Ağır sanayi kollarında faaliyet gösteren devasa üretim tesislerinde iş kazalarının önlenmesi adına alınan
tedbirler her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Üretim süreçlerinin yoğunluğu ve yüksek risk barındıran
makinelerin kullanımı, en küçük bir ihmal durumunda geri dönülemez felaketlere yol açabilmektedir. Son dönemde
büyük bir metalürji fabrikasında meydana gelen feci bir olay, endüstriyel alanlardaki güvenlik açıklarını çarpıcı bir
şekilde bir kez daha gözler önüne serdi. Tesis içerisindeki yüksek gerilim hatlarında gerçekleştirilen rutin
çalışmalar esnasında yaşanan teknik bir aksaklık, tesisteki işçilerin hayatını tehlikeye atan büyük bir krize dönüştü.
Kamuoyunda derin bir merak uyandıran bu sarsıcı olayın arka planı, teknik detayları ve sorumluların ihmalleri
uzman ekipler tarafından çok yönlü olarak incelenmeye başlandı.
Sanayi Tesislerinde İş Güvenliği İhmalleri
Ağır sanayi işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği kurallarının eksiksiz uygulanması yasal bir zorunluluk
olmanın ötesinde insani bir sorumluluktur. Özellikle demir ve çelik üretimi yapılan dev tesislerde, binlerce
derecelik eritme ocakları ve devasa elektrik sistemleri sürekli aktif halde bulunmaktadır. Bu alanlarda görev yapan
personelin her türlü risk faktörüne karşı tam korumalı ekipmanlarla donatılması ve periyodik eğitimlerden
geçirilmesi şarttır. Yaşanan son trajedide, işçilerin yüksek gerilim hattına yakın bir bölgede konumlanan su veya
atık kuyusu çevresinde çalıştıkları esnada elektrik akımına kapıldıkları anlaşıldı. Samsun ilinde yer alan bu köklü
demir çelik fabrikasında meydana gelen kazada, akımın etkisiyle dengesini kaybeden 3 emekçi feci şekilde can
verdi. Olay anında çevre istasyonlardan gelen acı feryatlar üzerine üretime derhal ara verilirken, fabrika
içerisindeki diğer teknik personel de büyük bir şok yaşadı.
Kurtarma ekiplerinin hızla intikal ettiği kuyu çevresinde, elektrik akımının hala aktif olması nedeniyle ilk
dakikalarda müdahale etmekte büyük güçlük çekildi. İtfaiye ve sağlık ekiplerinin koordineli çalışmaları sonucunda,
derin su kuyusuna düşen işçilerin cansız bedenleri uzun uğraşlar neticesinde dışarı çıkarılabildi. Hayatını kaybeden
işçilerin kimlik tespit çalışmaları sürerken, ailelerinin fabrikanın nizamiye kapısında gözyaşları içinde bekleyişi
yürekleri dağladı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, yüksek gerilim taşıyan kablolarda uzun süredir yalıtım
problemi olduğu ve bu durumun idareye bildirildiği iddia edildi.
Bu vahim iddiaların ardından adli makamlar tarafından işletme yönetimi ve teknik müdürler hakkında geniş
çaplı bir soruşturma dosyası açıldı. Fabrikadaki tüm kamera kayıtları, vardiya çizelgeleri ve bakım defterleri
savcılık talimatıyla incelenmek üzere emniyet birimlerince koruma altına alındı. Ağır ceza mahkemelerinde
görülebilecek bu davanın seyri, hazırlanacak olan kapsamlı bilirkişi raporuna göre şekillenecektir. İş kazası
sonrasında üretimin tamamen durdurulduğu tesiste, teknik müfettişler akımın kaynağını ve yalıtım hatasının hangi
noktada başladığını belirlemek için yoğun bir mesai harcıyor. Endüstriyel kazalarda kusurlu bulunan idarecilerin
hapis cezası ile yargılanması söz konusu olduğundan, bu davanın emsal teşkil etmesi beklenmektedir.
Sektör temsilcileri de yaptıkları açıklamalarda bu acı olayın takipçisi olacaklarını ve işçi haklarının korunması için her
türlü hukuki desteği sağlayacaklarını belirttiler. Vefat eden personelin yakınlarına tazminat ödenmesi ve
çocuklarının eğitim masraflarının üstlenilmesi gibi idari süreçler de sendikalar tarafından yakından izlenmektedir.
Yüksek Gerilim Hatlarında Alınacak Önlemler
Elektrik mühendisleri odasından uzmanların yaptığı açıklamalara göre, yüksek gerilim hatlarının yakınında
bulunan su kuyuları en tehlikeli alanlar arasında yer almaktadır. Sıvının iletkenlik özelliği, kaçak akım durumunda
voltajın yüzlerce metrelik alana anında yayılmasına ve ölümcül etkiler yaratmasına neden olur. Bu tür riskli
bölgelerde akım kesici otomatik rölelerin ve gelişmiş topraklama sistemlerinin kusursuz çalışması hayati bir önem
arz etmektedir. Eğer fabrikada 2026 yılı standartlarına uygun akıllı sigorta sistemleri bulunsaydı, saniyenin 10’da
birinde enerji kesilir ve bu can kayıpları yaşanmazdı. Uzmanlar, endüstriyel tesislerin elektrik altyapılarının yılda
en az 2 kez bağımsız denetleme kurulları tarafından teste tabi tutulmasını önermektedir.
Alınması gereken teknik önlemlerin başında, riskli çalışma alanlarının fiziksel olarak tamamen izole edilmesi
ve uyarı levhalarının yerleştirilmesi gelmektedir. Personelin giydiği koruyucu kıyafetlerin, botların ve eldivenlerin
yüksek voltaja dayanıklı yalıtkan malzemelerden üretilmiş olması zorunludur. Ancak sahada yapılan incelemelerde,
işçilerin standart iş kıyafetleriyle bu bölgeye girdikleri ve koruyucu donanımlarının yetersiz olduğu yönünde
bulgulara rastlanmıştır. Bu durum, taşeron firmaların maliyetleri düşürmek adına işçi güvenliğinden ödün verdikleri
yönündeki eleştirileri yeniden haklı çıkarmaktadır. Çalışma Bakanlığı müfettişleri, fabrikanın geçmiş dönemlere ait
iş güvenliği harcamalarını ve faturalarını inceleyerek usulsüzlük olup olmadığını araştırmaktadır. Sorumsuz
davranan işletmelerin lisanslarının iptal edilmesine kadar varan ağır yaptırımların uygulanması, gelecekteki
kazaları önlemede en etkili silah olacaktır.
İş kazalarının sektörel bazda incelenmesi, metalürji ve ağır sanayi kollarında can kayıplarının diğer sektörlere
oranla yüzde 35 daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu yüksek oran, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının
daha gür bir sesle seslerini duyurmalarına zemin hazırlamaktadır. İşçilerin sendikal haklarının engellendiği ve fazla
mesaiye zorlandığı işletmelerde, yorgunluğa bağlı dikkat dağınıklığı da kazaları tetikleyen ana unsurdur. Nitekim
kazanın gerçekleştiği gece vardiyasında çalışan personelin ardı ardına 12 saat görev yaptığı iddiaları da dosyaya
eklenmiştir.
Trajik Olayın Ardından Başlatılan Soruşturma
Adli tıp kurumuna kaldırılan naaşların otopsi işlemleri tamamlandıktan sonra memleketlerinde toprağa
verileceği bildirildi. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 2 cumhuriyet savcısı, sabahın
erken saatlerinde fabrikaya gelerek incelemelerde bulundu. Olay yeri inceleme ekipleri, elektrik akımının çıktığı
panonun ve işçilerin düştüğü kuyunun milimetrik fotoğraflarını çekerek delil torbalarını mühürledi. İfadelerine
başvurulan fabrika genel müdürü, tüm yasal mevzuatlara uyduklarını ve olayın beklenmedik bir teknik arızadan
kaynaklandığını savundu. Ancak işçi yakınlarının avukatları, olayın bir kaza değil açık bir cinayet olduğunu ileri
sürerek davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını ilan ettiler.
Kamuoyunda oluşan büyük tepki sonrasında siyasi partiler de konuyla ilgili meclis araştırma önergesi
verilmesi için harekete geçti. Özellikle ana muhalefet partisi CHP temsilcileri, iş güvenliği yasalarının kağıt
üzerinde kaldığını ve denetimlerin rüşvet çarkları eliyle geçiştirildiğini savundu. Muhalefet milletvekilleri, Samsun
ilindeki bu tesiste daha önce de küçük çaplı yangınların çıktığını lakin hiçbir idari ceza uygulanmadığını vurguladı.
Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda ise suçluların her kim olursa olsun yargı önünde hesap vereceği ve
adaletin tecelli edeceği sözü verildi. Siyasi tartışmaların gölgesinde kalan işçi aileleri ise sadece adaletin yerini
bulmasını ve kendilerine uzanacak bir yardım eli beklemektedir. Vefat eden genç işçilerden birinin henüz 3 aylık
evli olduğu ve eşinin hamile olduğu bilgisi yürekleri sızlatan bir diğer detay olarak paylaşıldı. Bu toplumsal acı,
endüstrileşme sürecinde insan hayatının ekonomik çıkarların gerisinde kalmaması gerektiği gerçeğini bir kez daha
hatırlatmaktadır.
Fabrikada örgütlü olan işçi sendikası, kaza sonrasında geniş katılımlı bir genel kurul toplantısı düzenleyerek
grev kararı almayı masaya yatırdı. Sendika başkanı, işçilerin can güvenliği sağlanana kadar hiçbir üyenin o tesiste
çalışmayacağını sert bir dille ifade etti. Bu karar, fabrikanın üretim kapasitesini büyük ölçüde etkileyeceğinden,
işveren kanadı sendikayla uzlaşma yolları aramaya başladı. Yapılan ilk görüşmelerde, fabrikadaki tüm elektrik
altyapısının tamamen yenilenmesi ve bağımsız bir kurulca onaylanması şartı koşuldu. İşverenin bu şartları kabul
etmekten başka çaresinin kalmaması, işçi dayanışmasının ve sendikal örgütlenmenin önemini bir kez daha
kanıtladı. Süreç boyunca yerel halkın da işçilere destek vermek amacıyla fabrika önünde nöbet tutması, toplumsal
dayanışmanın en güzel örneği oldu.
Sektörel Denetimler ve Uzman Görüşleri
Ağır sanayideki bu durum, metal piyasalarında da geçici dalgalanmalara ve üretim durması nedeniyle tedarik
zincirinde aksamalara yol açabilir. Demir çelik ürünlerinin fiyatlarında yaşanabilecek olası artışlar, inşaat ve
otomotiv sektörlerini de dolaylı olarak olumsuz etkileyecektir. Ekonomik etkilerden ziyade can güvenliğinin
öncelikli kılınması, modern sanayi toplumlarının en temel yapı taşı olarak kabul görmektedir. Gelişmiş ülkelerde
uygulanan dijital denetim mekanizmalarının yerel işletmelerde de zorunlu hale getirilmesi için yasal düzenlemeler
hızlandırılmalıdır. Yapay zeka tabanlı sensörlerin, kablolardaki en ufak bir ısı artışını veya yalıtım sızıntısını
algılayarak sistemi kapatması bu sistemlerin temelidir.
Mühendislerin sunduğu raporlar doğrultusunda, benzer fabrikalarda çalışan binlerce işçi için de acil kontrol
dalgası başlatıldı. Bakanlık, çevre illerdeki tüm entegre demir çelik tesislerine ani baskınlar düzenleyerek iş
güvenliği standartlarını denetlemeye başladı. Yapılan ilk incelemelerde, pek çok tesiste kaçak akım rölelerinin
devre dışı bırakıldığı veya eski tip sigortaların kullanıldığı tespit edildi. Bu ihmalkar işletmelere toplamda 45
milyon lira idari para cezası uygulanırken, 2 tesisin faaliyeti eksikliklerini giderene kadar geçici olarak durduruldu.
Cezai yaptırımların caydırıcı olması, işverenlerin maliyet hesabından kaçarak güvenliğe yatırım yapmalarını
mecbur kılmaktadır. Gelecek nesillerin daha güvenli ve huzurlu bir çalışma ortamına sahip olması, bugün atılacak
olan kararlı adımlara bağlıdır. Bu doğrultuda, üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği bölümleriyle sanayi kuruluşları
arasında iş birliği protokolleri imzalanmalıdır.
Akademisyenlerin sahadaki pratik süreçleri yakından gözlemlemesi, teorik bilgilerin üretime entegre
edilmesini kolaylaştıracaktır. Fabrikalarda kurulacak olan ortak takip komisyonları, işçilerin şikayetlerini doğrudan 3bakanlığa iletebileceği bağımsız bir kanal işlevi görecektir. Samsun kentinde yaşanan bu büyük acı, dileriz ki
sanayi dünyasında milat olur ve benzer acı haberler bir daha ocakları söndürmez. Hayatını kaybeden işçilere
Allahtan rahmet, geride kalan kederli ailelerine ve tüm çalışma arkadaşlarına sabırlar diliyoruz.






