Etnik kimlikler kitabı konusu Prof. Dr. Berin Erginin kaleme aldığı eserin etnik kimlikler ve 1920 sonrasında ortaya çıkan sorunları bilimsel bir zemine taşımasıyla gündeme geliyor. Osmanlı ve cumhuriyet dönemlerindeki olaylar, isyanlar ile yabancı devletlerin bu topraklar üzerindeki emelleri ideolojik bakıştan arındırılarak ele alınıyor. Alt başlıklarda kitabın ortaya koyduğu tarihsel değerlendirme, isyanların kökenleri, dış destekli bölme projeleri ve birlik vurgusu inceleniyor. Bu çerçevede ilk olarak eserin genel yaklaşımına geçiliyor.
Kitap hangi tarihsel süreçleri bilimsel bir zemine taşıyor?
Kadim dostu Türk Kalp Vakfı Onursal Başkanı Çetin Yıldırımakın eseri yazarın eline ulaştırdı. Telefonda bitirinceye kadar elinden bırakamadığını belirtti. Kitabın yazarı Prof. Dr. Berin Ergini tanımıyor ancak büyük bir emeğin ve uzun araştırmaların ürünü olan bu değerli çalışmayı ülkeye armağan ettiği için kutluyor. Eser hem Osmanlı hem cumhuriyet dönemindeki sorunları, Kürt isyanlarını ve Batılı devletlerin vahşi emellerini ideolojik zeminden çıkartarak bilimsel bir değerlendirme alanına taşıyor.
Özellikle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekinin bu kitabı okumasını ve hayranı olduğu Osmanlının bu ülkeyi nasıl batırdığını anlamasını diliyor. Özgür Özelin de bu önemli kitabı okumasında büyük fayda görüyor. Okuyup yararlanıp yararlanmamak kendi bileceği iş olarak kalıyor. etnik kimlikler kitabı üzerinden yapılan bu değerlendirme, tarihsel olayları film şeridi gibi gözler önüne seriyor. Eserin kapsamı isyanların detaylarına uzanıyor.
Tarihsel boyutta nelerin yaşandığını, etnik kimlikler üzerinden kışkırtma yöntemleriyle bölme ihtiraslarını ve bu zihniyette olanların tehlikeli sularda yüzdüğünü anlatıyor. Osmanlı İmparatorluğundan cumhuriyete neler kaldığı sorusu merkeze alınıyor. Rumlar ve Ermenilerin vatandaş olmayı neden reddettikleri irdeleniyor. Çok sayıda isyan ve ayaklanmalar tüm ulusun mahvolmak tehlikesiyle karşı karşıya kalışını gösteriyor. Bu yaklaşım bilimsel bir çerçeve sunuyor.
Kürt milliyetçiliğinin tarihi ve kökenleri detaylı biçimde ele alınıyor. İngilterenin himayesinde bağımsız bir yapılanmanın kurulması için İngiliz propagandaları anlatılıyor. Bu toprakları haince bölme projeleri ortaya konuyor. Türk kelimesinin etnik ayrımcılık anlamına geldiği ve bu nedenle farklı bir tanım kullanılması gerektiği iddiaları irdeleniyor. Rusya, İngiltere, Fransa ve İran destekli olarak gerçekleştirilmiş Ağrı Ayaklanması ile cumhuriyeti devirme denemesi inceleniyor.
Anadoluda Kürt ve Ermeni ittifakı üzerinde duruluyor. İşgalci devletlerin yeraltı ve yer üstü zenginliklerine göz koyup Kürtleri ve Ermenileri isyana teşvik etmeleri anlatılıyor. Şeyh Sait İsyanı, Dersim İsyanı ve Şeyh Eşref İsyanı gibi olaylar sıralanıyor. Düzce, Yozgat ve Zile ayaklanmaları da aynı çerçevede yer alıyor. Nasturi, Çerkez Ethem, Koçgiri ve Pontus ayaklanmaları yabancıların bölme uğraşlarını gözler önüne seriyor.
Şemdinli, Pervari, Güyan, Haco, Reşkotan, Raman ve Ağrı isyanları da bu listenin devamını oluşturuyor. Bu ayaklanmalar yabancıların bu coğrafyayı bölmek için ne kadar çok uğraştıklarını göstermesi bakımından önem taşıyor. etnik kimlikler kitabı bu isyanları bir araya getirerek bütüncül bir resim sunuyor. Türk düşmanlığı ile beslenen Nasturi ve Yezidi tahrikleri de aynı bağlamda değerlendiriliyor.
Dış güçlerin planları ve komitelerin rolü ne anlama geliyor?
Ermeni Taşnak ve Hınçak Komitelerinin hainlikleri detaylandırılıyor. Bu toprakları parçalamak için hazırlanan şeytanca planlar 1920lerden beri devam ediyor. Tüm bunlar birliğin ve gücün kaybedildiği anın risklerini ortaya koyuyor. Yabancı devletlerin bu coğrafyadan silme planları her zaman gündeme gelebiliyor. Akıllı olmak gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar tarihsel isyanların dış destekli boyutunu incelerken bilimsel yaklaşımın ideolojik körlüğü kırdığını belirtiyor. Etnik kimlikler üzerinden yürütülen kışkırtmaların uzun vadeli güvenlik riskleri taşıdığını ifade ediyor. Birlik bilincinin zayıfladığı dönemlerde dış müdahale fırsatlarının arttığını vurguluyor. Bu analizler eserin ortaya koyduğu çerçeveyi güçlendiriyor. etnik kimlikler kitabı bu riskleri somut örneklerle destekliyor.
Kitap okuyucuya 1920 sonrasındaki süreçleri film şeridi gibi izleme imkanı sunuyor. Yabancı devletlerin hain ve vahşi emelleri net biçimde görünür hale geliyor. Bu tür çalışmaların eğitim ve siyaset alanında daha fazla okunması gerektiği düşünülüyor. Tarihsel hafızanın canlı tutulması birlik için önem taşıyor. Dış planlara karşı uyanık kalmak zorunluluk haline geliyor.
Sonuç bölümünde birliğin ve gücün kaybedildiği anın tehlikesi net biçimde belirtiliyor. Yabancı devletlerin bu coğrafyadan silme planları her zaman gündemde kalıyor. Akıllı olmak gerektiği çağrısı yapılıyor. Bu mesaj eserin ana omurgasını oluşturuyor. Tarihsel olayların tekrarına karşı uyanıklık öneriliyor.
Siyasi iletişim açısından tarih kitaplarının kamuoyunu bilgilendirme gücü yüksek bulunuyor. Bilimsel zemine oturan çalışmalar ideolojik tartışmaların ötesine geçebiliyor. Etnik kimlikler üzerinden yapılan değerlendirmeler toplumsal dayanışmayı güçlendirebiliyor. etnik kimlikler kitabı bu açıdan önemli bir katkı sağlıyor. Okuyucuya geçmişten ders çıkarma imkanı sunuyor.
Tarihsel isyanların dış bağlantıları incelenirken vatandaşın bilinç düzeyinin yükseltilmesi gerektiği vurgulanıyor. Eğitim sisteminin bu tür eserleri dikkate alması öneriliyor. Siyasetçilerin de aynı metinleri okuması faydalı görülüyor. Birlik ve bütünlük bilincinin korunması en temel mesaj olarak öne çıkıyor. Bu çerçeve eserin değerini artırıyor.
Etnik kimlikler kitabı üzerinden yapılan değerlendirme, 1920 sonrasında yaşanan olayları, isyanları ve dış müdahale çabalarını bilimsel bir bakışla ortaya koyuyor. Prof. Dr. Berin Erginin uzun araştırmalara dayanan çalışması Osmanlıdan cumhuriyete uzanan süreci ideolojik zeminden çıkarıyor. Kürt milliyetçiliğinin kökenleri, İngiliz propagandaları, Ağrı Ayaklanması ve onlarca isyan detaylarıyla inceleniyor. Taşnak ve Hınçak komitelerinin rolleri ile yabancı planlar net biçimde görünür hale geliyor. Birliğin ve gücün korunması gerektiği mesajı eserin ana sonucunu oluşturuyor. Akıllı davranmak ve tarihsel hafızayı canlı tutmak bu coğrafyada var olmanın temel şartı olarak beliriyor.
























