Cumhuriyet Halk Partisi binasının tahliye edilmesi sürecinde önde yürüyenlerin hemen arkasında konumlanan 41 yaşındaki Ramazan Kubat, adli sicili ve derin ilişkileriyle dikkatleri üzerine çekti. Eski genel başkanın danışman kadrosunda yer aldığı öğrenilen bu şahsın, yeraltı dünyasının kilit dosyalarında adının geçmesi siyasi kulisleri derinden sarstı. Ankara emniyetinin yakından takip ettiği suç örgütü soruşturmalarında sanık kürsüsünde oturan bir ismin, asırlık partinin kapısına dayanması tartışmaları alevlendirdi. Emniyet güçlerinin geniş güvenlik önlemleri aldığı ve etten duvar ördüğü o anlarda yaşananlar, arka plandaki tehlikeli ortaklığı tescilledi.
Ankara Kulisi Suç Örgütü Dosyalarıyla Çalkalanıyor
Yaşanan büyük karmaşanın perde arkasını aralayan detaylar, adliye koridorlarında devam eden ağır ceza yargılamalarına kadar uzanıyor. Ayhan Bora Kaplan liderliğindeki organize suç örgütüne yönelik yürütülen ana soruşturmanın sanıklarından biri olan Ramazan Kubat, dünkü baskının organizatörleri arasında yer aldı. Gizli tanık statüsündeyken elektronik kelepçesini kırarak yurt dışına kaçan Serdar Serçelik isimli şahsın firar sürecini bizzat yönettiği iddiasıyla yargılanan Kubat, bu kez siyasi bir kaosun baş aktörü olarak belirdi. 1 Aralık 2023 tarihinde emniyet birimlerinin takibinden kaçırmak adına kendi özel aracıyla firari şahsı Ankara’dan İstanbul Şile’deki bungalov evlere taşıdığı mahkeme kayıtlarına geçen şahıs, dün sabah genel merkez kapısını zorlayan ekibin başındaydı. Savunmasında durumdan haberdar olmadığını ve sadece bir arkadaş ricasıyla hareket ettiğini iddia etse de mahkeme heyeti bu dosyayı ana çete davasıyla birleştirdi. Siyasi kimliğinin arkasına saklanan bu figürün adının cinayet, haraç ve mekan basma olaylarıyla anılan bir yapıyla senkronize olması, başkentte infial yarattı.
Eski Danışmanın Gizemli Bağlantıları Siyaseti Karıştırdı
Cumhuriyet Halk Partisi eski genel başkanının yakın çalışma ekibinde kendine nasıl yer bulduğu anlaşılamayan Ramazan Kubat, profilinde gururla taşıdığı görev tanımıyla adeta dokunulmazlık zırhına bürünmüştü. Gazi Üniversitesi mezunu olan ve milliyetçi kimliğiyle tanınan bu kişinin, sol gelenekten gelen bir partinin en kritik kararlarında nasıl danışmanlık yaptığı sorusu ise henüz yanıt bulamadı. Siyasi parti kurmaylarının bile tanımakta güçlük çektiği, barlarda fedailik yapan sabıkalı tipleri peşine takarak binayı basmaya gelen şahsın sosyal medya paylaşımları da editoryal bir incelemeye tabi tutuldu. Kendini Türkçü ve Turancı olarak tanımlayan, 3 Mayıs gibi sembol günlerde paylaşımlar yapan bir ismin, partinin 30 yıllık emektar milletvekillerini peşinden sürüklemesi büyük tepki topladı. Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Mahir Polat gibi isimlerin bu suç dosyası sanığıyla kol kola yürüyerek kapıya dayanması, kendi seçmenleri nezdinde de derin bir hayal kırıklığı yarattı.
Kapıların Kırıldığı O Dehşet Anlarında Yaşananlar
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile parti temsilcileri Murat Emir ve Suat Özçağdaş arasında müdahalenin durdurulması yönünde yapılan acil görüşmeler henüz neticelenmeden kapıların kırılması, bürokrasideki çatlağı da ortaya koydu. Bakanlık makamında yapılan barışçıl müzakerelerin tutanakları dahi yazılmadan, AFAD ekiplerinin demir kesme aletleriyle kapılara müdahale etmesi ve polisin gazlı plastik mermili müdahalesi binayı adeta savaş alanına çevirdi. Pazar günü saat 12’de yapılması planlanan resmi görüşmeyi beklemeden, sabah saat 7’de adeta yangından mal kaçırır gibi organize suç örgütü sanıklarıyla binayı işgale gelen grup, içerideki gençlerin sert tepkisiyle karşılaştı. Emniyet güçleri iki grubun birbirine girmesini engellemek adına araya adeta etten bir duvar örerek bodyguard ekibini alandan uzaklaştırmak zorunda kaldı. Silahlı ve bıçaklı olduğu iddia edilen kaba kuvvet ekiplerinin, usta bir organizasyonla oraya yığılması siyasetin ne denli kirli bir sarmala çekilmek istendiğini açıkça kanıtladı.
Yargılama Süreci Ağır Ceza Mahkemesinde Devam Ediyor
Yaşanan utanç verici hadisenin ardından adli makamlar hızlı bir inceleme başlatırken, Ramazan Kubat ve ekibinin yargılandığı davanın seyri de değişti. Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kaçırma ve yataklık dosyası, suçun niteliği ve organize bağlar sebebiyle Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesindeki ana davayla birleştirilmiş durumda bulunuyor. Yakın geçmişte başka bir suçtan ötürü 4 ay boyunca cezaevinde yatan Kubat’ın, adli kontrol şartlarını ihlal eden firarilere nasıl rehberlik ettiği tüm detaylarıyla inceleniyor. Siyasi arenada liyakat tartışmalarını en üst seviyeye çıkaran bu skandal, organize suç örgütlerinin yasal zeminleri nasıl paravan olarak kullandığını bir kez daha ispatladı. Başkent koridorlarında yankılanan rüşvet, usulsüzlük ve VIP araç saltanatı iddialarının, adliye koridorlarındaki çete dosyalarıyla birleşmesi önümüzdeki günlerde çok daha büyük operasyonların kapısını aralayacak gibi görünüyor.






