Kültür HaberleriSon Dakika Gelişmeleri

Aydınların ihaneti kavramı entelektüel sorumluluğu yeniden tanımlıyor

Aydınların ihaneti tartışması bilgi tavır ve tarihsel bilinç eksikliğinin toplum üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getirirken gerçek aydın ile sözde aydın arasındaki farkı derinlemesine ele alıyor. Okuyucu Uğur Mumcu’dan Attilâ İlhan’a uzanan ölçütleri modern algoritma etkisini ve sadakatin nereye ait olması gerektiğini keşfedecek. İlkesizlik ile ilke arasındaki gerilim de masaya yatırılıyor.

Aydınların ihaneti kimlerin gerçek anlamda aydın sayılabileceği sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Diploma bilgi ya da görünürlük tek başına insanı aydın yapmaz. Uğur Mumcu bilgiyi İlhan Selçuk tarihsel bilinci Ahmet Taner Kışlalı tavrı Attilâ İlhan ise bağımsızlık ve ulusal bilinci temel ölçüt olarak görür. Bu makalede gerçek aydının ölçütleri sözde aydın türlerinin ortaya çıkışı tarihsel bilinç eksikliğinin sonuçları ve dijital çağda aydının dönüşümü sırasıyla incelenecek.

Aydınların ihaneti

Gerçek aydının ölçütleri nelerdir?

Uğur Mumcu bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağını açıkça belirtir. Onun için aydınlık bilgi temeline dayanır. İlhan Selçuk ise tarihsel bilinci öne çıkarır. Ahmet Taner Kışlalı aydın ile enteli birbirinden ayırır. Aydın gerçeğin peşinden giderken entel moda düşüncenin peşinden koşar. Aydın bedel öder entel ise konjonktürü izler. Aydın rüzgara karşı yürür entel rüzgarın estiği yöne döner.

Aydınların ihaneti

Attilâ İlhan bağımsızlık ve ulusal bilinci temel alır. Edward Said aydını güce mesafe koyabilen ve statükoyu rahatsız eden kişi olarak tanımlar. Gerçek aydın yalnızca siyasi iktidarı değil muhalefeti kendi mahallesini ve kendini alkışlayanları da eleştirir. Sadakati mahalleye değil gerçeğe aittir. Bu ölçütler aydının omurgasını oluşturur. Bilgi tavır ve bilinç bir araya gelmeden aydınlık oluşmaz.

Aydınların ihaneti

Sokrates sorgulamayı Aristoteles akıl ile erdemi Kant ise başkasının vesayetinden kurtulup kendi aklını kullanma cesaretini öne çıkarır. Julien Benda 1927’de yazdığı eserde entelektüel faaliyetlerin siyasal tutkuların oyununa dönüştüğü çağı tanımlar. Aydınların ihaneti bu ölçülerin yokluğunda ortaya çıkar. Gerçek aydın fırtınada bile pusulasını değiştirmez. Sözde aydın ise fırtına başlayınca yön değiştirir.

Aydınların ihaneti

Bu ölçütlerin yokluğu toplumda derin boşluklar yaratır. Bilgiye dayalı düşünce yerini sloganlara bırakır. Araştırma yerine paylaşım egemen olur. Aydının temel görevi gerçeği aramak ve bedel ödemektir. Bu görev yerine getirilmediğinde toplumsal yön duygusu zayıflar. Tarihsel örnekler bu boşluğun ağır sonuçlar doğurduğunu gösterir.

Aydınların ihaneti

Sözde aydın türlerinin ortaya çıkışı

Anadolu’nun bereketli toprağında liboş tipi türedi. Özgürlüğü ilkeye göre değil konjonktüre göre savunan bu tip kendi ülkesinin ulusal çıkarını savunmayı gericilik sayar. Omurgasız ve ilkesiz bir yaklaşım sergiler. Lümpen tipi ise kültürel sığlığı kabalığı ve gösterişi kimliğe dönüştürür. Bilgisi kıt iddiası büyük bu tip çeyrek eğitimli olarak tanımlanır. Entel moda düşüncenin peşinden gider.

Aydınların ihaneti

Bu türler zamanla çoğaldı. Yetmez ama evet diyenler ve İkinci Cumhuriyetçiler vesayet ve statüko çığlıkları attı. Sevr’i bilmeden Lozan’ı küçümsediler. İşgali bilmeden Kurtuluş Savaşı’nı yargıladılar. Osmanlı’nın parçalanmasını kavramadan Cumhuriyet’i eleştirdiler. Irak Libya ve Suriye’deki gelişmeleri görmeden ulus devletin gereksizliğini savundular. Emperyalist amaçlara destek oldular.

Aydınların ihaneti

Biz böyle olacağını düşünmemiştik diyenler tarihsel bilinçten yoksun kaldı. Attilâ İlhan bu ülkeyi iki yüz yıldır aydınların batırdığını halkın kurtardığını söyler. Komprador aydın kavramını kullanır. Kendi ülkesine kendi penceresinden bakamayan dışarıdan ödünç aldığı gözlükle toplumunu değerlendiren tipi tanımlar. Aydınların ihaneti bu tiplerin yaygınlaşmasıyla ağırlaşır. İlkesizlik toplumsal yön duygusunu zayıflatır.

Sözde aydın seçici cesur davranır. Karşı mahalleye karşı aslan kendi mahallesine karşı kedi olur. Bunun adı aydınlık değil mahalle militanlığıdır. Gerçek aydın ise her yöne karşı aynı tutarlılığı gösterir. Bu fark toplumsal tartışmaların kalitesini belirler. İlkesiz yaklaşımlar uzun vadede ağır bedeller ödetir.

Tarihsel bilinçten yoksunluk büyük yanılgılara yol açar. Sevr’i bilmeden Lozan’ı küçümseyen yaklaşım tarihsel süreçleri yanlış okur. İşgali bilmeden Kurtuluş Savaşı’nı yargılayan tutum bağımsızlık mücadelesini değersizleştirir. Osmanlı’nın parçalanmasını kavramadan Cumhuriyet’i yerden yere vuran bakış kendi tarihine yabancılaşır. Bu yabancılaşma toplumsal hafızayı zayıflatır.

Irak’ın parçalanması Libya’nın çöküşü ve Suriye’nin yaşadıkları görülmeden ulus devletin gereksizliği savunulur. Bu savunma emperyalist amaçlara dolaylı destek sağlar. Tarihsel bilinç eksikliği aydını kendi toprağından koparır. Attilâ İlhan’ın komprador aydın tanımı bu kopuşu net biçimde ifade eder. Kendi penceresinden bakamayan aydın dışarıdan ödünç aldığı çerçeveyle hareket eder.

Bu kopuş toplumsal maliyetler doğurur. Aklını kiraya verenler ve vicdanını teslim edenler çoğalır. Anadolu’nun kara yazgısı bu bollukta somutlaşır. Saygısızlığın nezaket yüzsüzlüğün yiğitlik cehaletin bilgelik sayıldığı bir ortam oluşur. Aydınların ihaneti bu ortamın hem nedeni hem sonucudur. Tarihsel bilinç olmadan doğru tavır geliştirmek mümkün olmaz.

Gerçek aydın tarihsel süreçleri bilerek hareket eder. Bu bilinç ona rüzgara karşı yürüme gücü verir. Eksiklik ise yön değiştirmeyi kolaylaştırır. Toplumsal hafızanın zayıflaması uzun vadede ağır sonuçlar doğurur. Aydının temel sorumluluklarından biri bu hafızayı canlı tutmaktır.

Dijital çağda aydının dönüşümü

Dijital dünya yeni bir tip yarattı. Kitap okumayan ama yazarı küçümseyen tarih bilmeyen ama tarihçiye ders veren hukuk bilmeyen ama Anayasa yorumlayan askerlik bilmeyen ama savaşı anlatan bir tip ortaya çıktı. Bilgiye ihtiyaç duymayan bu tip Einstein’ın cehalet ne güzel her şeyi biliyorsun sözünü ve Gorki’nin ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun ifadesini hatırlatır. Algoritma aydını türedi.

Bilginin yerini takipçi sayısı aldı. Derinliğin yerini görünürlük cesaretin yerini beğeni fikrin yerini slogan kitabın yerini paylaşım araştırmanın yerini algoritma aldı. Herkes uzman herkes tarihçi herkes hukukçu herkes ekonomist herkes strateji uzmanı haline geldi. Entel modaya liboş konjonktüre lümpen alkışa bakar. Sözde aydın fırtına başlayınca yön değiştirir.

Gerçek aydın ise fırtınada bile pusulasını değiştirmez. Julien Benda’nın tanımı bu çağda yeniden anlam kazanır. Entelektüel faaliyetlerin siyasal tutkuların oyununa dönüşmesi tehlikesi büyür. Aydınların ihaneti dijital görünürlükle daha da kolaylaşır. Algoritma gerçek arayışını değil beğeni arayışını ödüllendirir. Bu durum toplumsal tartışmaların sığlaşmasına yol açar.

Gerçeğin değil çıkarların safında yer alan aydınların ihaneti ağır bedeller ödetir. Aklını kiraya verenlerin ve vicdanını teslim edenlerin bolluğu bu toprakların kara yazgısıdır. Saygısızlığın nezaket yüzsüzlüğün yiğitlik cehaletin bilgelik olduğu bir mezarlık oluşur. Gerçek aydının sadakati mahalleye değil gerçeğe aittir. Bu sadakat korunmadığında toplumsal yön duygusu kaybolur. Aydınların ihaneti bu kaybın en ağır biçimidir.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın