Genel HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

El Nino etkisi orman yangınları riskini yükseltiyor

El Nino'nun olası dönüşü, yangın mevsimi hazırlıklarını ve önleyici tedbirleri gündeme taşıyor. Uzman görüşleri, risk azaltımında atılması gereken adımları mercek altına alıyor.

İklim olaylarının küresel ölçekteki etkileri, yangın riski taşıyan bölgelerde hazırlık düzeyini sorgulatan gelişmelere yol açıyor. Yaz aylarına yaklaşırken artan sıcaklık beklentileri, yanıcı madde birikimini ve müdahale kapasitesini tartışma konusu haline getiriyor. Gözlemciler, önleyici politikaların yeterliliğini yakından inceliyor.

×

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi ile Dünya Meteoroloji Örgütü’nün değerlendirmeleri, Temmuz 2026’ya kadar El Nino koşullarının güçlenme ihtimalini yüksek gösteriyor. Bu durum, sıcak hava dalgaları ve kuraklık riskini artırabiliyor. Uzmanlar, olayın dolaylı etkilerinin yangın yayılımını hızlandırabileceğini belirtiyor.

El Nino ve yangın riski arasındaki bağlantı

Prof. Dr. Doğanay Tolunay, El Nino ile yangınların doğrudan ilişki taşımadığını vurguluyor. Yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğunu hatırlatıyor. Buna rağmen sıcaklık artışları ve düşük nem oranları, yangınların daha hızlı yayılmasına zemin hazırlayabiliyor. Yağışlı dönemlerin ardından büyüyen ot ve çalı örtüsü, kuraklıkla birlikte yanıcı hale geliyor.

Los Angeles’ta yaşanan benzer süreç, yağışlı yılların ardından gelen kuraklığın riski nasıl yükselttiğini gözler önüne seriyor. Santa Ana rüzgârları gibi etkenler, yangının kontrol altına alınmasını zorlaştırabiliyor. Benzer koşullar burada da haziran sonundan itibaren buğday hasadı ve anız yakma vakalarıyla birleşince risk daha da artıyor.

Yangın sezonunun uzayan yapısı

Resmi yangın sezonu 1 Mayıs-1 Kasım arası kabul ediliyor. Ancak son yıllarda eylül ve ekim aylarında büyük yangınlar yaşandı. Karadeniz bölgesinde ocak ve şubat aylarında bile yangınlar görülebiliyor. Geçen yıl Bursa, Sakarya ve çevre illerde geniş alanlar zarar gördü. Nisan ayında da ormanlık alanlarda kayıplar meydana geldi.

Tolunay, yangınların artık yalnızca belirli kıyı şeritlerinin sorunu olmadığını ifade ediyor. Yılın her döneminde hazırlıklı olunması gerektiğini savunuyor. Bu durum, kurumlar arası koordinasyonun ve toplum farkındalığının önemini artırıyor. Orman Genel Müdürlüğü dışında belediyeler ve enerji şirketleri de sorumluluk taşıyor.

Hazırlıkta çok yönlü yaklaşım ihtiyacı

Hava araçları filosunun güçlendirilmesi önemli olsa da tek başına yeterli görülmüyor. Geçen yıl 81 bin hektardan fazla alan yandı. Uzmanlar, yalnızca söndürme kapasitesine odaklanmanın eksik kaldığını belirtiyor. Risk azaltımı, yanıcı madde yönetimi ve yerleşim çevresinde tampon alanlar oluşturulması öncelikli hale geliyor.

Yangına dayanıklı yapı malzemelerinin teşviki ve orman kenarındaki yapılaşmanın sınırlanması, uzun vadeli çözümler arasında yer alıyor. Kamuoyunda yaygın olan yağışlı bahar algısı, her zaman riski düşürmüyor. Aksine, artan biyokütle kurak dönemde daha büyük tehlike oluşturabiliyor.

Önleyici politikalar ve toplumsal sorumluluk

2024’te 3 bin 800, 2025’te 3 bin 200 orman yangını çıktı. Hedef, bu sayıyı binlere çekmek olarak ifade ediliyor. Tolunay, yalnızca kurumların değil medyanın ve toplumun da yangın riskine karşı hazırlıklı olması gerektiğini savunuyor. Kırsal yangınların can kayıplarına yol açtığı örnekler, çok kurumlu yaklaşımın zorunluluğunu gösteriyor.

Uzman görüşleri, iklim değişikliğiyle birlikte yangın mevsiminin uzadığını ve coğrafyanın genişlediğini ortaya koyuyor. Erken uyarı sistemleri, eğitim çalışmaları ve düzenli ot temizliği, bireysel ve kurumsal düzeyde alınabilecek önlemler arasında sayılıyor. Bu adımlar, hem can hem de mal kayıplarını azaltma potansiyeli taşıyor.

Başa dön tuşu