Genç yaşta hayattan koparılan evladının anısını yaşatmak için mücadele eden Emel Korkmaz, derin sessizliğini bozarak çok özel açıklamalarda bulundu. Yaşadığı tarifsiz acıya rağmen dimdik ayakta kalmayı başaran acılı anne, evladını kaybettiği o en karanlık günde bile içindeki inancı nasıl koruduğunu usta bir editör diliyle aktardı. Toplumsal hafızada derin izler bırakan o zorlu sürecin perde arkası, adalet arayışının getirdiği büyük sorumluluklar ve gençlerin geleceğine ışık tutan vakıf çalışmaları, usta kalemiyle tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkıyor. Yaşanan acıların ardından kurulan güçlü bağlar, insanlığın ortak vicdanında yankı bulmaya devam ediyor.
Eskişehir’de yaşanan ve tüm ülkeyi yasa boğan acı olayın ardından adalet arayışını bir an olsun bırakmayan Emel Korkmaz, adalet mücadelesinin sadece kendi evladı için olmadığını her fırsatta vurguluyor. Yaşanan haksızlıkların karşısında durmanın büyük bir cesaret gerektirdiğini belirten acılı anne, adalet saraylarının koridorlarında geçen uzun yılları büyük bir metanetle anlatıyor. Adaletin er ya da geç tecelli edeceğine olan inancını hiçbir zaman kaybetmediğini ifade eden Korkmaz, bu süreçte kendisine destek olan binlerce gönüllünün varlığından güç aldığını dile getiriyor. Toplumun her kesiminden yükselen adalet talebi, annenin kararlı duruşuyla birleşerek dalga dalga büyümeye devam ediyor.
Evladının yarım kalan hayallerini gerçekleştirmek amacıyla kurulan Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV), yüzlerce gencin eğitim hayatına dokunarak umudun simgesi haline geliyor. Emel Korkmaz, vakfın kuruluş sürecini ve bugüne kadar ulaştığı başarıları büyük bir gururla paylaşıyor. Kitap okumayı çok seven, köy okullarına yardım götürmek için çırpınan ve huzurevlerini ziyaret eden bir gencin mirası, bugün onun adını taşıyan burs fonlarıyla yaşatılıyor. Gencecik bedenlerin toprağa düştüğü topraklarda, eğitimle yeşeren yeni fidanlar yetişiyor. Vakıf çatısı altında toplanan bağışlar, eğitim hakkından mahrum kalma riski taşıyan üniversite öğrencilerine can suyu oluyor.
Vakfın en büyük gelir kaynaklarından birini oluşturan maraton koşuları, her yıl binlerce gönüllünün katılımıyla büyük bir dayanışma şölenine dönüşüyor. İstanbul Maratonu’nda bizzat koşan Emel Korkmaz, 205 gönüllüsüyle birlikte adalet ve eğitim için adımlarını atmaya devam ediyor. Son düzenlenen organizasyonda toplanan 631 bin 847 lira bağış sayesinde, tam 210 öğrenciye eğitim bursu sağlanması usta bir çalışmayla başarıldı. Eğitim için koşan her bir gönüllü, adalete olan inancın ve toplumsal dayanışmanın ne denli güçlü olduğunu tüm dünyaya ilan ediyor. Gençlerin eğitim masraflarını karşılamak adına atılan her adım, geleceğe bırakılan en değerli miras olarak nitelendiriliyor.
Acılı anne, bir evladın kaybedildiği günün bir annenin yaşayabileceği en büyük kıyamet olduğunu, ancak o gün bile içindeki yaşama sevincini ve adalet umudunu yitirmediğini belirtiyor. Evladının insan sevgisiyle dolu yüreğini anlatan Korkmaz, onun küçücük yaşta engelliler için mavi kapak topladığını, çocuklara kitaplar hediye ettiğini gözyaşlarıyla anımsıyor. Bu iyilik hareketinin yarım kalmaması gerektiğine inanan aile, acılarını bir kenara bırakarak kendilerini tamamen gençlerin eğitimine adıyor. Toplumda yaşanan şiddet sarmalına karşı en büyük panzehrin eğitim ve sevgi olduğunu savunan anne, kararlılığını koruyor. Her bir burslu öğrencinin gözlerinde kendi evladının ışığını gördüğünü söyleyen Korkmaz, mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğini haykırıyor.
Yaşanan bu büyük dramın sektörel ve toplumsal etkileri incelendiğinde, adalet sistemine olan güvenin sarsılmaması adına hukuk kurumlarının çok daha hassas davranması gerektiği açıkça görülüyor. Sivil toplum kuruluşlarının bu tür acı olayların ardından üstlendiği yapıcı rol, toplumsal barışın korunmasında hayati bir önem taşıyor. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve gençlerin şiddetten uzak tutulması için alınacak önlemler, benzer acıların bir daha yaşanmamasını garanti altına alacak en önemli adımlar arasında yer alıyor. Genç nesillerin adalet bilinciyle yetiştirilmesi, toplumsal huzurun gelecekteki en büyük teminatı olarak kabul ediliyor. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalar, usta bir stratejiyle yarınları inşa ediyor.
Sivil toplum örgütlerinin eğitim alanındaki faaliyetleri, devletin yükünü hafifletirken aynı zamanda toplumsal dayanışma ruhunu da zirveye taşıyor. Ali İsmail Korkmaz Vakfı tarafından yürütülen projeler, sadece maddi destek sağlamakla kalmayıp gençlerin sosyal ve kültürel gelişimlerine de büyük katkılar sunuyor. Gençlerin sanata, bilime ve toplumsal fayda sağlayacak projelere yönlendirilmesi, ülkenin entelektüel sermayesini güçlendiriyor. Yaşanan acılardan ders çıkararak daha aydınlık bir gelecek inşa etmek, ancak ve ancak eğitimli bireylerin çoğalmasıyla mümkün kılınıyor. Annenin başlattığı bu kutsal yürüyüş, her geçen yıl büyüyerek binlerce yüreğe umut aşılamayı sürdürüyor.
Eğitim burslarının dağıtımında uygulanan şeffaf ve adil kriterler, vakfa olan güveni her geçen gün daha da artırıyor. İhtiyaç sahibi öğrencilerin belirlenmesi sürecinde usta bir titizlikle hareket eden vakıf yönetimi, bağışçıların yardımlarının doğru yerlere ulaşmasını sağlıyor. Emel Korkmaz, her bir bağışçının adını ve desteğini büyük bir şükranla andığını, bu dayanışmanın kendisini hayata bağlayan en güçlü bağ olduğunu ifade ediyor. Adalet arayışının eğitimle taçlandırıldığı bu benzersiz model, sivil toplum dünyasında örnek bir başarı hikayesi olarak gösteriliyor. Karanlığa karşı yakılan bir mum, binlerce gencin geleceğini aydınlatmaya yetiyor.
Toplumsal barışın ve adaletin tesisi için sivil inisiyatiflerin desteklenmesi, her vatandaşın asli görevleri arasında yer alıyor. Yaşanan trajedilerin ardından adalet arayışını sokağa değil, eğitime ve vakıf çalışmalarına yönlendiren ailenin duruşu, takdire şayan bir olgunluk barındırıyor. Şiddet kültürünün yok edilmesi amacıyla okullarda adalet ve insan hakları derslerinin yaygınlaştırılması, alınacak kurumsal önlemlerin başında geliyor. Gençlerin barışçıl ve demokratik yöntemlerle hak aramayı öğrenmesi, toplumsal dönüşümün anahtarını oluşturuyor. Bu usta yaklaşım, acılardan intikam değil, büyük bir iyilik hareketi doğurabileceğini kanıtlıyor.
Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle hareket eden tüm yapılar, bu kararlı mücadeleden feyz almaya devam ediyor. Emel Korkmaz, evladını yitirdiği o uğursuz günü dün gibi hatırlasa da, içindeki umut ışığının hiçbir rüzgarla sönmediğini ve sönmeyeceğini bir kez daha kanıtlıyor. Gençlerin aydınlık yarınları için atılan her adımda, koşan her gönüllüde ve okuyan her burslu öğrencide bu inancın izleri açıkça görülüyor. Adalet ve sevgiyle yoğrulan bu uzun soluklu yürüyüş, sarsılmaz bir iradeyle nihai hedefine doğru kararlılıkla ilerliyor. Toplumun vicdanında yer edinen bu onurlu mücadele, geleceğin en büyük teminatı oluyor.






