimize gidip bildirmiştim. TBMM Komisyon toplantısında 127 kişi dinlendi. O olayı yaşayan dönemin Eruh ve Şemdinli kaymakamları da dinlenebilirdi. Onları dinleme gereği bile duymadılar. Eruh baskını nın uzun vadeli etkileri bu tanıklıkta netleşiyor. Ya bugün cezaevinin kapısına dayanıp aynı anonsu yapsa kimse kalır mı sorusu ise güncelliğini koruyor.
Uzmanlar geçmişteki yerel sadakatin güvenlik güçlerine moral verdiğini belirtiyor. Resmi görevlilerin yıllar sonra bile travma yaşaması olayın derinliğini gösteriyor. Af tartışmalarının halk nezdindeki karşılığı ise farklı bölgelerde değişkenlik arz ediyor. Bu karşılaştırmalar tarihsel sürekliliği ortaya koyuyor. Süreç hâlâ hafızalarda canlılığını koruyor.
Eruh baskını 15 Ağustos 1984 tarihinde Mahsum Korkmaz grubunun Eruh ilçesini basmasıyla başladı. Jandarma karakolu banka ve cezaevi hedeflendi. Banka müdürü Şaban Sezai Yılmaz dört saat tavuk kümesinde saklandı. Mahkumlar Kürdistan ı kurduk af çıkardık anonsuna rağmen komutana verdikleri söz nedeniyle çıkmayı reddetti. Halk kaymakamın ve savcının yerini göstermedi. Dönemin kaymakamı Mustafa Erdoğan hâlâ o günün üzüntüsünü taşıyor ve kanserle mücadele ediyor. 42 yıl sonra aynı anons yapılsa cezaevinde kimsenin kalıp kalmayacağı sorusu ise açık duruyor. Yerel direniş o günün en güçlü unsuru olarak hafızalarda yerini koruyor.
