Ekonomi-PiyasalarSon Dakika Gelişmeleri

Altın Fiyatlarında Sert Düşüş Sonrası Dikkat Çeken Toparlanma!

Altın fiyatlarında pazartesi günü yaşanan sert gerilemenin ardından toparlanma çabası başladı. Ons altın 4.200 dolar seviyesinde tutunmaya çalışırken ABD'den gelecek büyüme ve çekirdek PCE verileri piyasaların odağına yerleşti. Tahvil faizleri ve doların seyri de altının yönünde belirleyici olacak.

Altın piyasasında son günlerde yaşanan hareketlilik yatırımcıların dikkatini yeniden küresel ekonomiye çevirdi. Uzun süre yükseliş eğilimi gösteren değerli metal, haftanın ilk işlem gününde sert bir satış dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Ons altının yaklaşık yüzde 4 oranında gerilemesi, piyasalarda kısa vadeli görünümün yeniden sorgulanmasına neden oldu.

Ekonomi gündeminin ilk sırasında, son dönemde yatırımcısının yakın takibinde olan altın piyasası yer alıyor. Piyasalarda yaşanan sert geri çekilmenin ardından altın fiyatlarında dikkat çeken bir toparlanma süreci başladı.

Küresel piyasalarda yükselen tahvil faizleri ve faiz beklentilerinin baskısıyla gerileyen ons altın, yeni günde gelen tepki alımlarıyla yeniden güç kazandı. İç piyasada gram altın da ons fiyattaki bu toparlanmayı yakından takip ediyor. Uzmanlar, küresel enflasyon verileri, merkez bankalarının adımları ve fiziki talebin önümüzdeki süreçte fiyatlama üzerinde belirleyici olacağına dikkat çekiyor.

Şimdi stüdyomuzdaki grafiklerle altın piyasasındaki son gelişmeleri ve öne çıkan rakamları aktarıyoruz…

Sert düşüşün ardından altın tarafında tepki alımları görülürken, toparlanmanın ne ölçüde kalıcı olacağı konusunda belirsizlik devam ediyor. Ons altın 4.200 dolar seviyesinin çevresinde hareket ederken yatırımcılar özellikle ABD’den açıklanacak ekonomik göstergelere odaklandı.

Piyasanın takip ettiği veriler arasında ABD ekonomisinin büyüme performansı ile çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksi öne çıkıyor. Söz konusu göstergeler, ABD Merkez Bankası’nın para politikası açısından önem taşıdığı için altın fiyatlarının kısa vadeli yönü üzerinde etkili olabilir.

Altının karşı karşıya olduğu temel baskı unsurlarının başında ise ABD tahvil getirileri geliyor. Özellikle uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde seyretmesi, faiz getirisi bulunmayan altına yönelik talebin üzerinde baskı oluşturuyor.

Bunun yanında doların güçlenmesi de değerli metalin hareket alanını daraltıyor. Buna karşın petrol fiyatlarında yaşanan gerileme ve bazı piyasa dinamikleri altın için kısmi destek oluşturuyor.

Altında Eylül Ayı Hareketli Geçti

Altın açısından eylül ayı oldukça dalgalı bir görünümle tamamlanmaya hazırlanıyor. Ay boyunca yüksek seviyelerde işlem gören ons altın, ayın son bölümünde satış baskısının güçlenmesiyle önemli ölçüde geri çekildi.

Haftanın ilk işlem gününde yaşanan yaklaşık yüzde 4’lük kayıp, değerli metal açısından son dönemin en dikkat çekici hareketlerinden biri oldu. Satışların ardından ertesi gün piyasada toparlanma girişimi görüldü.

Ons altın önceki seansta yüzde 1,63 oranında yükselerek 4.182 dolar seviyesinden günü tamamladı. Ancak 30 Eylül sabahında yeniden sınırlı bir geri çekilme yaşandı ve fiyat 4.176 dolar civarına indi. Bu tablo, piyasada alıcı ve satıcıların henüz net bir üstünlük sağlayamadığını gösteriyor. Bir yandan düşük seviyelerden gelen alımlar fiyatları desteklerken diğer yandan yüksek tahvil getirileri ve güçlü dolar yükselişleri sınırlıyor.

Eylül ayının yaklaşık yüzde 6’lık kayıpla tamamlanması beklenirken yatırımcıların dikkatleri yeni ay öncesinde ABD ekonomisinden gelecek sinyallere çevrilmiş durumda.

Altın fiyatlarında bundan sonraki süreçte ekonomik verilerin yanı sıra ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentiler de önem taşıyacak. Piyasaların faiz indirimleri veya olası faiz artışları konusunda yapacağı her yeni değerlendirme, değerli metal üzerinde doğrudan veya dolaylı etki oluşturabilir.

ABD Verileri Altının Yönünü Belirleyebilir

Altın piyasasının bugünkü en önemli gündemlerinden biri ABD’den açıklanacak ekonomik veriler olacak. Özellikle büyüme rakamı ve çekirdek PCE göstergesi yatırımcıların yakın takibinde bulunuyor. Çekirdek PCE, ABD Merkez Bankası’nın enflasyon eğilimini değerlendirirken dikkate aldığı önemli göstergelerden biri olması nedeniyle piyasalarda ayrı bir önem taşıyor.

Enflasyonun beklentilerin üzerinde kalmaya devam ettiğini gösteren güçlü bir veri, ABD Merkez Bankası’nın faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği beklentisini güçlendirebilir. Böyle bir senaryo tahvil getirilerinin yükselmesine ve doların destek bulmasına yol açabilir.

Bu gelişme altın açısından baskı oluşturabilecek bir tablo ortaya çıkarabilir.

Buna karşılık ekonomik aktivitenin beklentilerden daha zayıf olduğunu gösteren veriler, faiz politikasına ilişkin farklı beklentilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Faiz baskısının azalabileceği düşüncesi, tahvil getirileri üzerinde aşağı yönlü etki yaratırken altın için daha destekleyici bir ortam oluşturabilir.

Ancak piyasaların tek bir veriye göre hareket etmesi gerekmiyor. Yatırımcılar genellikle büyüme, enflasyon, istihdam ve tüketim göstergelerini birlikte değerlendiriyor.

Bu nedenle açıklanacak verilerin piyasa beklentileriyle arasındaki fark önem kazanacak. Beklentilerin üzerinde veya altında gerçekleşen rakamlar, özellikle yüksek oynaklığın yaşandığı bir dönemde altın fiyatlarında hızlı hareketlere neden olabilir.

Tahvil Faizleri Altın Üzerinde Baskı Kuruyor

Altın fiyatlarındaki son düşüşün arkasındaki önemli unsurlardan biri ABD tahvil getirilerindeki yükseliş oldu.

ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,62 seviyesine kadar yükselerek 2002 yılından bu yana görülmeyen seviyelere ulaştı. Uzun vadeli faizlerde yaşanan bu yükseliş, altın açısından önemli bir baskı unsuru olarak öne çıktı. Bunun temel nedeni altının faiz getirisi sağlamaması. Tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcılar açısından faiz geliri sağlayan alternatiflerin cazibesini artırabiliyor. Özellikle enflasyonun yüksek kalabileceğine ilişkin endişeler tahvil faizlerindeki yükselişi destekleyebiliyor. Enerji fiyatları, küresel gelişmeler ve merkez bankalarının açıklamaları da bu beklentilerin şekillenmesinde rol oynuyor.

ABD Merkez Bankası yetkililerinden gelen açıklamalar da piyasada yakından takip ediliyor. New York Fed Başkanı John Williams’ın son açıklamalarında yüksek enflasyon risklerine dikkat çekmesi ve yılın ilerleyen dönemlerinde faiz artırımının gündeme gelebileceği yönündeki değerlendirmeleri, piyasalardaki faiz beklentilerini etkiledi.

Faizlerin daha yüksek kalabileceği düşüncesinin güçlenmesi, altının yükselişini zorlaştırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Bununla birlikte piyasalarda faiz beklentileri sürekli değişebiliyor. Ekonomik verilerin zayıflaması, enflasyonun gerilemesi veya finansal koşullarda meydana gelebilecek değişiklikler, mevcut beklentilerin kısa sürede farklılaşmasına yol açabilir.

Bu nedenle altın fiyatlarının yönünü değerlendirirken tahvil piyasasındaki hareketlerin yakından izlenmesi gerekiyor.

Petrol Fiyatlarındaki Düşüş Altına Destek Sağladı

Altın piyasasında dikkat çeken bir diğer gelişme petrol fiyatlarında yaşanan gerileme oldu.

Petrol fiyatlarının düşmesi, yüksek tahvil getirilerinin altın üzerindeki baskısının bir bölümünü dengeledi. Enerji piyasasında arz ve ulaşım koşullarına ilişkin gelişmelerin ardından petrol fiyatlarında sert düşüş görülmesi, küresel enflasyon beklentileri açısından da önem taşıyor.

Petrol fiyatları enflasyon üzerinde doğrudan etkili olabildiği için enerji maliyetlerindeki değişim merkez bankalarının para politikası beklentilerini de etkileyebiliyor.

Enerji fiyatlarının gerilemesi kalıcı hale gelirse enflasyon üzerindeki baskının azalabileceği düşüncesi güçlenebilir. Bu durum ilerleyen dönemde faiz politikasına yönelik beklentilerde değişikliğe neden olabilir.

Ancak petrol piyasasındaki gelişmelerin altın üzerindeki etkisi doğrudan değil. Petrol fiyatları, önce enflasyon beklentilerini, ardından faiz beklentilerini ve tahvil getirilerini etkileyerek değerli metale yansıyabiliyor. Bu nedenle yatırımcıların petrol fiyatlarındaki hareketi de altın piyasasının genel görünümü içerisinde değerlendirmesi gerekiyor.

Özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler enerji piyasaları açısından önem taşımaya devam ediyor. Bölgede yaşanabilecek yeni gelişmeler petrol fiyatlarında yeniden sert hareketlere neden olabilir. Böyle bir durumda enflasyon beklentilerinin yanı sıra güvenli liman talebinin de değişmesi mümkün. Bu nedenle altın fiyatları açısından jeopolitik gelişmelerin önemi sürüyor.

4.230 Dolar Seviyesi Takip Ediliyor

Altın piyasasında teknik açıdan dikkat çeken seviyelerden biri 4.230 dolar bölgesi olarak öne çıkıyor.

Ons altının bu seviyenin altına gerilemesi sonrasında tahvil getirilerindeki yükseliş ve doların güçlenmesi satış baskısını artıran faktörler arasında değerlendiriliyor.

4.230 dolar seviyesinin yeniden kazanılması, kısa vadeli toparlanmanın güç kazanması açısından piyasaların takip edeceği gelişmelerden biri olabilir. Buna karşılık fiyatın bu bölgenin altında kalmayı sürdürmesi, satış baskısının devam ettiğine ilişkin değerlendirmeleri güçlendirebilir.

Ancak teknik seviyeler tek başına fiyatın gelecekteki yönünü belirlemiyor. Altın piyasası aynı anda çok sayıda ekonomik ve finansal gelişmeden etkileniyor. Bu nedenle 4.230 dolar seviyesinin aşılması veya aşılamaması, diğer göstergelerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir unsur olarak öne çıkıyor.

Tahvil faizlerinin yüksek kalması, doların değer kazanması ve ekonomik verilerin güçlü gelmesi durumunda altının üzerindeki baskı artabilir. Buna karşılık faiz beklentilerinin yumuşaması ve doların zayıflaması halinde değerli metal yeniden güç kazanabilir. Bu açıdan önümüzdeki günlerde fiyat hareketlerinin yanı sıra işlem hacmi ve yatırımcı talebi de önem taşıyacak.

Çin’den Gelebilecek Kâr Satışları İzleniyor

Altın piyasasında Asya tarafındaki yatırımcı hareketleri de yakından takip ediliyor.

Çin’de yaklaşan tatil dönemi öncesinde bazı yatırımcıların yüksek seviyelerden kâr satışına yönelmesi, altın üzerindeki baskıyı artırabilecek faktörler arasında değerlendiriliyor.

Altın fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde seyretmesinin ardından yatırımcıların pozisyonlarını gözden geçirmesi doğal bir piyasa davranışı olarak ortaya çıkabiliyor. Özellikle kısa vadeli yatırımcıların fiyatlardaki hızlı yükselişlerin ardından kârlarını realize etmesi, küresel piyasalarda geçici satış dalgalarına neden olabiliyor.

Çin’in altın piyasasındaki ağırlığı nedeniyle burada yaşanan talep değişimleri küresel fiyatlamaya da yansıyabiliyor. Bu nedenle tatil dönemi öncesindeki işlemler yakından izlenecek. Ancak Çin kaynaklı olası satışların kalıcı bir trend oluşturup oluşturmayacağı, küresel yatırımcı talebine ve makroekonomik gelişmelere bağlı olacak.

Diğer taraftan altın borsa yatırım fonlarına yönelik talep de piyasadaki önemli destek unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Fonlara yönelik girişlerin güçlenmesi, spot piyasadaki satışların etkisini sınırlayabilir. Bu nedenle altın piyasasında yalnızca bir bölgedeki yatırımcıların davranışına bakmak yeterli olmayacak. ABD, Avrupa ve Asya’daki yatırımcıların pozisyonları birlikte değerlendirilecek.

Doların Gücü Altının Hareket Alanını Daraltıyor

Altın fiyatlarının küresel ölçekte dolar üzerinden belirlenmesi, doların değerindeki değişimleri önemli hale getiriyor.

Doların güç kazanması, dolar dışındaki para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından altının maliyetini yükseltebiliyor. Bu durum küresel talebi olumsuz etkileyerek değerli metal üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Son dönemde doların güçlenmesiyle tahvil getirilerindeki yükselişin aynı anda gerçekleşmesi, altın açısından daha zorlu bir piyasa ortamı oluşturdu.

Bununla birlikte doların yönü de ABD ekonomik verilerine ve faiz beklentilerine bağlı olarak değişebilir. Güçlü ekonomik veriler ABD Merkez Bankası’nın daha sıkı politika izleyeceği beklentisini artırırsa dolar destek bulabilir.

Tersine, ekonomik aktivitede belirgin bir yavaşlama görülmesi veya enflasyon baskısının azalması halinde faiz beklentileri değişebilir. Bu durum doların değerinde de farklı bir fiyatlamaya yol açabilir. Bu nedenle altın yatırımcıları için yalnızca ons fiyatındaki hareket değil, dolar endeksinin seyri de önem taşıyor.

Gram Altında Dolar/TL Etkisi

Türkiye’deki yatırımcılar açısından küresel ons altın fiyatının yanı sıra dolar/TL kuru da belirleyici olmaya devam ediyor.

Gram altın fiyatı, ons altının dolar cinsinden değeri ile dolar/TL kurunun birlikte hareketinden etkileniyor. Bu nedenle küresel piyasalarda ons altında yaşanan bir düşüş, dolar/TL’deki yükseliş nedeniyle Türkiye’deki fiyatlara aynı ölçüde yansımayabilir.

Aynı şekilde ons altında yükseliş yaşanırken dolar/TL’nin yatay seyretmesi de gram altındaki hareketin küresel fiyat artışından farklı gerçekleşmesine neden olabilir. Bu nedenle Türkiye’deki yatırımcıların altın fiyatlarını değerlendirirken iki ayrı değişkeni birlikte takip etmesi gerekiyor.

ABD’den açıklanacak ekonomik verilerin ons altın üzerindeki etkisi de dolar kanalıyla Türkiye piyasasına yansıyabilir. Güçlenen dolar küresel ons altını baskılarken aynı anda dolar/TL üzerinde farklı bir etki oluşturabilir. Dolayısıyla gram altın fiyatındaki hareketin yalnızca küresel altın fiyatına bakılarak yorumlanması yanıltıcı olabilir.

Altın İçin Yeni Dönemde Dört Kritik Başlık

Altın piyasasında ekim ayına girilirken yatırımcıların takip edeceği başlıklar belirginleşiyor.

İlk sırada ABD Merkez Bankası’nın faiz politikası bulunuyor. Faizlerin hangi seviyede tutulacağına ilişkin beklentiler, altın açısından temel belirleyicilerden biri olmaya devam edecek.

İkinci başlık enflasyon. Özellikle çekirdek PCE verisinin seyri, para politikasına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyor.

Üçüncü başlık tahvil faizleri. Uzun vadeli ABD tahvil getirilerindeki yüksek seviyelerin devam etmesi halinde altın üzerindeki baskının sürmesi mümkün.

Dördüncü başlık ise dolar. Doların güç kazanması altın açısından olumsuz bir faktör olarak öne çıkarken, doların zayıflaması değerli metale destek sağlayabilir.

Bunlara jeopolitik gelişmeler ve petrol fiyatları da ekleniyor. Özellikle enerji piyasasında yaşanabilecek yeni hareketler enflasyon beklentilerini değiştirebilir. Bu nedenle altın piyasasının önümüzdeki dönemde yalnızca teknik göstergelerle değil, küresel ekonomi ve merkez bankalarının kararlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekecek.

Altında Toparlanma Süreci Yakından İzlenecek

Haftanın ilk işlem gününde yaşanan sert satışın ardından ons altında görülen toparlanma, piyasanın tamamen satış yönüne dönmediğini gösteriyor. Ancak toparlanmanın kalıcı bir yükseliş hareketine dönüşebilmesi için önünde önemli engeller bulunuyor. Özellikle yüksek tahvil faizleri, güçlü dolar ve faiz artışı ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi altın üzerinde baskı oluşturuyor.

Buna karşılık petrol fiyatlarındaki düşüş, yatırım fonlarına yönelik talep ve ekonomik verilerin faiz beklentilerini değiştirme ihtimali değerli metal açısından destekleyici unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle altın piyasasında önümüzdeki günlerde sert fiyat hareketlerinin görülmesi mümkün.

4.200 dolar civarındaki hareketin yanı sıra 4.230 dolar bölgesi de yakından takip edilecek. Bu seviyelerin çevresindeki fiyat davranışı, piyasanın kısa vadeli yönüne ilişkin önemli ipuçları verebilir.

Ancak asıl belirleyici unsur ABD’den gelecek ekonomik veriler olacak. Büyüme ve çekirdek PCE verilerinin beklentilerden ne ölçüde ayrışacağı, tahvil faizleri ve dolar üzerinde yaratacağı etkiyle birlikte değerlendirilecek.

Eylül ayının yaklaşık yüzde 6’lık kayıpla tamamlanması beklenirken altın piyasası yeni aya oldukça hareketli bir tabloyla girmeye hazırlanıyor. Yatırımcıların bundan sonraki süreçte faiz kararları, enflasyon göstergeleri, tahvil getirileri, dolar, petrol ve jeopolitik gelişmeleri birlikte takip etmesi gerekecek.

Altındaki sert düşüş sonrasında başlayan toparlanma çabasının kalıcı olup olmayacağını ise önümüzdeki ekonomik veriler ve küresel piyasalardaki fiyatlama belirleyecek.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın