Orta Doğu’da yaşanan siyasi gerilimler dünya ekonomisini olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Bu gelişmeler enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açmaktadır. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş birçok ülkede maliyetleri artırmaktadır. Türkiye gibi enerji ithal eden ülkeler bu durumdan doğrudan etkilenmektedir. Vatandaşlar artan fiyatlar karşısında tedirginlik yaşamaktadır. Ancak uzmanlar tam tablonun zamanla netleşeceğini belirtmektedir.
Ekonomik göstergeler belirsizliği artırmaktadır. Aile bütçeleri üzerindeki baskı giderek büyümektedir. Enflasyonun seyri yakından takip edilmektedir. İnsanlar tasarruf yöntemleri aramaktadır. Bu süreçte uzman görüşleri büyük önem kazanmaktadır. Gelecek aylardaki gelişmeler kritik rol oynayacaktır.
Küresel Enerji Krizi ve Petrol Fiyatlarındaki Yükseliş
Selçuk Geçer İran ile ABD arasındaki gerilimin petrol fiyatlarını 110 doların üzerine çıkardığını ifade etmiştir. Rafineri saldırılarının enerji arzını tehdit ettiğini vurgulamıştır. Bu durum doğal gaz fiyatlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Bayramdan sonra doğalgaz ve elektrik zamlarının kaçınılmaz olduğunu belirtmiştir. Enerji maliyetlerindeki artış gıda üretimini de pahalılaştırmaktadır. Selçuk Geçer bu zam dalgasının geniş kesimleri etkileyeceğini söylemiştir.
Dünya genelinde benzer ekonomik tehlike işaretleri görülmektedir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış tedarik zincirlerini bozmaktadır. Uzmanlar 2008 krizine benzer senaryolardan bahsetmektedir. Türkiye’nin bu süreçte dikkatli olması gerekmektedir. Uluslararası gelişmeler yerel ekonomiyi doğrudan etkilemektedir. Piyasalar bu belirsizliğe tepki vermektedir.

Türkiye’de Gıda Enflasyonu ve Hayvancılık Krizi
Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış kontrol edilemez hale gelmiştir. Yem maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle tavuk çiftliklerinde büyük çaplı hayvan kesimleri yapılmaktadır. Süt sığırları da benzer şekilde kesime gönderilmektedir. Bu uygulama yakın dönemde et ve süt ürünleri kıtlığına yol açabilecektir. Açlık sınırı 32 bin 500 liraya ulaşırken dar gelirli vatandaşlar büyük zorluk çekmektedir. Selçuk Geçer ithalata dayalı ekonominin bu krizi derinleştirdiğini dile getirmiştir.
Tarım ve hayvancılık alanları uzun yıllardır yeterince desteklenmemektedir. Üreticiler artan maliyetler karşısında ayakta kalamamaktadır. Gıda enflasyonu genel enflasyon rakamlarını yukarı çekmektedir. Bu durum toplumun genel refah seviyesini düşürmektedir. Temel gıda maddelerine erişim giderek zorlaşmaktadır. Krizin köklü çözümlere ihtiyaç duyduğu açıktır.

Selçuk Geçer’in Çözüm Önerileri ve Türkiye Ekonomisi
Selçuk Geçer Türkiye’nin planlı karma ekonomi modeline geçmesini önermektedir. Tarım sektörüne güçlü destekler verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Dış borç faiz ödemelerinin ertelenerek kaynakların yerli üretime aktarılmasını tavsiye etmiştir. Bu adımlarla iki yıl içinde ekonominin toparlanabileceğini ifade etmiştir. Ulusal savunma gıda ve sanayi alanlarında kendi kendine yeterlilik hedeflenmelidir. Selçuk Geçer siyasi iradenin bu süreçte belirleyici olacağını belirtmiştir.
Devlet Planlama Teşkilatının yeniden yapılandırılması önemli bir adım olarak görülmektedir. İthal bağımlılığından kurtulmak uzun vadeli stratejiler gerektirmektedir. Yerli üretim artırıldığında vatandaşların alım gücü yükselecektir. Selçuk Geçer altın ve döviz gibi varlıkların kısa vadeli koruma sağladığını ancak kalıcı çözüm olmadığını söylemiştir. Temel ihtiyaçlara erişimin kolaylaşması asıl hedeftir. Bu öneriler ekonomide yeni bir dönemi başlatabilir.











