Allah ülkemizi ve milletimizi korusun, inşallah olmaz temennisi ekonomist yazarın borsa düşüşünü aktarırken yinelediği dualarla birleşiyor. 19 Eylül 2026 tarihinde 130 şirketin tasfiye süreci ve sınırlı fondaki likidite sorunu konuşuldu. Sorunlu fonlarda 18 milyar dolar tutar yer aldığı ve bunun toplam riskin yüzde 10 una denk geldiği belirtildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Çarşamba günü 5 milyar dolar döviz satarak denge aradı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek gelişmenin sınırlı kaldığını ifade etti. Yazıda piyasa işleyişi yatırımcı yükümlülüğü kamu müdahalesi enflasyon süreci ve altyapı varlıkları incelenecektir. Şimdi konuşulan konuların ilk katmanına geçiş yaparak ayrıntılara bakalım.
Piyasalardaki Ani Gerilemenin Teknik Yönü
Borsa endeksi hızla gerilerken işlem hacmi daraldı ve nakit akışı kesildi. Bir grup fon çözüm sürecine alındı. Yatırımcılar hesaplarındaki erimeyi yakından izledi. Hukuk düzeni işlerse toparlanma şansı doğar. Zamanında atılan adımlar paniği sınırlar.
Yaşanan tablo borsa gerilemesi şeklinde tanımlandı ve fon sözleşmelerindeki risk maddeleri yeniden hatırlatıldı. Getiri döneminde kazanan taraf kayıp döneminde de sonucu üstlenmelidir. Üç bankanın yükü paylaşacağı speküle edildi. Kaynak akışı merkez bankası kanallarından sağlanabilir. Bütçe açığı 1 trilyon lirayı geçmiş durumda.
Para miktarı kuramı devreye girmektedir çünkü dolaşımdaki para mal ve hizmet fiyatlarını doğrudan etkiler. Arz yerinde sayarken talep devam ederse enflasyon ivme kazanır. Üretim gerilemesi fiyatlar üzerinde baskı oluşturur. Fonlardan çıkan kaynaklar bu döngüyü hızlandırabilir. İhtiyatlı para politikası zorunludur.
Şeffaf bir tasfiye takvimi güveni yeniden tesis eder. Bağımsız denetim sonuçları kamuoyuna sunulmalıdır. Yatırımcıları bilgilendiren toplantılar düzenlenmelidir. Hukuki güvenceler netleştirilmelidir. Adalet duygusu piyasayı ayakta tutan temeldir.
Yatırımcıların Üstlendiği Risk ve Sözleşme Gerçeği
Fonlara kaynak aktaran kişiler sözleşmeyle riski baştan kabul etmiş olur. Yüksek getiri beklentisi yüksek kayıp ihtimalini de beraberinde getirir. Devlet her zararı karşılamak zorunda değildir. Bireysel tercih kendi sonucunu doğurur. Bilgi eksikliği mağduriyeti büyüten etmendir.
Bu durum fon sıkışıklığı ile birlikte vatandaşın kendi kararının sorumluluğunu da gündeme getirir. Bankalar eliyle aktarılan tutarlar kamu kaynaklarından karşılanır. Hazine açığı büyüdükçe vergi yükü artar. İşlemeyen köprü ve otoyol için ödeme yapmak sorgulanır hale gelir. Adil paylaşım ilkesi esas alınmalıdır.
Sektör temsilcileri likidite rezervlerinin güçlendirilmesini önerdi. Stres testlerinin düzenli tekrarlanması gerekir. Küçük yatırımcıyı koruyan mekanizmalar genişletilmelidir. Farkındalık çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Önlem almak sonradan ödemekten her zaman daha ekonomiktir.
Kamu Müdahalesinin Sınırları ve Etik Tartışma
Devlet piyasayı tamamen çökmekten alıkoymak ister ancak kullanılan kaynak milletin vergileridir. Ulus devlet anlayışı bu birikimin korunmasını gerektirir. Sınırsız destek ahlaki sorunu beraberinde getirir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez. Hesap verebilirlik vazgeçilmez ilkedir.
Müdahale kararı likidite krizi sonrasında hızla alındı ve ilgili kurul acil toplandı. Karantinaya alınan yüzde 10 luk kesim genel sistemi etkilemedi. Buna karşın toplam riskin 100 milyar dolara ulaşabileceği uyarısı yapıldı. Bir yıl önceki başlangıçta önlem alınsaydı süreç durdurulabilirdi. Gecikmenin bedeli yükseldi.
Köprü ve otoyol kiralama görüşmeleri 6,5 ile 8 milyar dolar bandında seyrediyor. Mevcut kayıplar 5 milyar doları bulmuş durumda. Satışın açık ve rekabetçi ihale ile yapılması isteniyor. Tekelleşme ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Kamu yararı her zaman önde tutulmalıdır.
Enflasyonist baskı ancak üretim artışıyla kırılabilir. Talep yönlü adımlar fiyatları yukarı çeker. Arz yönlü teşvikler dengeyi sağlar. İstihdam korunursa toplumsal maliyet azalır. Uzun soluklu bir program şarttır.
Vatandaş neden verimsiz yatırımlar için ödesin sorusu haklı bir zemine oturur. Verimlilik ölçütü her projeye konulmalıdır. Atıl kapasite elden çıkarılmalıdır. Kaynak israfı durdurulmalıdır. Hesap sorulabilir yönetim anlayışı güven yaratır.
Uluslararası pratikler şeffaf tasfiye örnekleri sunar. Bu deneyimler yerli uygulamaya uyarlanabilir. Teknik heyetler ayrıntılı rapor hazırlamalıdır. Kamuoyu düzenli bilgilendirilmelidir. Ortak akıl çözümü hızlandırır.
Enflasyon Süreci ve Para Politikasının Rolü
Piyasadaki para miktarı çoğaldığında mal ve hizmet fiyatları yükselir. Bu klasik yaklaşım günümüz koşullarında da geçerlidir. Fonlardan çıkan para tüketime kayarsa talep şişer. Üretim aynı düzeyde kalırsa fiyatlar hızla artar. Merkez bankası sıkı duruşunu sürdürmelidir.
Döviz satışı kuru dengelemek amacıyla yapıldı. 5,2 milyar dolarlık işlem geçici bir rahatlama getirdi. Kalıcı çözüm yapısal düzenlemelerdedir. Cari işlemler açığı kontrol altına alınmalıdır. İhracatı destekleyen adımlar güçlendirilmelidir.
Faiz koridoru enflasyonu dizginlemede kullanılan bir araçtır. Beklenti yönetimi açık ve tutarlı dille yürütülmelidir. Piyasa aktörleri öngörülebilirlik arar. Güven yeniden inşa edilmelidir. İletişim dilinin sadeleşmesi fayda sağlar.
Üretim seferberliği fiyat istikrarının temel dayanağıdır. Tarım ve sanayi kapasitesi artırılmalıdır. Enerji giderleri düşürülmelidir. Lojistik darboğazlar giderilmelidir. Rekabet ortamı muhafaza edilmelidir.
Eğitim müfredatına finansal okuryazarlık eklenmelidir. Genç kuşak risk kavramını erken öğrenmelidir. Aile bütçesi bilinci yaygınlaştırılmalıdır. Medya doğru ve ölçülü analiz sunmalıdır. Toplumsal direnç bu yolla yükselir.
Altyapı Varlıklarının Geleceği ve Toplumsal Bedel
Kullanılmayan geçiş noktaları için ödenen tutar vatandaşı rahatsız eder. Verimlilik raporu her yıl yayımlanmalıdır. Atıl varlıklar ekonomiye kazandırılmalıdır. Kamu özel ortaklığı şeffaf biçimde yürütülmelidir. Denetim bağımsız kurulmalıdır.
Bu bakış ekonomik dalgalanma dönemlerinde daha da önem kazanır çünkü kaynaklar kıtlaşır. Öncelik sırası yeniden belirlenmelidir. Sosyal konut ve eğitim harcamaları öne alınmalıdır. Ulaştırma projeleri gerçek ihtiyaç analizine dayanmalıdır. İsraf mutlaka durdurulmalıdır.
Yerel yönetimler kendi bütçelerinde mali disiplin göstermelidir. Merkezi aktarımlar performans koşuluna bağlanmalıdır. Başarısız projeler zamanında durdurulmalıdır. Hesap verebilirlik kültürü yerleşmelidir. Vatandaş katılımı süreçleri güçlendirir.
Sivil toplum kuruluşları izleme raporları hazırlayabilir. Bağımsız gözlem şeffaflığı artırır. Vatandaşlar dijital kanallar üzerinden şikayet iletebilir. Spekülasyonu azaltan platformlar çoğaltılmalıdır. Katılım demokrasiyi pekiştirir.
Sonuç olarak piyasalardaki bu hareketlilik ciddi bir uyarı niteliği taşır. Hukuk ve adalet işlerse toparlanma imkanı doğar. Milletin birikimi korunmalıdır. Ülkemizi ve milletimizi muhafaza etme temennisiyle tedbir almak elzemdir. Gelecek kuşaklar daha sağlam bir ekonomik yapı devralsın.
