DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın Beştepe Sarayı’na yaptığı ziyaret, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Görüşme talebinin bizzat kendisinden geldiğini açıklayan Sakık, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile uzun süre baş başa kaldığını belirtti. İki isim arasında yaşanan bu özel görüşmenin içeriği, günleri aşan bir merak uyandırırken Sakık’ın paylaştığı ayrıntılar siyasi dengeleri derinden sarstı. Kürt siyasi hareketinin kritik isimlerinden biri olan Sakık’ın bu adımı, süregelen çözüm arayışının yeni bir boyut kazandığının işareti olarak değerlendirildi.
Erdoğan’a iletilen mesajlar
Sakık, görüşmede öncelikle çözüm sürecinin bir an önce işler hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplumun büyük bir sabırsızlık ve beklenti içinde olduğunu aktaran Sakık, Erdoğan’a doğrudan şu çağrıda bulundu: “Siz barışa öncülük edin, bu ülkede barışı inşa edin ve bu ülkenin azizi olun.” Sürecin daha fazla ötelenmesi durumunda toplumun umutlarının tükeneceği uyarısında da bulunan Sakık, meclisin bu yaz tatile gitmemesi gerektiğini açıkça ifade etti. Kürtlerin kendi dil, kültür ve kimliklerini özgürce ifade edebildiği bir yapının yasal ve anayasal güvence altına alınmasını talep eden Sakık, bu meseleyi somut bir talepler bütünü olarak masaya yatırdı. Erdoğan ise görüşme boyunca daha çok dinleyici konumunda kaldı, notlar aldı ve “Süreci önemsiyoruz, inşallah birlikte çözeceğiz” diyerek karşılık verdi.
Gölde duran su bozulur
Sakık, sürecin tehlikeli bir eşiğe yaklaştığını somut bir örnekle anlatmak için Kürt kültüründen bir atasözüne başvurdu. “Av di golêda bimîne genî dibe,” yani “Su gölde kaldıkça bozulur, koku vermeye başlar” anlamına gelen bu deyimi Erdoğan’a aktardığını söyledi. Bu metafor, çözümsüzlüğün yalnızca siyasi bir tıkanıklık olmadığını; ertelen her adımın toplumsal umudu erittiğini, birikmiş kırılmaların sabotaj zemini yaratabileceğini güçlü bir biçimde ortaya koyuyordu. Sakık, Erdoğan’a bu süreci ertelemenin çok daha ağır bedeller doğurabileceğini de özellikle hatırlattı. Mevcut konjonktürün nadir sunduğu tarihi fırsatlar arasında olduğunu belirten Sakık, bu pencereden bakıldığında hareketsizliğin de başlı başına bir tercih anlamına geleceğini ekledi. Görüşmenin tüm bu dinamiği, kamuoyunda uzun süre tartışılacak bir iz bıraktı.
Akil İnsanlar heyeti önerisi
Sakık’ın görüşmede masaya getirdiği en somut önerilerden biri, 2013’teki çözüm sürecinde de kullanılan Akil İnsanlar heyeti modelinin yeniden hayata geçirilmesi oldu. Toplumun farklı kesimlerinden geniş bir temsil gücüne sahip olacak bu mekanizmanın, sürece mesafeli ya da karşı duran kesimleri de kapsayacak şekilde kurgulanmasını önerdi. Ülkücü ve milliyetçi çevrelerden İslami kesimlere, soldan demokrat muhafazakâr gruplara uzanan geniş bir yelpazede oluşturulacak böyle bir heyetin, sürecin meşruiyetini güçlendireceğini ve toplumsal kabulü artıracağını vurguladı. Bu öneri, daha önce denenen ve belirli bir etki yaratan bir modelin güncellenmiş biçimi olarak dikkat çekiyordu. Sakık, bu tür kapsayıcı mekanizmaların barış inşasının olmazsa olmaz taşları olduğunu da sözlerine ekledi.
Demirtaş meselesi ve AİHM kararları
Görüşmenin en hassas gündem maddeleri arasında Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu konusu da yer aldı. Sakık, Demirtaş’ın 10 yıldır haksız biçimde cezaevinde bulunduğunu ve bu durumun hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi kararlarıyla tescillendiğini hatırlattı. Bu kararların uygulanmasını doğrudan talep eden Sakık, Demirtaş’ın serbest kalması durumunda çözüm sürecine anlamlı katkı sağlayabileceğini de özellikle vurguladı. AKP hükümetinin bu konudaki tutumunun uluslararası hukuk standartlarıyla bağdaşmadığını, içinde bulunulan tablonun hem siyasi hem de hukuki açıdan sürdürülemez olduğunu defalarca altını çizdi. Sakık’a göre bu mesele, daha kapsamlı bir barış zemininin kurulabilmesi için çözülmesi gereken öncelikli başlıkların başında gelmektedir.
Sürecin önündeki riskler ve fırsatlar
Siyasi analistler, Sakık’ın bu ziyaretini salt bireysel bir diplomatik girişim olarak değil, DEM Parti’nin AKP hükümetiyle yürüttüğü dolaylı müzakerenin bir halkası olarak okuyor. Kürt meselesinde çözüm penceresi dönem dönem aralanmış, ancak her seferinde iç ve dış dinamiklerden kaynaklanan kırılmalar nedeniyle kapanmıştır. Bu tabloda sürecin en büyük riski, tarafların birbirinin iyi niyetini test etmek için bekleme döngüsüne girmesi ve bu bekleyişin umutları tüketmesidir. Öte yandan 2026 yılının siyasi atmosferi, geçmiş dönemlerle kıyaslandığında daha elverişli bir zeminin oluştuğuna işaret ediyor; zira hem ulusal hem de uluslararası baskılar çözüme olan ilginin canlı tutulmasına katkı sağlıyor. Meclisin yasama takvimini esnek tutarak bu sürece alan açması, atılacak adımların kalıcılığı açısından belirleyici bir işlev üstlenebilir.
Sık Sorulan Sorular
Sırrı Sakık neden Beştepe’ye gitti?
Sakık, çözüm sürecinin hızlandırılması ve Kürtlerin anayasal haklarının güvence altına alınması talebiyle bizzat görüşme talep ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi.
Görüşmede Demirtaş konusu gündeme geldi mi?
Evet, Sakık görüşmede Demirtaş’ın 10 yıldır tutuklu olduğunu ve mahkeme kararlarına rağmen serbest bırakılmadığını doğrudan dile getirdi; bu kararların uygulanmasını talep etti.
Akil İnsanlar heyeti neden önerildi?
Sakık, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir meşruiyet zemini oluşturmak amacıyla 2013 modelinden ilham alan bu öneriyi Erdoğan’a iletti; sürecin toplumsal kabulünü artırmak için böyle bir mekanizmanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Meclisin bu yaz tatile gitmemesi neden isteniyor?
Sakık’a göre çözüm süreci kritik bir eşiğe gelmiş durumda olup gereken yasal düzenlemelerin yapılması için meclisin çalışmaya devam etmesi şart; aksi takdirde süreç yeniden askıya alınabilir.






