Uluslararası mali dengeler her zaman büyük önem taşımaktadır. Bütçe açıkları ülkelerin ekonomik istikrarını doğrudan etkileyebilmektedir. Faiz ödemeleri gibi kalemler kamu kaynaklarını önemli ölçüde tüketebilmektedir. Hükümetler bu tür yükleri yönetmek için çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Vatandaşlar ise bu stratejilerin günlük hayata yansımalarını merakla izlemektedir. Ekonomik analizler bu konularda sürekli yeni boyutlar sunmaya devam etmektedir. Politika yapıcıların kararları uzun vadeli etkiler doğurabilmektedir.
Mali disiplin kavramı günümüzde daha kritik hale gelmiştir. Gelir artırıcı önlemler sıkça gündeme gelmektedir. Ancak harcama tarafındaki tasarruflar da aynı derecede önem taşımaktadır. Bütçe projeksiyonları gelecek yılları şekillendirebilmektedir. Farklı yaklaşımlar kamuoyunda tartışılmaya devam etmektedir. Ekonomik zorluklar karşısında vatandaşlar daha fazla şeffaflık beklemektedir. Analizler bu alanda yeni ipuçları ortaya koymaktadır.

Bütçe verilerinin açıklanmasıyla birlikte çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Faiz ödemelerinin artışı dikkat çekici bir tablo oluşturmaktadır. Bu ödemelerin bütçeye olan etkisi giderek büyümektedir. Gelecek dönemlerdeki öngörüler de endişe verici olabilmektedir. Maliye yönetiminin adımları yakından takip edilmektedir. Toplum bu gelişmelerin olası sonuçlarını merakla beklemektedir. Ekonomik istikrar için dengeli yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır.
BÜTÇE AÇIKLARI VE FAİZ YÜKÜ HIZLA ARTIYOR
Yılın ilk ayında merkezi yönetim bütçesinden tam 456.4 milyar lira faiz ödemesi yapılmıştır. Geçtiğimiz yılın aynı ayında bu rakam 163 milyar lira seviyesindeyken, faiz yükündeki bu devasa artış tablonun vahametini gözler önüne sermektedir. Üstelik şubat ve takip eden aylar, borç ana para ile faiz ödemesi açısından çok daha sıkışık dönemler olarak öne çıkmaktadır. Yıl sonuna kadar ise bütçeden tam 2 trilyon 741 milyar lira faiz ödemesi yapılması beklenmektedir. Faizdeki bu tırmanış, bütçenin genel dengesini de sarsmış durumdadır.
2025 yılı Ocak ayında 139.2 milyar TL açık veren bütçe, 2026’nın ilk ayında 214.5 milyar TL açık ile yıla başlamıştır. Projeksiyonlara göre bu yılki bütçe açığı yıl sonunda 2 trilyon 712 milyar TL olacaktır. Asıl çarpıcı tablo ise Orta Vadeli Program vizyonunda gizlidir. Bu programa göre bütçeden önümüzdeki üç yılda, yani 2026 ile 2028 arasında, toplamda yaklaşık 9.1 trilyon TL faiz ödemesi yapılacaktır. Yine bu üç yıllık dönemde toplam 8.2 trilyon TL bütçe açığı söz konusu olmaktadır.
Bunun anlamı çok açıktır. Bütçe açıklarını kapatmak ve bu devasa faiz yükünü çevirebilmek için Hazine’nin ciddi anlamda vergiye ihtiyacı vardır. Bu durum mali politikaların yönünü belirleyen temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Kamuoyunda bu veriler üzerine çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. Ekonomik istikrarın korunması için dengeli adımlar atılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu gelişmeler uzun vadede toplumun refah düzeyini etkileyebilmektedir.

SON DÖNEMDE UYGULANAN VERGİ ARTIŞLARI VE ÖNLEMLER
Vergide tüm tuşlara basılmaktadır. Son yıllarda özellikle 2023 Temmuz ayından bugüne kadar geçen sürede Maliye yönetimi gelir için bütün tuşlara basmaya başlamıştır. Pek çok üründeki KDV oranı yüzde 8’den yüzde 10’a çıkarılarak KDV’de yüzde 25 artış yaşanmıştır. Genel KDV oranı da yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmiştir. Kurumlar Vergisi’ndeki pek çok istisna ve indirim ya kaldırılmış ya da kapsamı daraltılmıştır.

Asgari Kurumlar Vergisi hayata geçirilmiştir. Bazı meslekler için yıllık maktu harç getirilmiştir. Menkul sermaye gelirlerinde stopaj oranları artırılmıştır. Daha fazla damga vergisi tahsilatı sağlanmış ve 2026 yılının sıkışık borç ile faiz ödeme takvimine para yetiştirmek için dördüncü geçici vergi tekrar uygulamaya alınmıştır. Beklenen gelir etkisinin tam tersi sonuç doğduğu için enflasyon düzeltmesinin uygulaması kaldırılmıştır. Yurt dışına çıkış harcı sürekli artırılmıştır.
Vergi cezalarında fahiş artışlar olmuştur. Türk Ceza Kanunu kapsamında müsadere edilen mallar ile şirketler satılmaya başlanmış ve buradan Cumhuriyet tarihinin rekor geliri elde edilmiştir. Trafik cezaları rekora koşmuş, 2020 yılında sadece 5 milyar liralık tahsilat 2025 yılı sonunda 14 kat artışla 70 milyara dayanmıştır. Kripto varlıklara çifte vergi gelmektedir. Hem işlem vergisi hem de kazanç vergisi alınacaktır.
Bedelli askerlikten alınan tutarlar her altı ayda bir memur maaş katsayısına endeksli artıyordu. Yeni Torba Yasa ile yüzde 25 daha artırılacaktır. Elde avuçta kalmış son taşınmazların satışı için düğmeye basılmıştır. Bu satıştan 35 ila 45 milyar lira arası bir gelir hedeflenmektedir. Yani Maliye cenahı vergi ve gelir alanında daha önce basılmış veya basılmamış tüm tuşlara basmaya başlamıştır. Bu kadar çok tuşa birden basılması doğal olarak yeni vergiler yolda mı sorusunu da gündeme getirmektedir.
Vergi denetimleri tam gaz devam etmektedir. Vergi denetiminde yapay zeka kullanımı had safhadadır. Maliye Bakanı’nın yaptığı her beş sosyal medya paylaşımının neredeyse biri kayıt dışı ile mücadele ediyoruz, şu kadar inceleme yapıldı veya şu kadar matrah farkı bulundu ifadelerinden birini içermektedir. Vergi Denetim Kurulu da yaptığı sunumlarda tarihi matrah farkı rakamlarına ulaştığını övünerek anlatmaktadır. MEVA, KAŞİF, RADAR ve KURGAN gibi isimlerle anılan yapay zeka destekli denetim araçlarına her geçen gün yenisi eklenmektedir. İBAN kontrolleri ile e-Haciz uygulamaları mükelleflerin yakından hissettiği alanlar arasında yer almaktadır.
EŞEL MOBİL SİSTEMİ VE YENİ VERGİ İHTİYACI
Eşel mobilden kaynaklı ÖTV kaybı yeni vergilerle mi telafi edilecek sorusu gündeme gelmiştir. Yanı başımızda yaşanan İran savaşı nedeniyle petrol fiyatları artışa geçmiştir. Enflasyonla mücadele kapsamında petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 75’inin eşel mobil sistemi ile ÖTV’den karşılanması kararı alınmıştır. Bu uygulama ilk günden beri önerilen bir yaklaşımdı ve hayata geçirilmesi olumlu karşılanmıştır. Ancak petrol fiyatları hızlı artar ve kalıcı olursa bu çözümün bir sınırı vardır.
Eşel mobil sistemi nedeniyle Hazine önemli miktarda ÖTV gelirinden mahrum kalacaktır. Bu kayıp ortalama günlük 1 ila 2 milyar lira arasında değişebilmektedir. Endişe ise idarenin eşel mobil uygulaması nedeniyle ortaya çıkan vergi kaybını yeni vergi artışlarıyla telafi etme çabası içine girmesidir. İktidar uzun yıllardır yanlış tuşlara basmaktadır. Klavyenin hep gelir tuşlarını kullanmaktadır. Harcama kısmında yer alan tasarruf, verimlilik, ekonomiklik, gereklilik ve şeffaflık tuşları tozlanmış durumdadır.
Kamu ihalelerinde açık ihale usulünün oranının azalması nedeniyle yolsuzluk riski artmaktadır. İhaleler herkesin gözü önünde değil, pazarlık usulüyle kapalı kapılar ardında yapılmaktadır. Bu nedenle Hazine yüz milyarlarca lira kayba uğramaktadır. Maliye Bakanı sadece DMO üzerinden yaptıkları bazı şeffaf uygulamalarla on milyarlarca lira tasarruf edildiğini açıklamıştı. Gerisi gelmemiştir. Özetle mali disiplin sadece ve sürekli olarak vergileri artırarak sağlanmaz.
Hazine bir havuz gibidir. Bu havuza su akıtan en önemli musluk vergidir. Harcamalar ise havuzdan su boşaltan musluklar gibidir. Sadece havuza su akıtan vergi musluklarını artırarak havuz dolmaz. Harcama musluklarını kısmanız gerekir. Ancak buna da doğru yerden yani boşa akan muslukları kapatarak başlamalısınız. Emeklinin bayram ikramiyesinden değil, diğer kalemlerinden, makam araçlarından, temsil ve tanıtma giderlerinden ve faizden tasarruf yapmanız gerekir. Bu yaklaşım mali politikaların geleceğini belirleyebilecek temel unsurlardan biri olarak görülmektedir.












