MEDENİYETLERİN VE KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU TOPRAKLAR BALKANLAR - BİLHABER

MEDENİYETLERİN VE KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU TOPRAKLAR BALKANLAR

Balkanlar ya da Balkan Yarımadası, konum olarak Avrupa’nın güneydoğusunda olup, İtalya’nın doğusu, Türkiye’nin batısı ve kuzeybatısında yer alır. Bölge adını, Bulgaristan’ı ikiye bölen ve batıdan doğuya doğru uzanan sıradağlardan almıştır. Balkan sözcüğü ilk olarak bu dağlar bölgesi için kullanıyorken sonrasında tüm bölge için kullanılmaya başlamıştır. Tüm bölgede 49 milyon insanın yaşadığı ve Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Yunanistan ülkelerinin tamamını sınırları içinde barındıran Balkan coğrafyası, içinde Avrupa Birliği ülkelerini barındırmasına rağmen özellikle bazı bölgelerdeki ciddi geri kalmışlık düzeyinden kaynaklı sorunlu bölgeler olarak görülmektedir. Dağlık bir bölge olan Balkanlar’daki geri kalmışlığın sebebi, buraya hizmet götürmekte zorlanılması ve genelde küçük nüfuslara sahip olunmasıyla açıklanabilir. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra başlayan Bosna Savaşı ve toprak paylaşımını takiben, son zamanlarda Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi ve Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılması dolayısıyla Balkan toprakları bir yeniden varoluşun içine girmiş durumda. Bölgede, Türkiye ile ilişkiler ise eskiden bu yana iyi. Hatta Kosova 2008 yılında bağımsızlığını kazandığı gün, Türk bayrakları başkent Priştine sokaklarında sallanıyordu. Ayrıca Kosova bayrakları Türkiye’den üretilip gönderilmişti. Osmanlı’ya katıldığından bu yana Balkanlar, Anadolu’dan kopmuş olsa da her zaman bir bağ oluştu. Önce 1877 Osmanlı-Rus Harbi, sonra, 1934’te ki mübadele ve son olarak Bosna Savaşından bu yana Tükiye’ye birçok göç olmuştur. Toplamda 15 milyon kadar Balkan kökenli vatandaşımızın da ülkemizde yaşadığı bilinmektedir.

Balkanların köklü tarihi çok eskilere dayanmaktadır. 44.000 yıl önce Paleolitik dönemde homo sapiens’lerin ortaya çıkmasıyla başladığı söylenmektedir. M.Ö. 8. Yüzyıl’da da Prehistorik dönem, Antik Yunan yazılı metinlerinin çıkmasıyla son ermiştir. Prehistorik dönem, Üst Paleolitik, Holosen, Orta Taş Çağı, Neolitik Devrim, Proto Hint Avrupalılar ve Protohistorya periyotlarını bünyesinde barındırmıştır. Ancak bu dönemler arasındaki geçişler tam olarak açıklanamamakta, dolayısıysla göreceli olarak kabul edilmektedir. Ayrıca farklı kaynaklar da Prehistorik dönemin M.Ö. 5 Yüzyılda Heredot öncesi bittiği söylenmiştir. Yunan Şehir Devletleri, genellikle Millattan Önceki yüzyıllarda Ege ve Adriyatik kıyılarında konuşlanarak hüküm sürmüştür. Deniz kıyısında olmaları bakımından kültürel anlamda üst seviyeye ulaşmaları, arkasından felsefi anlamda oldukça gelişen iki yüzyıl oluşmasını sağlamıştır. Bu kültürel zenginlik yaklaşık 2000 yıl tüm dünyadaki tarihi ve kültürel gelişmeyi de oldukça etkilemiştir. M.Ö 300’lü yıllarda, Yunanistan’ın kuzey kısmında bulunan Kuzey Makedonya Krallığı, II Filip’le yükselmiş, oğlu Büyük İskender’le doruk noktasına ulaşmıştır. Makedonya o dönem dünyadaki en büyük imparatorluk olmui, sınırları Mısır ve Suriye’ye kadar uzanmıştır. M.Ö. 500 yılından sonra ise, Atina ve Sparta’nın öncülük ettiği şehir devletleri, Perslerin yoğun baskılarına maruz kalmış ve aralarında çok çetin savaşlar yaşanmıştır.

Roma İmparatorluğunun, 300’lü yılların sonlarına doğru Balkanlar üzerinde kurduğu egemenlik, idari, kültürel ve askeri açıdan bölgenin bu düşünceyle kurgulanmasını sağlamıştır. Roma egemenliğinin son yıllarında ise, Romalılar, Hunlar ve Gotlar kendi alanlarını kurmaya başlamıştır. Roma İmparatoru I. Theodosius’un ölmeden önce anlaşmazlık üzerine iki oğluna bölerek verdiği iki ayrı Roma İmparatorluğu Balkanlar’ı da bölmüş ve bu şekilde yönetilmeye devam edilmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu olarak ayrılan imparatorluklardan sonra, Balkan yarımadasının büyük bir kısmı Doğu Roma egemenliğinde kalmıştır. Balkan yarımadasındaki Doğru Roma döneminde oldukça fazla savaş, göç ve çekişme yaşanmıştır. Kendi alanlarını kuran Hunlar, bu alanları genişletmek ve Roma imparatorluğunun bölünmesini fırsat bilmek adına, Gotlar, Alanlar ve Germen Talatlarından oluşturduğu takviye kuvvetlerle topraklarını genişleterek, Tuna nehrini geçmiştir. Trakya’ya kadar direniş görmeden devam eden Hunlar Roma İmparatoru I. Theodosius’un ölmesiyle de Balkan yarımadasında daha çok hareketlenmiştir ve 380 yılından sonra Balkanların yeni patronu olmuştur. 5 ve 6. Yüzyıllarda Hun hakimiyetini zayıflatan güçler Slavlar olmuştur. Farklı lehçelerde Slav dilini kullanarak ve parça parça bölgeye yerleşerek halkı asimile etmeye başlamış ve Hun İmparatorluğunun Balkanlardaki etkisini azaltmaya başlamışlardır. 7 yüzyılda ise Türk asıllı olan Bulgar kabileleri, Tuna nehrini geçerek, Batı Karadeniz ve Tuna arasındaki Slav ırkları hakimiyeti altına almıştır. Burada Slav ırkıyla birlikte yaşayan Bulgar boyları bir süre sonra asimile olarak Slavlaşmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir