Dünya HaberleriSon Dakika Gelişmeleri

Hizbullah İsrail Askerleriyle Doğrudan Çatıştı Lübnan Alev Aldı

Hizbullah, İsrail ordusuyla doğrudan çatışmaya girdiğini resmen açıkladı. 820'den fazla sivilin hayatını kaybettiği Lübnan'da insani kriz derinleşirken Orta Doğu, yeni ve çok daha büyük bir savaşın eşiğine geldi.

Orta Doğu’da tüm dünyayı alarma geçiren gelişmeler birbiri ardına yaşanıyor. Kasım 2024’ten bu yana İsrail ile Hizbullah arasında yürürlükte olan ateşkes, sahada anlamsız bir kâğıt parçasına dönmüş durumda. İran destekli Lübnan kökenli örgütün son açıklaması, bölgedeki kırılgan dengeleri kökten sarsmaya yetecek nitelikteydi. Hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen saat artarken uluslararası toplumun diplomatik girişimleri de somut bir sonuç vermekten uzak görünüyor. Bölge, çok daha kapsamlı ve yıkıcı bir çatışmanın fitilini tutuşturabilecek bir potansiyeli içinde barındırıyor.

×
Lübnan Alev Aldı

Çatışmanın Fitili Nasıl Ateşlendi

Kasım 2024’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, kâğıt üzerinde geçerliliğini korusa da sahada her iki tarafın ihlallerine sahne olmaya devam etti. İsrail, Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayarak Lübnan hükümetinin ateşkese bağlılığını sorgulamayı sürdürdü; öte yandan Lübnan topraklarındaki beş askeri noktadan çekilmeyi reddederek sınır ötesi baskınlarını kesintisiz biçimde sürdürdü. Hizbullah ise ateşkes ilanından bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 400 kişinin hayatını kaybettiğini ve 1.100’den fazla kişinin yaralandığını ileri sürerek kendi eylemlerini bir varoluşsal savunma refleksi olarak tanımladı.

Örgüt lideri Naim Kasım, televizyon aracılığıyla yaptığı açıklamada Hizbullah’ın İsrail ile uzun soluklu ve kapsamlı bir çatışmaya tam anlamıyla hazır olduğunu kamuoyuna duyurmuştu. Lübnan’ın güneyindeki Hiyam kentinde cumartesi akşamı başlayan çatışmaların hafif ve orta ölçekli silahların yanı sıra roket mühimmatı kullanılarak yürütüldüğü açıklandı. Örgüt, üç ayrı sınır köyünde İsrail askerlerine saldırı düzenlediğini de kamuoyuyla paylaştı. Böylece bölge, tırmanmanın artık kaçınılmaz göründüğü yeni ve son derece tehlikeli bir dönemeçle yüz yüze geldi.

Lübnan Alev Aldı

Hizbullah’ın Lübnan İsrail savaşı çerçevesindeki askeri operasyonları sınırlı kalmadı; örgüt, Tel Aviv’in güneyindeki Palmahim hava üssüne ileri teknoloji ürünü roketler fırlatıldığını açıkladı. Hayfa’daki Kiryat Eliezer tesisinde konuşlu Demir Kubbe radarlarına yönelik saldırıların, İsrail’in hava savunma sistemini kör etmeyi hedeflediği değerlendirildi. Buna ek olarak Lübnan sınırından yaklaşık 160 kilometre uzaklıktaki Beit Şemeş bölgesinde bulunan bir uydu haberleşme tesisi hassas güdümlü füzelerle vuruldu; bu saldırı İsrail basını tarafından da doğrulandı. Söz konusu tesisin, askeri casus uydulardan gelen istihbarat verilerini işleyerek ordu komuta noktalarına ileten kritik bir altyapıya ev sahipliği yaptığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu hedefin vurulmasını İsrail’in uydu iletişim ekosistemine indirilmiş son derece ağır bir darbe olarak nitelendiriyor. Hizbullah, kara cephesinde de Lübnan’ın güneyindeki Khiam ve Kfar Kela bölgelerinde toplanan İsrail askeri araçlarını ve asker gruplarını roketle hedef aldı; Fatima Kapısı yakınındaki konvoy ile Hounin Kapısı’ndaki birlikler de bu saldırılardan doğrudan nasibini aldı.

İnsani Tablo Giderek Ağırlaşıyor

İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan genelinde yürüttüğü hava ve kara operasyonlarının insani boyutu, dehşet verici rakamlara ulaştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre söz konusu tarihten bu yana 820’den fazla Lübnanlı hayatını kaybetti; ölenlerin 31’inin sağlık personelinden oluştuğu bildirildi. Cumartesi günü ülkenin güneyindeki bir sağlık merkezine düzenlenen saldırıda ise 12 doktor, sağlık görevlisi ve hemşire yaşamını yitirdi. Sivil kayıpların yanı sıra ülkenin eğitim sistemi de büyük bir çöküşün eşiğine geldi; devlet okullarının yüzde 77’sinin barınma merkezine dönüştürüldüğü ya da çatışma bölgelerinde bulunması nedeniyle eğitim veremez hâle geldiği açıklandı.

Hizbullah İsrail çatışmasının tırmandığı bu süreçte Lübnan hükümetine göre yalnızca son bir hafta içinde 517 binden fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı; bu rakam, iki yıldan kısa sürede yaşanan ikinci büyük zorunlu göç dalgasına işaret ediyor. Yüz binlerce sivilin yollara döküldüğü ülkede yurtlarına ne zaman dönebilecekleri sorusu yanıtsız kalmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bölgeye gerçekleştirdiği ziyarette askeri bir çözümün Lübnan’a ve Orta Doğu’ya kalıcı bir barış getiremeyeceğini açıkça vurguladı; diplomasi ve diyalog çağrısını tüm taraflara iletti. Lübnan hükümeti çevreleri, İsrail ile olası müzakerelere hazırlık yapıldığına dair sinyaller verdi. Ancak İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Lübnan ile müzakere masasına oturulup oturulmayacağı sorusuna tek kelimeyle ve açıkça “hayır” yanıtını vererek diplomatik kapıyı kapattı. Lübnan hükümeti, aynı zamanda güneydeki direniş yanlısı topluluklara yönelik ekonomik baskıyı artırmakla eleştiriliyor; Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve dış mali desteklerin kesilmesi gerekçesiyle yeniden inşa projelerinin askıya alındığı bildiriliyor. Cumhurbaşkanı ve başbakanın İsrail üzerinde diplomatik baskı kurmaya çalıştığı ancak somut bir sonuç elde edemediği de kaydedildi.

Lübnan Alev Aldı

Stratejik Hesaplar ve Bölgesel Sonuçlar

Hizbullah’ın bu kritik süreçteki stratejik hesaplarının, İran’daki dini liderliğin savaşın sonunda ayakta kalacağı ve bölgesel bir ateşkesle sürecin kapanacağı varsayımına dayandığı ileri sürülüyor. Konuya yakın Lübnanlı kaynaklara göre örgüt, güney Lübnan’da köklerine dönerek gerilla savaşı yöntemlerine yeniden ağırlık veriyor; savaşçılar küçük birlikler hâlinde hareket ederken İsrail’in dinleyebileceği iletişim cihazlarından özenle kaçınıyor.

İbrani medyasında yer alan haberler, İsrail yetkililerinin Hizbullah’ın askeri gücünü ciddi biçimde hafife aldıklarını artık kabul ettiklerini ortaya koyuyor; eski bir İsrail hava savunma komutanı da örgütün yüzlerce ağır ve hassas füzeye sahip olduğunu teyit etti. Öte yandan İsrail’in Lübnan işgali kapsamında Litani Nehri’nin güneyindeki tüm bölgeyi kontrol altına almayı ve Hizbullah’ın askeri altyapısını tamamen tasfiye etmeyi hedeflediği açıklandı. Bu olası harekâtın, 2006 savaşının ardından bölgede gerçekleştirilecek en kapsamlı ve en yıkıcı kara operasyonu olabileceği değerlendiriliyor.

Hizbullah ve Hamas’ın Yemen merkezli Husilerle birlikte İran tarafından desteklenen Direniş Ekseni’nin parçası olarak konumlandığı düşünüldüğünde, çatışmanın Lübnan sınırlarının çok ötesine taşıma riski de her geçen gün artıyor. Tüm bu gelişmeler, Orta Doğu’nun yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte derin sonuçlar doğurabilecek yeni ve kritik bir dönüm noktasıyla karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor.

Lübnan Alev Aldı

Başa dön tuşu