Dünya HaberleriSon Dakika Gelişmeleri

İran savaşı nedeniyle Almanya Trump yönetimine ateşkes çağrısı yaptı

İran savaşı Avrupa’nın enerji faturalarını kabartırken Berlin’den Washington’a yönelen sert mesaj diplomatik dengeyi sarsabilir pompada hissedilen zamlar ve şirket kârları tartışmayı büyütüyor maliye bakanlarının masasına gelecek öneriler merakla bekleniyor

İran savaşı Avrupa’da enerji maliyetlerini yükseltirken Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’a çatışmayı sona erdirme çağrısı yapmıştır. Sosyal Demokrat Parti (SPD) mensubu Klingbeil, kamu yayın kuruluşu ARD’ye verdiği demeçte Trump’ın İran’a sorumsuzca başlattığı savaşa son vermesi gerektiğini söylemiştir. Bakan artan petrol fiyatlarının benzin pompalarında hissedildiğini belirterek suçu Trump’ta ve başlattığı savaşta aramıştır. Hürmüz Boğazı’nın kapanması enerji tedarikini zorlaştırmış, petrol şirketlerinin olağanüstü kârlar elde etmesine yol açmıştır. Klingbeil şirketlerin ceplerini doldurduğunu ifade ederek buna son verilmesini ve olağanüstü kâr vergisi getirilmesini istemiştir.

Almanya, İspanya, Portekiz, İtalya, Polonya ve Avusturya Avrupa Birliği (AB) içinde ortak bir vergi mekanizması için İrlanda’ya mektup göndermiştir. Bu yazıda Almanya maliye bakanının Trump yönetimine yönelik çağrısı, enerji krizi ile Hürmüz Boğazı etkisi, olağanüstü kâr vergisi talebinin Avrupa’da yayılması ve G20 toplantısının diplomatik anlamı incelenecektir. Bu açıklamaların zamanlaması hem iç kamuoyu hem uluslararası takvim açısından dikkat çekicidir.

Almanya Maliye Bakanının Trump Yönetimine Yönelik Çağrısı

Klingbeil haftaya ABD’nin Kuzey Karolina eyaletindeki Asheville kentinde yapılacak G20 Maliye Bakanları Toplantısı öncesinde konuşmuştur. İki gün sürmesi beklenen toplantıda güncel gelişmeler ve Miami’deki G20 Liderler Zirvesi gündemi ele alınacaktır. Alman bakan ABD’ye dahil verilmesi gereken en önemli mesajın savaşa artık son verilmesi olduğunu vurgulamıştır. Bu sözler Berlin’in Washington ile yaşadığı gerilimi kamuya açık biçimde büyütmüştür. Maliye bakanının güvenlik dosyasına bu kadar net girmesi alışılmış bir tablo değildir. İçeride artan yaşam maliyeti bu üslubu beslemektedir.

Ortadoğu çatışması Avrupa başkentlerinde artık yalnızca dış politika konusu olmaktan çıkmıştır. Seçmen benzin fiyatına, ısınma faturasına ve sanayi maliyetine bakmaktadır. Klingbeil bu damardan konuşarak hem kendi tabanına hem koalisyon ortaklarına mesaj vermektedir. Trump yönetiminin öncelik listesinde ateşkesin gerilediği izlenimi Berlin’de kaygı yaratmaktadır. Almanya ihracata dayalı ekonomisi nedeniyle enerji şokuna karşı kırılgandır. Bu nedenle bakanın dili diplomasi nezaketinden sertleşmiştir.

Siyasetçiler İran savaşı ile ilgili sorumluluk tartışmasını iç politikaya da taşımaktadır. Muhalefet hükümeti geç kalmakla eleştirebilir. İktidar ise faturanın kaynağını dışarıda göstererek manevra alanı aramaktadır. Bu karşılıklı konum alış kamuoyunu kutuplaştırabilir. Yine de enerji fiyatı somut bir göstergedir ve soyut söylemin önüne geçer. Klingbeil’in pompaya yaptığı gönderme bu yüzden bilinçli seçilmiştir.

Avrupa’da benzer tonda açıklamaların artması kolektif bir rahatsızlığı yansıtmaktadır. Ancak ABD’nin askeri karar alma süreci müttefik tavsiyesiyle hemen değişmez. Almanya’nın yaptırım, enerji ve diplomatik kanalları sınırlıdır. Bu gerçeklik çağrının siyasi ağırlığını azaltmaz ama pratik etkisini sınırlar. Yine de G20 masasında yüz yüze temas yeni bir dil denemesine imkân tanır. Asheville buluşması bu bakımdan simgesel önem taşır.

Uzmanlar İran savaşı konusunda Avrupa’nın tek sesle konuşamadığını hatırlatmaktadır. Bazı başkentler daha temkinli, bazıları daha serttir. Almanya’nın maliye bakanı üzerinden mesaj vermesi ekonomi kanalını güvenlik kanalına bağlama çabasıdır. Bu yöntem Washington’da ticari bir şikâyet gibi de okunabilir. Trump yönetimi eleştiriyi iç işlerine müdahale sayabilir. İlişkilerin daha da gerilmesi enerji dışında başka dosyaları da etkileyebilir.

Enerji Krizi Petrol Fiyatları ve Hürmüz Boğazı Etkisi

Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel petrol akışının en hassas noktalarından birini felç etmiştir. Dünya deniz yoluyla taşınan ham petrolün önemli bir bölümü bu geçitten süzülmektedir. Tedarik belirsizliği fiyatları yukarı itmiş ve spekülatif primi büyütmüştür. Klingbeil bunun sonuçlarının benzin pompalarında hissedildiğini açıkça söylemiştir. Avrupa tüketicisi için litre fiyatı günlük hayatın en görünür enflasyon göstergesidir. Sanayi tesisleri ise uzun vadeli kontrat yenilemede zorlanmaktadır.

Ortadoğu çatışması lojistik maliyetleri de yükseltmektedir. Sigorta primleri, alternatif rota süreleri ve stok kaygısı fiyatın içine gömülmektedir. Petrol şirketleri bu ortamda stok değerlemesi ve rafineri marjlarından olağanüstü kazanç elde edebilmektedir. Klingbeil ceplerini dolduruyorlar diyerek bu tabloya tepki göstermiştir. Tüketici tarafında ise aynı şok satın alma gücünü aşındırmaktadır. Bu asimetri siyasi öfkenin asıl kaynağıdır.

Analistler İran savaşı kaynaklı arz şokunun kısa sürmesi halinde bile enflasyon ataletini uzatabileceğini belirtmektedir. Merkez bankaları faiz indirimini erteleyebilir. Konut ve gıda gibi kalemler enerji üzerinden ikinci dalga zam görebilir. Almanya’da orta gelirli haneler bu bileşik baskıyı daha sert hisseder. Şirketler enerji yoğun sektörlerde üretimi kısmak zorunda kalabilir. İstihdam üzerindeki dolaylı etki birkaç çeyrek sonra görünür hale gelir.

Olağanüstü Kâr Vergisi Talebinin Avrupa da Yayılması

Klingbeil petrol şirketlerine olağanüstü kâr vergisi getirilmesi beklentisini yinelemiştir. Almanya bu hafta başında İspanya, Portekiz, İtalya, Polonya ve Avusturya ile birlikte ortak mekanizma talebini dile getirmiştir. Altı ülkenin maliye bakanları konunun 18 ve 19 Eylül’de Dublin’de yapılacak AB Maliye Bakanları Toplantısı’nda ele alınması için dönem başkanı İrlanda’ya mektup göndermiştir. Mektupta enerjideki büyük arz şokuna ve yaşam maliyetindeki artışın yarattığı hoşnutsuzluğa dikkat çekilmiştir. Hükümet önlemlerinin fiyatları kalıcı düşürmeye yetmediği belirtilmiştir. Krizden kazanç sağlayanların toplumsal yükü paylaşması istenmiştir.

Ortadoğu çatışması gerekçesiyle alınan ulusal önlemler parçalı kalmıştır. Bir ülkede uygulanan ek vergi başka ülkede uygulanmazsa şirketler kârı kaydırabilir. Bu yüzden altı bakan AB çapında bir çerçeve aramaktadır. Çok uluslu petrol şirketlerinin beklenmedik kârlarının vergilendirilmesi ortak yaklaşım olarak sunulmuştur. Mekanizmanın nasıl hesaplanacağı teknik tartışmanın özüdür. Matrah, oran ve süre netleşmeden siyasi mutabakat zorlaşır.

Mektupta İran savaşı dönemindeki fahiş kazançların topluma iade edilmesi gerektiği ima edilmektedir. Bu yaklaşım seçmen nezdinde adalet duygusunu okşamayı hedefler. Şirketler ise yatırım iştahının kırılacağını ve arzı daha da kısacağını savunabilir. Verginin tasarımı bu itirazı karşılamak zorundadır. Geçici, şeffaf ve öngörülebilir bir model direnci azaltır. Aksi halde sermaye kaçışı tartışması büyür.

Enerji sektöründe olağanüstü kârın ölçümü kolay değildir. Stoktan gelen kâğıt kazanç ile nakit kâr birbirine karışabilir. Rafineri marjı ile ham petrol fiyatı aynı anda oynar. Bu nedenle maliye bürokrasileri ortak bir hesap metodolojisi geliştirmek durumundadır. Dublin toplantısı önce ilke sonra teknik ayrıntı konuşulursa ilerleme şansı artar. Acele edilmiş bir metin mahkemelerde takılabilir.

Tüketiciyi koruma paketleri ile vergi gelirinin nasıl kullanılacağı da belirleyicidir. Toplanan kaynağın doğrudan fatura desteğine gitmesi siyasi kabulü yükseltir. Bütçe açığını kapatmak için kullanılması ise tepki doğurur. Altı ülkenin mektubu bu ayrıntıya inmemiştir. Bundan sonraki müzakere tam da bu noktada çetinleşecektir. Almanya’nın ısrarı diğer başkentleri sürükleyebilir veya yalnız bırakabilir.

Uzmanlar İran savaşı devam ettiği sürece tek seferlik verginin kalıcı çözüm olmayacağını vurgulamaktadır. Asıl mesele arz güvenliği ve güzergâh çeşitliliğidir. Vergi ancak geçiş dönemini finanse eden bir araç olabilir. Enerji verimliliği, stok disiplini ve alternatif tedarik hatları olmadan fiyat baskısı sürer. Avrupa’nın bu dersi geç çıkarması maliyetleri büyütmüştür. Şimdi hem vergi hem yapısal önlem birlikte konuşulmak zorundadır.

G20 Toplantısı ve Uluslararası Diplomasi Arenası

G20 maliye bakanları 31 Ağustos Pazartesi günü Asheville’de bir araya gelecektir. Klingbeil’in Trump’a yönelik sözleri bu masanın gölgesinde okunmalıdır. Yüz yüze görüşmede üslup yumuşayabilir veya daha da sertleşebilir. ABD tarafı Avrupa’nın enerji şikâyetini kendi güvenlik önceliğinin gerisine koyabilir. Yine de enflasyon ve büyüme G20’nin doğal dilidir. Petrol fiyatı bu dilin içinde kaçınılmaz biçimde yer bulur.

Ortadoğu çatışması Miami’deki liderler zirvesinin de zeminini etkileyecektir. Maliye bakanları zirve gündemini şimdiden şekillendirmeye çalışmaktadır. Avrupa’nın vergi teklifi ABD’de karşılık bulmayabilir. Washington şirket kârına müdahaleyi piyasa dışı sayabilir. Bu ideolojik fark somut metin çıkmasını zorlaştırır. Yine de ortak bildirgeye enerji istikrarı cümlesi eklenmesi mümkündür.

Diplomatlar İran savaşı durmadığı takdirde küresel büyüme tahminlerinin aşağı çekileceğini hesaplamaktadır. Gelişmekte olan ülkeler enerji ithalat faturası yüzünden daha ağır yaralanır. Gıda ve gübre fiyatları petrolü izlerse toplumsal gerilim yayılır. Bu nedenle ateşkes çağrısı ahlaki olduğu kadar iktisadi bir taleptir. Klingbeil’in pompaya yaptığı vurgu aslında bu zincirin ilk halkasıdır. Zincirin geri kalanı çok daha geniş bir coğrafyayı ilgilendirir.

Sonuç olarak İran savaşı Berlin’in Washington’a yönelttiği açık çağrıyla Avrupa siyasetinin merkezine oturmuştur. Hürmüz hattındaki tıkanıklık fiyatları şişirmiş, şirket kârları ile hane bütçesi arasındaki makas açılmıştır. Altı AB ülkesinin olağanüstü kâr vergisi hamlesi bu makası kapatma arayışıdır. G20 masası ise sözlerin teste tabi tutulacağı yerdir. Kalıcı rahatlama ancak çatışmanın sona ermesi ve enerji arzının yeniden öngörülebilir hale gelmesiyle mümkün olacaktır.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın