Ekonomi-PiyasalarSon Dakika Gelişmeleri

Mayıs’ta açlık sınırı 35 bin TL’yi geçti asgari ücret geride kaldı

Türk-İş'in Mayıs 2026 araştırması 4 kişilik ailenin açlık sınırını 35 bin 174 TL'ye, yoksulluk sınırını 114 bin 576 TL'ye çıkardığını gösteriyor. Mutfak enflasyonu yıllık yüzde 40'ın üzerinde gerçekleşirken çalışanların ve emeklilerin satın alma gücü üzerindeki baskı derinleşiyor. Gerçek geçim maliyetleri ve aile bütçelerine yansımaları haberde.

Günümüz ekonomik ortamında hane halklarının temel ihtiyaçlarını karşılama mücadelesi giderek zorlaşıyor. Fiyatlardaki yükselişler özellikle gıda gibi vazgeçilmez kalemlerde hissedilir boyutlara ulaşıyor. Bu süreçte sabit gelir grupları en fazla etkilenen kesimi oluşturuyor. Yaşam maliyetlerindeki sürekli artış ücretli çalışanlar ve emeklilerin günlük planlamalarını doğrudan etkiliyor.

×

İşçi sendikaları tarafından düzenli olarak hazırlanan araştırmalar bu tabloyu somut rakamlarla ortaya koymaya devam ediyor. Ailelerin gerçek yaşam maliyetlerini yansıtan bu çalışmalar politika yapıcılar ve kamuoyu için önemli referans noktaları sunuyor. Bağımsız veriler nominal gelir artışlarının gerçek harcamaları karşılamakta yetersiz kaldığını her ay yeniden teyit ediyor.

Son açıklanan veriler önceki dönemlerle karşılaştırıldığında artış eğiliminin sürdüğünü teyit ediyor. Bu durum ücret politikalarının etkinliği konusunda tartışmaları da beraberinde getiriyor. Aile bütçelerindeki baskı sadece bugünü değil önümüzdeki ayları da şekillendiriyor.

Açlık Sınırının Mevcut Seviyesi ve Aile Bütçesine Etkisi

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması Mayıs ayında 35 bin 174 TL seviyesine yükseldi. Bu tutar bir önceki aya kıyasla 588 TL’lik bir artış anlamına geliyor. Yılın ilk beş ayında ise aile bütçelerine yansıyan ek mutfak harcaması toplam 3 bin 950 TL’ye ulaştı. Bu rakamlar sadece temel gıda sepetini kapsıyor.

Hesaplamalar Ankara’da yaşayan standart bir ailenin protein kaynakları sebze meyve tahıl süt ürünleri gibi unsurları yeterli miktarda alabilmesi için gerekli minimum harcamaya dayanıyor. Herhangi bir kısıtlama durumunda beslenme kalitesi düşebiliyor ve uzun vadede özellikle çocuklar için sağlık sorunları riski artabiliyor. Aileler için bu seviye günlük planlamada öncelikli kalem haline geliyor.

Bütçenin büyük kısmı gıdaya ayrıldığında diğer ihtiyaçlar için kalan kaynak sınırlı kalıyor. Bu durum harcamalarda zorunlu önceliklendirmeyi beraberinde getiriyor. Gıda dışındaki kalemlerde kısıntı yapmak ise yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Araştırmalar bu baskının düşük gelirli kesimlerde daha şiddetli hissedildiğini ortaya koyuyor.

Yoksulluk Sınırı ile Diğer Zorunlu Harcamalar

Yoksulluk sınırı ise gıda harcamasının yanı sıra giyim konut kira elektrik su yakıt ulaşım eğitim sağlık gibi zorunlu kalemleri de içerecek şekilde 114 bin 576 TL olarak belirlendi. Bu tutar ailenin insanca yaşaması için gereken toplam geliri ifade ediyor. Gıda dışı harcamalar toplam bütçenin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Bekâr bir çalışanın tek başına aylık yaşam maliyeti 45 bin 488 TL’ye çıkıyor. Bu rakam tek kişinin barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılaması için gerekli asgari seviyeyi gösteriyor. Konut giderleri ulaşım masrafları ve sağlık harcamaları bu tutarı belirleyen ana unsurlar arasında yer alıyor.

Bu veriler düşük ve orta gelir gruplarının karşı karşıya olduğu zorlukları net bir şekilde ortaya koyuyor. Kira ve fatura gibi sabit giderler bütçede önemli yer tutarken eğitim ve sağlık masrafları da ek yük oluşturuyor. Farklı şehirlerde özellikle büyük metropollerde kira seviyelerinin更高 olması gerçek maliyetleri daha da artırabiliyor.

Aile yapısındaki çeşitlilik de bu rakamların yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir unsur. Daha kalabalık aileler veya özel bakım ihtiyacı olan bireyler için gerekli tutar standart hesaplamaların üzerine çıkabiliyor. Bu nedenle veriler genel bir gösterge olarak değerlendirilmeli ve bireysel koşullara göre uyarlanmalı.

Mutfak Enflasyonu ve Süregelen Fiyat Artışları

Mutfak enflasyonu Mayıs itibarıyla aylık yüzde 1,70 oranında gerçekleşti. On iki aylık dönemde yüzde 40,18 yıllık ortalama ise yüzde 40,58 seviyesinde ölçüldü. Beş aylık artış oranı yüzde 16,69 olarak kaydedildi. Bu oranlar genel tüketici fiyatlarındaki artışın üzerinde seyrediyor.

Gıda harcamalarının hane bütçesindeki payı yüksek olan kesimler için etki daha şiddetli hissediliyor. Fiyat artışlarının birikimli etkisi ailelerin alım gücünü zaman içinde erozyona uğratıyor. Özellikle sabit gelirle geçinen emekliler ve asgari ücretli çalışanlar bu süreçten en fazla zarar gören gruplar arasında yer alıyor.

Türk-İş açıklamalarında yaşam maliyetlerindeki artışın ücretli çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere geniş kesimleri olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Gıda fiyatlarındaki yükselişin hane halkı bütçeleri üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiliyor. Enflasyonun yüksek düzeyini koruduğu koşullarda ücret artışlarının fiyat artışlarını karşılamakta yetersiz kalması satın alma gücünün gerilemesine yol açıyor.

Bu nedenle ücret politikalarının daha geniş sosyal ve ekonomik çerçevede ele alınması gerektiği ifade ediliyor. Sadece gerçekleşen enflasyon oranını dikkate almak yeterli olmuyor. Satın alma gücünün korunması gelir dağılımındaki bozulmanın önlenmesi ve yoksulluğun azaltılması için daha kapsamlı yaklaşımlar gerekiyor.

Asgari Ücret ile Gerçek Maliyetler Arasındaki Uçurum

Net asgari ücret 2026 yılı itibarıyla 28 bin 75 TL olarak uygulanıyor. Ancak açlık sınırı bu rakamın oldukça üzerine çıkmış durumda. Aradaki fark yaklaşık 7 bin TL’yi buluyor. Bu durum asgari ücretle geçinen ailelerin temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi zorluklar yaşadığını gösteriyor.

Ek gelir kaynakları olmadan veya harcamalarda ciddi kısıtlamalar yaparak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bu fark aynı zamanda birçok ailenin yoksulluk sınırının çok altında gelirle idare etmek zorunda kaldığını da ortaya koyuyor. Uzun vadede bu durum beslenme kalitesinden eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Bu veriler aynı zamanda bireysel ve ailevi finansal planlama açısından da yol gösterici nitelik taşıyor. Kendi harcamalarını bu benchmark’larla karşılaştıran kişiler bütçe revizyonu yapabilir veya ek gelir imkanlarını değerlendirebilir. Sendikal örgütlenmelerin ve toplu pazarlık süreçlerinin önemi de bu bağlamda bir kez daha ortaya çıkıyor.

Verilerin Ankara merkezli hesaplamalara dayandığı unutulmamalı. Farklı illerde özellikle kira ve bazı hizmet fiyatlarındaki farklılıklar nedeniyle gerçek maliyetler更高 olabilir. Büyük şehirlerde yaşayan aileler için yoksulluk sınırı daha da yukarıda seyredebilir. Kırsal alanlarda ise bazı kalemler daha düşük olsa da ulaşım ve hizmet erişimi gibi başka zorluklar devreye girebiliyor.

Aile yapısındaki çeşitlilik de hesaba katılmalı. Daha kalabalık aileler veya özel ihtiyaçları olan bireyler için rakamlar yetersiz kalabilir. Bu nedenle bu tür araştırmalar genel bir gösterge olarak değerlendirilmeli ve bireysel koşullara göre yorumlanmalı. Kısa vadeli tedbirler yanında uzun vadeli yapısal çözümler de tartışma gündeminde yerini koruyor.

Ekonomik istikrar açısından satın alma gücünün korunması kritik rol oynuyor. Tüketim harcamalarının daralması iç talebi olumsuz etkileyebilir ve büyüme üzerinde baskı yaratabilir. Bu nedenle kapsamlı politikalarla hem ücretlilerin hem de emeklilerin yaşam standartlarının desteklenmesi gerekiyor. Veriler her ay yenilendiği için takip etmek kişisel ve toplumsal farkındalığı artırıyor.

Mayıs 2026 Türk-İş Verileri Özeti

KalemTutar
4 Kişilik Aile Açlık Sınırı (aylık gıda harcaması)35.174,85 TL
Önceki aya göre artış (gıda)588 TL
İlk 5 aylık ek mutfak harcaması3.950 TL
4 Kişilik Aile Yoksulluk Sınırı (toplam zorunlu harcamalar)114.576,10 TL
Bekâr Çalışan Aylık Yaşama Maliyeti45.488,25 TL
Mutfak Enflasyonu (aylık)%1,70
Mutfak Enflasyonu (12 aylık)%40,18
Mutfak Enflasyonu (yıllık ortalama)%40,58
Net Asgari Ücret (2026)28.075,50 TL

TÜİK Enflasyon Verileri ile Türk-İş Mutfak Enflasyonu Karşılaştırması (Mayıs 2026)

TÜİK’in 5 Haziran 2026’da açıkladığı resmi Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri ile Türk-İş’in aynı dönem için yayınladığı “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasındaki mutfak enflasyonu rakamları arasında hem yakınlıklar hem de önemli farklar bulunuyor. Bu karşılaştırma, resmi istatistiklerin geniş ortalamalarla çalıştığını, sendika verilerinin ise belirli bir aile tipinin temel gıda sepetine odaklandığını gösteriyor.

Mayıs 2026 Ana Rakamlar

TÜİK TÜFE (Genel Enflasyon):

  • Aylık değişim: %1,71
  • Yıllık değişim (12 aylık): %32,61
  • 12 aylık ortalamalara göre: %32,24
  • Yılbaşından (Aralık 2025) Mayıs 2026’ya: %16,61

Türk-İş Mutfak Enflasyonu (4 kişilik aile gıda sepeti, Ankara):

  • Aylık değişim: %1,70
  • Yıllık değişim (12 aylık): %40,18
  • Yıllık ortalama: %40,58
  • 5 aylık değişim: %16,69

TÜİK Gıda ve Alkolsüz İçecekler Alt Grubu (Yıllık):

  • %34,86 (bağımsız kaynaklardan derlenen TÜİK alt endeks verisi)

Karşılaştırma Tablosu

Dönem / GöstergeTÜİK Genel TÜFETÜİK Gıda Alt GrubuTürk-İş Mutfak EnflasyonuFark (Türk-İş – TÜİK Genel)
Aylık (Mayıs 2026)%1,71%1,70-0,01 puan
Yıllık (12 aylık)%32,61%34,86%40,18+7,57 puan
5 Aylık (Ocak-Mayıs)%16,61%16,69+0,08 puan
12 Aylık Ortalama%32,24%40,58+8,34 puan

Aylık ve 5 aylık oranlar neredeyse aynı seviyede seyrediyor. Ancak yıllık bazda Türk-İş’in hesapladığı mutfak enflasyonu, TÜİK’in hem genel hem de gıda alt grubundan belirgin şekilde yüksek çıkıyor.

Metodolojik Farklar ve Nedenler

TÜİK verileri ulusal ölçekte, geniş bir mal ve hizmet sepetine (yaklaşık 400’den fazla madde) dayanıyor. Sepet ağırlıkları hanehalkı bütçe anketlerinden elde ediliyor ve zaman zaman güncelleniyor (şu an 2025=100 baz yılı kullanılıyor). Bu yapı ortalama tüketiciyi yansıtıyor; dışarıda yemek, işlenmiş gıdalar, alkollü içecekler ve hizmetler gibi kalemleri de içeriyor.

Türk-İş hesaplaması ise tamamen farklı bir yaklaşıma sahip:

  • Sadece 4 kişilik aile (standart kompozisyon) için “sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme”yi sağlayacak minimum gıda sepeti.
  • Fiyatlar yalnızca Ankara’da toplanıyor.
  • Sepet içeriği sabit ve temel ihtiyaç odaklı (et, süt, sebze, baklagil, ekmek, yağ gibi kalemler ağırlıklı).
  • Herhangi bir ikame (daha ucuz alternatife geçiş) veya ortalama alma etkisi içermiyor.

Bu yüzden Türk-İş rakamları, düşük ve orta gelirli çalışan ailelerin gerçek mutfak harcamalarındaki artışı daha keskin yansıtıyor. Özellikle temel gıda maddelerindeki fiyat hareketleri bu sepeti daha fazla etkiliyor. TÜİK’in gıda alt grubu yıllık %34,86 iken Türk-İş’in %40,18’e ulaşması bu metodolojik ve kapsam farkından kaynaklanıyor.

Gerçek Hayata ve Politikalara Etkileri

Aylık oranların birbirine çok yakın olması (%1,70–1,71), Mayıs ayında fiyat artış hızının genel olarak yavaşladığını gösteriyor. Ancak yıllık birikimli etki düşük gelir grupları için daha ağır hissediliyor. Türk-İş verilerine göre yılın ilk beş ayında aile bütçesine 3.950 TL ekstra mutfak yükü bindi. Bu, asgari ücretli bir ailenin (net 28.075 TL) aylık gıda ihtiyacını karşılamasını zorlaştırıyor.

Düşük gelir etkisi: TÜİK genel enflasyonu %32,61 gösterirken, gıda ağırlığı yüksek olan haneler için gerçek maliyet artışı %40 civarında seyrediyor. Bu durum satın alma gücünün resmi verilerden daha hızlı erozyona uğradığını ortaya koyuyor. Türk-İş’in “ücret politikalarının daha geniş sosyal-ekonomik çerçevede ele alınması gerektiği” vurgusu bu farktan güç alıyor.

Şehir ve aile tipi varyasyonları (edge case’ler):

  • Ankara fiyatları bazı ürünlerde İstanbul veya İzmir’den farklılık gösterebiliyor (kira ve ulaşım hariç gıdada genellikle benzer).
  • Daha kalabalık aileler veya özel diyet ihtiyacı olanlar için maliyetler standart sepetin üzerine çıkıyor.
  • Kırsal kesimde bazı temel gıdalar daha ucuz olabiliyor ancak erişim ve çeşitlilik sorunları başka yükler yaratıyor.

Makro etkiler: Yüksek gıda enflasyonu iç talebi baskılıyor, özellikle gıda dışı harcamaları (eğitim, sağlık, giyim) kısılmasına yol açıyor. Bu da ekonomik büyümeyi dolaylı yoldan etkiliyor. Yİ-ÜFE’nin %28,93’te kalması üretici tarafında maliyet artışlarının tüketiciye tam yansımadığını işaret ediyor.

Özet Değerlendirme

Mayıs 2026’da aylık enflasyon TÜİK ve Türk-İş arasında neredeyse aynı (%1,71 vs %1,70). Ancak yıllık perspektifte Türk-İş mutfak enflasyonu (%40,18) TÜİK genelinden (%32,61) ve hatta TÜİK gıda alt grubundan (%34,86)更高. Bu fark, resmi istatistiklerin ortalama tüketiciyi yansıttığını, sendika verilerinin ise çalışan ailelerin temel geçim gerçekliğini daha net gösterdiğini ortaya koyuyor.

Bu veriler birlikte okunduğunda:

  • Resmi rakamlar politika yapıcılar için önemli bir referans.
  • Türk-İş rakamları ise ücret pazarlıkları, sosyal yardımlar ve aile bütçe planlaması açısından daha gerçekçi bir alarm işlevi görüyor.

Her iki veri seti de enflasyonun hala yüksek seviyelerde seyrettiğini ve özellikle gıda üzerinden düşük gelirli kesimleri zorladığını teyit ediyor. Takip eden aylarda aylık oranların daha da düşüp düşmeyeceği, yıllık birikimli etkinin nasıl şekilleneceği kritik olacak.

TÜİK Mayıs 2026 TÜFE Alt Grup Detayları ve Derinlemesine İnceleme

TÜİK’in 5 Haziran 2026’da açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin ana harcama gruplarına (COICOP sınıflandırması) göre kırılımı, genel enflasyonun (%1,71 aylık, %32,61 yıllık) arkasındaki dinamikleri ortaya koyuyor. Bu detaylar, hangi kalemlerin fiyat artışını sürüklediğini, mevsimsel etkileri ve farklı gelir gruplarının nasıl etkilendiğini gösteriyor.

Aşağıda mevcut resmi ve güvenilir kaynaklardan derlenen ana grupların aylık ve yıllık değişim oranları ile genel enflasyona katkıları yer alıyor.

Mayıs 2026 Ana Harcama Grupları Özeti

Ana Harcama GrubuAylık DeğişimYıllık DeğişimAylık Katkı (puan)Yıllık Katkı (puan)Notlar
Gıda ve alkolsüz içecekler-0,48%%34,86-0,12+8,60Aylık düşüş, yıllık hâlâ yüksek
Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar+2,28%%45,59+0,27+6,07En yüksek yük gruplarından
Ulaştırma+2,03%%34,29+0,35+5,63Yakıt ve araç giderleri etkili
Eğitim%50,06En yüksek yıllık artış
Alkollü içecekler ve tütün-0,02%Küçük aylık düşüş

Kaynaklar: TÜİK verileri + Hürriyet/Bigpara ve diğer güvenilir haber bültenleri derlemesi (Mayıs 2026). Tam 12 grupluk detaylı tablo bültende mevcut olsa da medyada en çok vurgulanan yüksek ağırlıklı gruplar bunlar.

Gıda ve Alkolsüz İçecekler: Aylık Düşüş, Yıllık Baskı Devam Ediyor

Mayıs’ta gıda grubunda aylık %0,48’lik düşüş dikkat çekici. Bu, büyük ölçüde mevsimsel taze sebze-meyve fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanıyor. Ancak yıllık bazda hâlâ %34,86 artış var.

Türk-İş Mutfak Enflasyonu ile Karşılaştırma (önceki verilerle bağlantılı):

  • TÜİK gıda aylık: -0,48%
  • Türk-İş mutfak (4 kişilik aile, Ankara sepeti): +1,70%

Farkın nedeni metodoloji:

  • TÜİK ulusal ortalama, geniş sepet, mevsimsel ikame etkisi içeriyor.
  • Türk-İş sabit “yeterli beslenme” sepeti (et, süt, baklagil ağırlıklı), Ankara fiyatları, ikame yok.

Bu yüzden düşük gelirli ailelerin gerçek mutfak maliyeti resmi gıda endeksinden daha yüksek seyrediyor. Yıllık katkısı 8,60 puan ile genel enflasyonun en büyük sürükleyicilerinden biri.

Konut ve Enerji: En Ağır Yük

Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubu:

  • Aylık +2,28%
  • Yıllık %45,59 (çok yüksek)
  • Yıllık katkı: +6,07 puan

Bu grup kira, elektrik, doğalgaz, su ve yakıtı kapsıyor. Kira zamları (12 aylık ortalama TÜFE’ye göre belirleniyor) ve enerji fiyatları burada yoğunlaşıyor. Aile bütçelerinde sabit ve yüksek paya sahip olduğu için hissedilen enflasyon bu grupta çok daha sert.

Özellikle kiracı ve sabit gelirli haneler için konut-enflasyon bileşkesi alım gücünü ciddi şekilde erozyona uğratıyor.

Ulaştırma: Yakıt ve Bakım Maliyetleri

  • Aylık +2,03%
  • Yıllık %34,29
  • Aylık katkı: +0,35 puan (en yüksek aylık katkılardan)

Akaryakıt fiyatları, araç bakım-onarım, sigorta ve toplu taşıma ücretleri bu grupta. Ulaştırma hem üretim maliyetlerini hem de hanehalkı harcamalarını doğrudan etkiliyor. Yıllık katkısı 5,63 puan.

Eğitim: En Yüksek Yıllık Artış

Eğitim grubu yıllık %50,06 ile öne çıkıyor. Okul masrafları, ders kitapları, kurs ücretleri ve özel okul harçları bu kalemde toplanıyor. Aileler için özellikle çocuklu hanelerde ek yük oluşturuyor. Bu oran, genel enflasyonun çok üzerinde seyrediyor ve uzun vadeli eğitim erişimini zorlaştırıyor.

Katkı Analizi: Enflasyonu Kimler Sürüklüyor?

Yıllık bazda en büyük katkılar:

  • Gıda → 8,60 puan
  • Konut → 6,07 puan
  • Ulaştırma → 5,63 puan

Bu üç grup toplamda yıllık enflasyonun önemli bir bölümünü açıklıyor. Aylık bazda ise gıdadaki düşüş genel oranı aşağı çekici etki yaparken, konut ve ulaşımdaki artışlar dengeleyici rol oynadı.

Nüanslar ve Edge Case’ler

  1. Mevsimsellik etkisi: Gıdadaki aylık düşüş tipik Mayıs-Haziran sebze-meyve bolluğundan geliyor. Bu geçici rahatlama, yıllık birikimli etkiyi (%34,86) değiştirmiyor.
  2. Gelir gruplarına göre hissedilen enflasyon: Düşük gelirli haneler bütçelerinin daha büyük kısmını gıda + konut + ulaşıma ayırdığı için etkin enflasyonları resmi %32,61’in oldukça üzerinde (yaklaşık %38-42 bandı) hissediliyor.
  3. Şehir farklılıkları: TÜİK ulusal ortalama. İstanbul’da kira ve bazı gıda kalemleri更高; Ankara’da ise Türk-İş sepeti gibi yerel fiyatlar daha belirleyici olabiliyor.
  4. Aile tipi varyasyonları: Çocuklu ailelerde eğitim + gıda yükü birleşiyor. Bekâr veya emekli hanelerde konut + enerji daha baskın.

Ekonomik ve Sosyal Etkiler

  • Satın alma gücü kaybı: Özellikle asgari ücretli ve emekli kesimde gıda-konut bileşkesi ücret artışlarını aşındırıyor.
  • Politika çıkarımları: Resmi veriler “yumuşak iniş” sinyali verse de alt gruplardaki yüksek oranlar (konut %45+, eğitim %50+) yapısal sorunlara işaret ediyor. Ücret politikalarında alt grup ağırlıklarının dikkate alınması gerekiyor.
  • Bütçe etkisi: Aileler gıdada geçici rahatlama yaşasa da konut ve ulaşımdaki artışlar diğer harcamaları (sağlık, giyim, eğlence) kısmaya zorluyor.
  • Uzun vadeli risk: Eğitimdeki %50’lik artış nesiller arası fırsat eşitsizliğini derinleştirebilir.

Sonuç

Mayıs 2026 TÜFE alt grup detayları, genel enflasyonun “ılımlı” aylık seyirinin altında gıda, konut ve ulaştırma üçlüsünün hâlâ güçlü baskı yarattığını gösteriyor. Gıdadaki mevsimsel düşüş olumlu bir sinyal olsa da yıllık oranlar ve özellikle konut-enerji ile eğitimdeki yüksek artışlar, düşük ve orta gelirli aileler için yaşam maliyetinin resmi ortalamanın üzerinde arttığını kanıtlıyor.

Bu veriler, Türk-İş gibi sendika araştırmalarının neden önemli bir tamamlayıcı olduğunu da ortaya koyuyor: Resmi istatistikler ortalama tüketiciyi yansıtırken, alt grup kırılımları ve sendika sepetleri gerçek hanehalkı deneyimini daha net gösteriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu