Dünya haritasında nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan birçok ülke bulunmaktadır ve bu ülkelerde yaşayan yaklaşık bir milyar dindaşımız Ramazan ayını kutsal kabul etmektedir. Bu ay boyunca oruç tutma ibadeti ve iftar vakitleri büyük önem taşımaktadır. Ancak bazı toplumlarda dinin algılanışı ve uygulanışı farklı boyutlar kazanabilmektedir. Özellikle siyasi ve ekonomik unsurların devreye girmesiyle süreçler karmaşık bir hal almaktadır. Refah seviyeleri arasındaki uçurumlar da bu durumu etkilemektedir. Fakir ülkelerde yaşayan insanlar günlük hayatta ciddi zorluklarla mücadele ederken bazı zengin kaynaklara sahip bölgeler farklı bir tablo çizmektedir. Bu kontrastlar Ramazan ayının ruhunu gölgeleme potansiyeli taşımaktadır.

Tarihsel süreçlere bakıldığında bazı milletlerin bağımsızlık mücadeleleri dikkat çekici örnekler sunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşananlar ve sonrasında ortaya çıkan liderlikler bu bağlamda anılmaktadır. Mustafa Kemal Paşa gibi figürlerin rolü ülkelerin kaderini değiştirmiştir. Bugün benzer coğrafyalarda yaşanan sıkıntılar geçmişteki tecrübelerle karşılaştırılabilmektedir. İnsanların güvence arayışı ve yaşam standartları arasındaki farklar belirgin şekilde gözlemlenmektedir. Bu durum uluslararası ilişkileri ve iç dinamikleri doğrudan etkilemektedir.
Ramazan’da Saray’da Düzenlenen İftar Sofraları
Recep Tayyip her gece Saray’da çeşitli kesimlere yönelik görkemli iftar sofraları kurmakta ve bu etkinliklerde yüzlerce davetli ağırlanmaktadır. Kadınlara gençlere askerlere ve çeşitli kuruluşlara hitap eden organizasyonlarda yemekler muhteşem bir şekilde sunulmaktadır. Katılımcılara daha önce ismi duyulmamış özel yemekler ikram edilmektedir. Her iftarın ardından kürsüye çıkılarak siyasi içerikli konuşmalar yapılmaktadır. Bu nutuklar açıkça parti propagandası niteliği taşımaktadır.

Bu görkemli sofraların harcamaları devlet bütçesinden karşılanmaktadır ve dolayısıyla vatandaşların cebinden çıkan paralarla finanse edilmektedir. Söz konusu durum sevap kazanma mı yoksa siyasi çıkarlar için devlet kaynaklarını kullanma mı sorusunu akıllara getirmektedir. Üst düzey devlet yetkilileri arasında Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve bakanlar da bu konuda değerlendirme yapabilecek konumdadır. Ancak yanıtların kamuoyuna net bir şekilde verilmesi beklenmemektedir. Bu tür etkinliklerin dini boyutunun yanı sıra başka amaçlar taşıdığı yönündeki görüşler artmaktadır. Ramazan ayının manevi atmosferi bu organizasyonlarla farklı bir yöne çekilmektedir.
Devlet görevlilerinin katıldığı iftarlar sırasında yaşananlar toplumda çeşitli tepkilere yol açmaktadır. Yemeklerin kalitesi ve sunum şekli dikkat çekici düzeydedir. Davetliler arasında farklı gruplar yer almakta ve her biri ayrı ayrı ağırlanmaktadır. Konuşmaların içeriği ise dini değerlerden ziyade güncel siyasi konulara odaklanmaktadır. Bu yaklaşım bazı kesimlerce eleştirilmektedir. Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık beklentisi her zamankinden daha yüksektir.
Dinci Vakıf ve Derneklerin Afrika Asya Kampanyaları
Son yıllarda Türkiye’de dinci kuruluşlar dinci vakıflar ve dernekler Asya ve Afrika ülkelerine yönelik vurgun kampanyaları başlatmıştır. Televizyonlarda sürekli çağrılar yapılarak su kuyuları açma Arakan Müslümanları için iftar sofrası kurma Sudan’da gıda gönderme gibi projeler duyurulmaktadır. Bu kampanyalar insanları bağış yapmaya teşvik etmekte ve para talebinde bulunmaktadır. Ancak söz konusu faaliyetlerin tamamının yalan olduğu ve tuzağa düşülmemesi gerektiği belirtilmektedir. Dini değerleri kullanarak para toplama girişimleri din sömürüsü olarak değerlendirilmektedir.

Bir televizyon kanalında yayınlanan Bangladeş örneği dikkat çekicidir. Orada düzenlenen iftar sofrasında çocuklara sadece bulgur pilavına benzeyen basit bir yemek verilmiştir. Katılımcılar yere çökmüş halde elleriyle yemeği yoğurarak tüketmektedir ve hiçbir plastik çatal bile sağlanmamıştır. Türk vatandaşı bir kişi mikrofonla Türkçe konuşarak para istemekte ancak kendisini kameraya göstermemektedir. Bir iftar hediyesinin üç yüz lira olduğu vurgulanarak vatandaşlar bağış yapmaya çağrılmaktadır. Küçük kızlar kara çarşaflı halde oturmakta ve kızlarla oğlan çocukları yan yana yer almamaktadır.
Bu tür kampanyalar din ticareti yapan dolandırıcılar tarafından yönetilmektedir. Hedef kitlesi iyi niyetli Müslüman vatandaşlardır ve Ramazan ayı bu amaç için kullanılmaktadır. Sudan Bangladeş Afganistan Pakistan Suriye gibi ülkelerin adı sıkça geçmekte ancak gerçek yardımların ulaşıp ulaşmadığı belirsizliğini korumaktadır. Zengin petrol ülkeleriyle fakir fukara kesim arasındaki uçurum bu kampanyalarda istismar edilmektedir. Toplumun dini duyguları sömürülerek kişisel çıkarlar elde edilmektedir.
Din Sömürüsünün Toplumsal Etkileri ve Gerçek Yardım Örnekleri
Filler tepişirken arada kalan milyonlarca gariban Müslüman vatandaşlar bu tür sömürüye muhtaç bırakılmaktadır. Din sömürüsü hem en üst düzeyde hem de alt kademelerde devam etmekte ve siyasi propaganda ile para vurma amaçları iç içe geçmektedir. Osmanlı döneminden günümüze uzanan süreçlerde benzer dinamikler yaşanmış ancak bağımsızlık mücadeleleriyle bazı kazanımlar elde edilmiştir. Bugün Ramazan ayında yaşananlar utanç verici boyutlara ulaşmıştır. İnsanların iyi niyeti kötüye kullanılmakta ve bu durum toplumda derin yaralar açmaktadır.
Ankara’da Hacettepe Hastanesi Onkoloji Enstitüsü Vakfı tarafından işletilen Umut Evi kanser tedavisi gören yoksul hastalara konaklama imkanı sağlamaktadır. Bu ev Ankara dışından gelen hastalar için büyük bir destek olmaktadır. Varlığını hayırsever kişi ve kuruluşların bağışlarıyla sürdürmektedir. Bağış yapmak isteyenler için Yapı Kredi Bankası Hacettepe Şubesi hesap numarası yedi yüz on dokuz yüz yirmi dört yirmi dört olarak belirtilmiştir. İBAN numarası TR kırk sıfır sıfır altı yedi bin on bin sıfır sıfır sıfır sıfır yedi bin yüz dokuz yüz yirmi dört yirmi dört şeklindedir. Bu tür gerçek yardımlar dini sömürüden ayrılmaktadır.
Toplumun dini değerlere bağlılığı korunurken sömürü mekanizmalarının önüne geçilmesi gerekmektedir. Ramazan ayının maneviyatı bu tür olaylarla zedelenmemelidir. Kamuoyunun bu gelişmeleri yakından takip etmesi önem taşımaktadır. Gerçek yardımlaşma örnekleri çoğaldıkça toplum daha sağlıklı bir yapıya kavuşacaktır. Sonuç olarak iftar sömürüsü ve benzeri uygulamalar Ramazan boyunca hız kesmeden devam etmektedir.












