İlahiyatçı yazar Hakkı Yılmaz, YouTube kanalında yayımladığı “357. İsa peygamberin anası Meryem” başlıklı sohbetinde, Kur’an’da geçen Meryem ismine ve İmran ailesine ilişkin uzun süredir tartışılan soruları yanıtladı. Yaklaşık 33 dakikalık konuşmada Yılmaz, izleyicilerden gelen sorular üzerine Meryem 19/27-28. ayetlerdeki “Ey Hârûn’un kız kardeşi” hitabını merkeze aldı.
Yılmaz’a göre Kur’an’da adı anılan Meryem, İsa peygamberin annesidir. Konuşmacı, metinde birden fazla Meryem figürü bulunduğu yönündeki yaklaşımları reddetti.
“Kur’an’da tek Meryem vardır”
Yılmaz, sohbetinde şu tespiti öne çıkardı:
Kur’an’da geçen Meryem isimlerinin tamamı İsa’nın annesine aittir. Mûsâ ve Hârûn peygamberlerin kız kardeşi Tevrat’ta Miryam adıyla bilinir; ancak bu kadının adı Kur’an’da Meryem olarak geçmez. Kasas suresinde yalnızca bebek Mûsâ’nın kız kardeşinden söz edilir, isim verilmez.
Bu ayrım, Yılmaz’ın konuşmasının omurgasını oluşturdu. Yazar, iki figürün aynı kişi sanılmasının hem tarihî hem metinsel bir karışıklık doğurduğunu savundu.
Kavmin hitabı: “Ey Hârûn’un kız kardeşi”
Meryem suresinde, çocuğunu yüklenerek toplumuna dönen Meryem’e kavmi şöyle seslenir:
“Ey Meryem! Doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın. Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi, annen de yasa tanımaz bir kadın değildi.”
Yılmaz, bu hitabın biyolojik kardeşlik anlamına gelmediğini söyledi. İfadenin, Meryem’in mensup olduğu soya, saygın bir dinî çizgiye ve ailenin temiz geçmişine yapılan bir gönderme olduğunu belirtti. Kavmin şaşkınlığının kaynağı da budur: Babası ve annesi kötü tanınmayan, Hârûn’a nispet edilen bir kadının evlenmeden çocukla dönmesi, toplumda “benzeri görülmemiş” bir durum olarak karşılanır.
İki ayrı İmran vurgusu
Konuşmanın ikinci ana başlığı İmran ailesi oldu. Yılmaz, Tevrat’taki Amram ile Kur’an’daki İmran’ın aynı kişi kabul edilmesini eleştirdi.
Ona göre Tevrat’taki Amram, Mûsâ, Hârûn ve kız kardeşleri Miryam’ın babasıdır. Kur’an’da Meryem’in babası olarak anılan İmran ise ayrı bir kişidir. Âl-i İmran ifadesini de bu ikinci aile ve seçilmişlik çerçevesinde okudu. Meryem’in babasının dine adanmış bir aileden geldiğini, ancak bu soydan peygamber olarak İsa’nın öne çıktığını savundu.
Meryem’in uzaklaşması ve dönüşü
Yılmaz, Meryem suresindeki “uzak bir yere çekilme” sahnesini de kendi okumasıyla anlattı. Meryem’in ergenlik ve sonrasındaki dönemde toplumdan ayrı durduğunu, ardından çocuğuyla birlikte kavmine döndüğünü söyledi. Dönüş sahnesindeki tepkiyi, evlilik dışı bir doğum şüphesi üzerinden yükselen toplumsal baskı olarak yorumladı.
Konuşmada Zekeriya’nın Meryem’le ilişkisine de değinildi. Yılmaz, klasik “tapınakta bakıcı” anlatısının dışında, Zekeriya’yı Meryem’in hayatına müdahil olan bir figür olarak konumlandırdı. Bu kısım, yazarın daha önceki Meryem ve İsa sohbetlerindeki çizgiyle uyumlu biçimde, kıssayı rivayetlere değil Kur’an metnine bağlama iddiasını taşıdı.
Tartışmanın arka planı
“Hârûn’un kız kardeşi” ifadesi, İslam tarihi boyunca hem tefsirlerde hem de Hristiyan-oryantalist literatürde tartışma konusu oldu. Karşı taraftaki iddia, Kur’an’ın İsa’nın annesi Meryem ile Mûsâ’nın kız kardeşi Miryam’ı karıştırdığı yönündeydi. Klasik tefsirlerde bu itiraza genellikle üç cevap verilir: Meryem’in Hârûn adlı bir kardeşi olduğu, ifadenin Hârûn soyuna nispet olduğu ya da İsrâiloğulları’nda peygamber adlarının çocuklara verildiği.
Hakkı Yılmaz bu geleneksel cevapları tekrar etmek yerine, sorunu doğrudan Kur’an’daki isim kullanımına bağladı. Tezi özetle şudur: Karışıklık, Tevrat’taki Miryam adının Arapçaya Meryem olarak geçmesinden ve iki ayrı İmran’ın tek kişi gibi okunmasından doğmaktadır. Kur’an metni ise yalnızca İsa’nın annesini Meryem adıyla anar.
