Netanyahu’nun New York’ta Gözaltına Alınması Mümkün mü?

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama kararının eylül ayındaki BM Genel Kurulu ziyaretinde uygulanıp uygulanamayacağını hukuk ekibiyle değerlendirdiğini açıkladı. Peki bu süreç nasıl işleyecek ve Netanyahu gerçekten gözaltına alınabilir mi?

Netanyahu gözaltına alınabilir mi? Dünya gündemini sarsan bu soru, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin The New York Times’a verdiği röportajla yeniden alevlendi. Netanyahu’nun gözaltına alınması ihtimali, yalnızca siyasi bir tartışma olmaktan çıkarak hukuki bir zemine taşındı. Mamdani, Netanyahu hakkında UCM tarafından çıkarılan tutuklama kararının New York şehir yasaları çerçevesinde uygulanıp uygulanamayacağını Belediye Hukuk Dairesi ile birlikte incelediğini kamuoyuyla paylaştı. İsrail Başbakanı Netanyahu, eylül ayında BM Genel Kurulu toplantıları için New York’a gelmeyi planlarken bu açıklama, uluslararası hukuk ile yerel yönetim yetkileri arasındaki ince çizgiyi gün yüzüne çıkardı.

Mamdani’nin bu tutumu, seçim kampanyası döneminde verdiği sözlerin bir devamı niteliğinde. Kasım 2025’te New York belediye başkanlığı seçimini kazanan Mamdani, daha o günden itibaren Netanyahu’nun tutuklanması gerektiğini açıkça dile getiriyordu. Şimdi ise belediye başkanı sıfatıyla bu söylemleri somut bir hukuki sürece dönüştürmeye çalışıyor. UCM tutuklama kararı, Kasım 2024’te Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle hem Netanyahu hem de eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkarılmıştı. Bu karar, o günden bu yana uluslararası arenada derin yankılar uyandırmaya devam ediyor.

Peki Mamdani’nin elindeki hukuki araçlar neler? Bir belediye başkanının federal hükümetin yetki alanına giren bir konuda ne kadar hareket alanı var? Netanyahu’nun New York ziyareti gerçekleşirse hangi hukuki mekanizmalar devreye girebilir? Bu soruların yanıtları, hem uluslararası hukuk hem de ABD iç hukuku açısından son derece karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Mamdani’nin “yeni yasalar yazmayacağız ama mevcut yasaların izin verdiği her şeyi yapacağız” sözleri, bu tablonun ne denli belirsiz olduğunu gözler önüne seriyor.

UCM Kararı Ne Anlama Geliyor ve Neden Bu Kadar Önemli?

UCM, 21 Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de işlenen savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle resmi tutuklama emri çıkardı. Bu karar, uluslararası hukuk tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor; zira görevdeki bir devlet başkanı hakkında bu denli kapsamlı bir yaptırım kararı son derece nadir görülüyor.

UCM’ye üye olan devletler, teorik olarak bu kararı uygulamakla yükümlü. Nitekim Netanyahu, eylül 2025’te BM Genel Kurulu için New York’a giderken uçuş güzergahını değiştirmek zorunda kaldı; Fransa hava sahasından geçmekten kaçındı ve yalnızca Yunanistan ile İtalya üzerinden uçtu. Bu durum, UCM tutuklama kararının fiilen yarattığı baskının somut bir göstergesi olarak tarihe geçti.

ABD ise UCM’ye taraf değil ve mahkemenin yargı yetkisini tanımıyor. Bu temel gerçek, Netanyahu’nun gözaltına alınması meselesini hukuki açıdan son derece çetrefilli bir hale getiriyor. Başkan Donald Trump yönetimi de UCM kararlarını tanımadığını defalarca açıkladı. Dolayısıyla federal düzeyde herhangi bir uygulama mekanizması işletilmesi mümkün görünmüyor.

Mamdani’nin Yetki Sınırları Nerede Başlıyor, Nerede Bitiyor?

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Netanyahu’nun tutuklanması konusundaki kararlılığını korurken aynı zamanda hukuki gerçekçiliği de göz ardı etmiyor. “New York’ta yasaların bize tanıdığı yetkiler çerçevesinde hareket edeceğiz; ancak bu doğrultuda yeni kurallar oluşturmayacağız” ifadesi, Mamdani’nin söylem ile eylem arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bir belediye başkanının yetki alanı, esas itibarıyla şehir sınırları içindeki polis gücü üzerindeki komuta yetkisiyle sınırlı. New York Polis Teşkilatı (NYPD), belediye yönetimine bağlı olduğundan Mamdani teorik olarak NYPD’ye Netanyahu’nun gözaltına alınması için talimat verebilir. Ancak bu talimatın hukuki geçerliliği, federal hükümetin tutumuna ve ABD’nin UCM’ye taraf olmamasına takılıyor.

Hukuk uzmanları, Netanyahu’nun tutuklanmasının pratikte neredeyse imkânsız olduğunu vurguluyor. Zira ABD’de vize ve giriş süreçleri federal hükümet tarafından yönetiliyor. Bir belediye başkanının federal yetki alanına müdahale etmesi, ciddi hukuki engellerle karşılaşması anlamına geliyor. Mamdani’nin Belediye Hukuk Dairesi ile yürüttüğü değerlendirme de tam olarak bu engellerin nerede başlayıp nerede bittiğini belirlemeye yönelik.

Netanyahu Bu Tehdide Nasıl Bakıyor?

Binyamin Netanyahu, Mamdani’nin açıklamalarına karşı son derece sakin bir tutum sergiledi. Daha önce katıldığı bir radyo programında, olası gözaltı ihtimaline ilişkin herhangi bir endişe taşımadığını açıkça ifade etti. Aralık 2025’te ise New York Times’ın Dealbook forumuna katıldığı çevrim içi söyleşide “Evet, New York’a gideceğim” diyerek Mamdani’ye adeta rest çekti.

Netanyahu, Mamdani’yi Gazze Şeridi’nde etkin olan Hamas’a destek vermekle suçladı. Bu suçlama, iki isim arasındaki gerilimi siyasi bir boyuta taşıdı. Mamdani ise bu iddiaları reddederek Netanyahu’nun “savaş suçlusu” olduğu yönündeki tutumundan geri adım atmadı.

Eylül 2025’teki BM Genel Kurulu ziyaretinde Netanyahu New York’a geldi ve herhangi bir hukuki işlemle karşılaşmadı. Bu durum, Mamdani’nin o dönemde henüz belediye başkanı sıfatını taşımadığını hatırlatmak açısından önemli. Temmuz 2026 itibarıyla ise Mamdani artık görevde ve eylül ayındaki olası ziyaret için hukuki hazırlıklarını sürdürüyor.

Uluslararası Hukuk ile Yerel Yönetim Arasındaki Gerilim

Netanyahu’nun gözaltına alınması meselesi, aslında çok daha derin bir soruyu gündeme taşıyor: Uluslararası hukuk kararları, federal hükümetin tutumundan bağımsız olarak yerel yönetimler tarafından uygulanabilir mi? Bu soru, yalnızca Netanyahu davası için değil, gelecekteki benzer durumlar için de emsal niteliği taşıyor.

Mamdani, “Uluslararası hukuk şehri olmak, uluslararası hukuku gözetmek anlamına gelir. Bu durum ister Netanyahu ister Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için olsun” diyerek tutumunu net biçimde ortaya koydu. Bu yaklaşım, New York’u uluslararası hukukun fiilen uygulandığı bir alan olarak konumlandırma çabasının ürünü.

Hukuk çevrelerinde ise bu yaklaşım tartışmalı. Bazı uzmanlar, bir belediye başkanının UCM kararlarını uygulamasının federal yasaları ihlal edebileceğini öne sürüyor. Öte yandan başka uzmanlar, şehir yasalarının belirli koşullarda bu tür bir uygulamaya kapı aralayabileceğini savunuyor. Mamdani’nin hukuk ekibiyle yürüttüğü değerlendirme, tam da bu tartışmalı alanı haritalandırmaya çalışıyor.

BM Genel Kurulu ve New York’un Özel Statüsü

New York, BM Genel Merkezi’ne ev sahipliği yapması nedeniyle her yıl eylül ayında düzinelerce dünya liderini ağırlıyor. Bu durum, şehre diplomatik açıdan son derece hassas bir konum kazandırıyor. Netanyahu da geçmiş yıllarda BM Genel Kurulu toplantıları için defalarca New York’a geldi.

BM’ye üye devletlerin temsilcilerinin New York’ta diplomatik dokunulmazlıktan yararlandığı biliniyor. Ancak UCM tutuklama kararı kapsamındaki bir bireyin bu dokunulmazlıktan ne ölçüde yararlanabileceği, uluslararası hukukta tartışmalı bir alan olmaya devam ediyor. Bazı hukuk akademisyenleri, UCM kararlarının diplomatik dokunulmazlık ilkesinin önüne geçebileceğini savunurken diğerleri bu görüşe karşı çıkıyor.

Netanyahu’nun eylül 2025’teki BM ziyaretinde Fransız hava sahasından kaçınması, bu hukuki belirsizliğin yarattığı pratik sonuçlardan biri olarak değerlendiriliyor. Eylül 2026’daki olası ziyarette ise tablo çok daha karmaşık bir hal alabilir; zira bu kez New York’ta Netanyahu’nun gözaltına alınmasını açıkça savunan bir belediye başkanı görev başında olacak.

Hamas İddiası ve Siyasi Boyut

Netanyahu’nun Mamdani’yi Hamas’a destek vermekle suçlaması, bu tartışmayı salt hukuki bir zeminden çıkararak siyasi bir alana taşıdı. Bu suçlama, özellikle New York’un büyük Yahudi nüfusu göz önünde bulundurulduğunda son derece ağır bir iddia. Mamdani, seçim kampanyası sürecinde “intifadayı küreselleştirin” sloganını kınamayı reddetmesiyle de eleştirilerin hedefi olmuştu; ancak daha sonra bu sloganın kullanımını caydıracağını açıkladı.

Mamdani’nin Netanyahu karşısındaki tutumu, onu uluslararası kamuoyunda Filistin davasının güçlü bir savunucusu olarak konumlandırıyor. Ancak bu tutum, New York’un iç siyasetinde hassas dengeleri zorluyor. Şehrin yaklaşık 1 milyon 100 bin kişilik Yahudi nüfusu, Mamdani’nin bu konudaki söylemlerini yakından takip ediyor.

Öte yandan kamuoyu araştırmaları, New Yorklular arasında Filistin’e desteğin giderek arttığını ortaya koyuyor. Bu tablo, Mamdani’nin Netanyahu’nun gözaltına alınması yönündeki tutumunun seçmen tabanında karşılık bulduğuna işaret ediyor. Siyasi hesaplar bir yana, asıl belirleyici olan hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı.

Eylül 2026’ya Doğru: Beklentiler ve Olası Senaryolar

Eylül 2026’da BM Genel Kurulu toplantıları yaklaştıkça Netanyahu’nun New York ziyareti meselesi daha da kritik bir hal alacak. Mamdani’nin hukuk ekibiyle yürüttüğü değerlendirme tamamlandığında, belediye başkanının elindeki hukuki araçların sınırları netleşecek.

En olası senaryo, Netanyahu’nun federal hükümetin koruması altında New York’a gelmesi ve herhangi bir hukuki işlemle karşılaşmaması. ABD’nin UCM’ye taraf olmaması ve Trump yönetiminin bu konudaki tutumu, federal düzeyde herhangi bir engelin çıkmasını neredeyse imkânsız kılıyor. Mamdani’nin NYPD’ye talimat verip vermeyeceği ise hukuki değerlendirmenin sonucuna bağlı.

İkinci senaryo, Mamdani’nin hukuki değerlendirme sonucunda elinde yeterli araç olmadığını kabul ederek sembolik bir protesto eylemiyle yetinmesi. Bu senaryo, Mamdani’nin “yeni yasalar yazmayacağız” ifadesiyle örtüşüyor ve siyasi açıdan en az riskli seçenek olarak öne çıkıyor.

Üçüncü ve en dramatik senaryo ise Mamdani’nin NYPD’ye Netanyahu’nun gözaltına alınması için talimat vermesi ve bunun federal hükümetle ciddi bir hukuki çatışmaya yol açması. Bu senaryo, uluslararası hukuk tarihinde emsalsiz bir dava olarak kayıtlara geçerdi; ancak hukuk uzmanlarının büyük çoğunluğu bu senaryonun gerçekleşme ihtimalini son derece düşük buluyor.

Netanyahu’nun New York’ta gözaltına alınıp alınamayacağı sorusu, yanıtını eylül 2026’da bulacak. Ancak bu süreçte asıl önemli olan, uluslararası hukukun yerel yönetimler aracılığıyla nasıl hayata geçirilebileceğine dair küresel bir tartışmanın fitilini ateşlemiş olması. Mamdani’nin bu kararlı tutumu, UCM kararlarının uygulanabilirliği konusunda dünya genelinde yeni bir emsal oluşturma potansiyeli taşıyor.

Exit mobile version