HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

CHP’nin kaderini belirleyecek kritik çağrı kimden geldi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararı siyasi arenayı derinden sarstı. Özgür Özel ve yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırıldığı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise göreve iade edildiği bu kritik süreçte, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den çarpıcı bir açıklama geldi. Peki Bahçeli bu tarihi eşikte kime ne mesaj verdi?

21 Mayıs 2026, Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin belki de en sarsıcı günlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararını açıkladı. Bu karar, söz konusu kurultayın başından itibaren hukuken geçersiz sayılması anlamına gelirken, CHP’yi derin bir siyasi krizin eşiğine taşıdı. Kararın yankıları henüz dinmemişken, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ses getiren açıklaması gündeme bomba gibi düştü. MHP lideri, CNN Türk’te yaptığı yazılı açıklamada hem mahkeme kararını değerlendirdi hem de Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrudan bir çağrıda bulundu.

×

Mahkemenin mutlak butlan kararı birden fazla hukuki sonucu beraberinde getirdi. Karar kapsamında Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına hükmedildi. Öte yandan mahkeme, karar kesinleşinceye kadar Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki yönetimin tedbiren göreve iade edilmesini de kararlaştırdı. Kurultay sonrasında yapılan diğer tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ile bu süreçte alınan kararların hükümsüz sayılmasına da hükmedildi. Kararın YSK’ya, ilgili seçim kurullarına ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmesi ise sürecin idari boyutunu da harekete geçirdi.

Mutlak Butlan Kararı Ne Anlama Geliyor?

Hukuki açıdan mutlak butlan, bir hukuki işlemin ya da kararın başından itibaren geçersiz kabul edilmesi, yani hiç yapılmamış sayılması demektir. Bu kavram, sıradan bir iptalden çok daha ağır bir hukuki sonuç doğurur; zira iptal kararında işlem ilerleyen süreçte hükümsüz sayılırken, mutlak butlânda geçmişe dönük olarak tüm etkiler ortadan kalkar. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın bu kapsamda değerlendirilmesi, Özgür Özel’in genel başkanlığının hukuken hiç başlamamış kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Özellikle siyasi parti iç hukuku açısından bu denli kapsamlı bir kararla karşılaşılması, hem siyasi gözlemciler hem de hukuk çevrelerinin gündemini derinden sarstı.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in genel başkanlık yarışına girdiği ve Özel’in galip çıktığı etkinlik olarak tarihe geçmişti. Ancak kurultayın ardından bazı CHP delegeleri, usulsüzlük iddialarını gerekçe göstererek mahkeme yoluna başvurdu. Yıllar boyunca süren hukuki süreç, 21 Mayıs 2026’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararıyla nihayet son buldu. Mahkeme, usulsüzlük iddialarının sübut bulduğunu kabul ederek mutlak butlan hükmetti. Siyasi partilerin iç kurultay süreçlerinde yargı denetiminin bu denli belirleyici olması, demokratik kurumsallaşma açısından da önemli bir emsal teşkil ettiğini hukuk akademisyenleri özellikle vurgulama gereği duydu.

Bahçeli’nin açıklamaları, MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir tarafından sosyal medya hesabından da kamuoyuyla paylaşıldı. MHP lideri, açıklamasında öncelikle 5 Mayıs 2026’da TBMM Grup Toplantısı’nın ardından konuya ilişkin daha önce de görüş bildirdiğini hatırlattı. O tarihteki açıklamasında CHP’nin, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi kurumlardan biri olduğunu özellikle vurgulamıştı. Bahçeli’ye göre yaşanan süreç, hukukun üstünlüğüne saygının bir kez daha sınandığı kritik bir dönemeç niteliği taşımaktadır.

Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na Doğrudan Çağrı

MHP lideri Bahçeli, açıklamasının en dikkat çekici bölümünde Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrudan ve net bir çağrıda bulundu. Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun 13 yıl boyunca genel başkanlığını yürüttüğü bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin ortak bir formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini açıklaması gerektiğini ifade etti. Bu noktada Bahçeli, mahkeme kararına direnç yerine uzlaşmayı öncelikli yol olarak benimsedi. Siyasi gözlemciler, Bahçeli’nin bu tutumunu CHP’nin olası bir kaotik sürece sürüklenmesini önlemek adına atılmış hesaplı bir adım olarak değerlendirdi. Bahçeli’nin muhalefete yönelik yumuşak bir dil kullanması ve kurumsal istikrarı ön plana çıkarması, siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı.

Bahçeli aynı zamanda yargı kararlarına yönelik sergilenen direnç tutumlarını da sert bir dille eleştirdi. “Yargı kararlarını tanımıyoruz gibi çıkışlar boşunadır ve de gereksizdir” diyen MHP lideri, hukuki otoritenin meşruiyetini sorgulamanın siyasi açıdan hiçbir kazanım sağlamayacağının altını çizdi. Bahçeli’ye göre bu aşamada tek yol, uzlaşmak ve tahriklerden kaçınmaktır. CHP’nin kurumsal kimliğini ve mirasını korumak, tüm paydaşlar için ortak bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Olası bir siyasi kaosun, ülke gündeminde birlik ve beraberliği derinden zedeleyebileceğini de açıklamasında özellikle vurguladı.

Mahkeme Kararının Siyasi Yansımaları

Mahkeme kararının açıklanmasının ardından CHP içinde ilk saatlerde ciddi bir hareketlilik yaşandı. Özgür Özel, genel merkez binasından yaptığı açıklamada “Bu binadayım, hiçbir yere gitmiyorum” diyerek direnç mesajı verdi; ancak hukuki sürecin seyrinde kararın uygulanmasından kaçınmanın olası olmadığı da açıkça görülmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Özgür Özel’e tam destek açıklarken, karar karşısında CHP’nin birlik içinde davranmasını istedi. Karar sonrası CHP’nin resmi sosyal medya hesabının Kılıçdaroğlu’nu takip listesinden çıkarması, siyasi gözlemcilerin dikkatinden kaçmadı.

Kararın en önemli pratik sonucu, CHP’de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda derin bir belirsizlik ortamı yaratmasıdır. Karar taraflara tebliğ edildikten sonra 2 haftalık süre içinde Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılabilecek olması, belirsizlik döneminin daha da uzayabileceğine işaret etmektedir. Bu süreçte parti içi olası gerginliklerin partinin tabanına yansımaması için CHP yönetiminin sağduyulu bir hat izlemesi büyük önem taşımaktadır. Parti tüzüğü ve mahkeme kararlarının çizdiği hukuki çerçeve içinde atılacak her adım, CHP’nin gelecekteki seçim performansını ve kamuoyu desteğini doğrudan etkileyecektir. Hukuk ve siyaset bilimi uzmanları da bu süreçte, siyasi partilerin iç demokrasi mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.

Bahçeli’nin Uzlaşı Vurgusu ve Kurumsal İstikrar Mesajı

Bahçeli’nin açıklamasının en çarpıcı boyutlarından biri, siyasi rakip olarak konumlandığı CHP kurumuna yönelik sahip çıkıcı ve yapıcı bir dil kullanmasıydı. MHP lideri, “CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hale getirilmemeli” ifadesiyle partinin dışarıdan yönlendirilebilecek bir araç haline gelmesine karşı çıktığını net biçimde ortaya koydu. Bahçeli aynı zamanda ülkenin içinde bulunduğu koşulları “etrafımızın ateş çemberiyle sarıldığı bir atmosfer” olarak nitelendirerek iç siyasi kargaşanın ulusal güvenlik boyutuyla da ilişkilendirdiğini gösterdi. CHP’deki olası birlik sarsılmasının toplumsal hareketliliğe zemin hazırlayabileceği uyarısını da açıklamasına dahil etti. “Türk siyasetinde kurumsallaşma, toplumsal istikrarın ve millî dayanışmanın en önemli parçasıdır” diyen Bahçeli, kurumsal istikrarın değerini özellikle ön plana çıkardı. Bu mesaj, yalnızca CHP’ye değil, tüm siyasi aktörlere yönelik geniş kapsamlı bir uyarı niteliği taşıdı.

Bahçeli’nin açıklamasında öne çıkan bir diğer kritik nokta, Kılıçdaroğlu’nun “haksızlığa uğradığının” mahkeme kararıyla tescil edildiğinin kabul edilmesiydi. MHP lideri, bu hukuki gerçeği görmezden gelmek yerine açıkça kabul etti ve Kılıçdaroğlu’nun bu haklılığını nasıl değerlendirmesi gerektiğini de çerçeveledi. Bahçeli’ye göre Kılıçdaroğlu, haksızlığını tescil ettiren bu karar çerçevesinde büyük bir tarihsel sorumluluk üstlenme fırsatı yakalamıştır. Bu tutumu sergilemesi durumunda Kılıçdaroğlu’nun hem CHP kurumsal kimliğinin hem de partiye gönül vermiş vatandaşların gönlünde kalıcı bir yer edineceğini de vurguladı.

CHP tarihine bakıldığında, parti içi krizlerin ve derin ayrışmaların seçmen desteği üzerindeki yıkıcı etkilerini gösteren pek çok örnek dikkat çekmektedir. Siyasi partilerdeki koltuk kavgalarının uzadığı dönemlerde taban seçmenlerde güven erozyonu yaşandığı, delegelerin dağıldığı gözlemlenmiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, mevcut krizin ne kadar süreceği ve nasıl yönetileceği, CHP’nin önümüzdeki seçim döneminde sahaya çıkacağı konjonktürü doğrudan belirleyecektir. Yerel seçimler ve genel seçimler öncesinde bu tür bir belirsizlik ortamının yarattığı siyasi maliyetin son derece yüksek olabileceği de göz ardı edilemez. Bahçeli’nin uzlaşma çağrısı, bu büyük tablonun farkındalığını açıkça yansıtmaktadır.

Kılıçdaroğlu ve Özel’in kararın hemen ardından yaptıkları açıklamalar birlik çerçevesinde değerlendirildi. Ancak Bahçeli, bu açıklamaların CHP’nin ortak iradesine dönüştürülmesi gerektiğini özellikle vurguladı. Yalnızca 2 liderin söylemi değil, tüm parti organlarının bu irade etrafında şekillenmesi, krizin çözüme kavuşması açısından belirleyici olacaktır. Bahçeli’ye göre tarafların bir araya gelerek kanunların, parti tüzüğünün ve mahkeme kararının çizdiği çerçevede gerekli fedakarlıkları sergilemesi ve bunu geciktirmeden yapması elzemdir.

CHP kurultay iptali ve mutlak butlan kararının siyasi yansımaları hem hukuki hem de kurumsal açıdan değerlendirilmeye devam etmektedir. Yargıtay’ın temyiz aşamasında vereceği karar, sürecin seyrini belirleyecek son halka olacaktır. Bu süreçte partili seçmenlerin nasıl tutum alacağı ve taban dinamiklerinin nasıl şekilleneceği kritik önem taşımaktadır. Anayasa hukukçuları, bu davanın siyasi parti hukukuna ilişkin içtihat gelişimi açısından emsal niteliği taşıdığını özellikle vurgulamaktadır. Karar kesinleşinceye kadar geçecek 2 haftanın, CHP için her açıdan belirleyici bir süreç olacağı öngörülmektedir.

Devlet Bahçeli’nin bu tarihi süreçteki duruşu, uzlaşma kültürünü ön plana çıkaran ve kurumsal istikrarı koltuk kavgasının önünde tutan bir yaklaşımı simgelemektedir. MHP Genel Başkanı’nın muhalefet partisine yönelik hem anlayış hem de sorumluluk duygusu içeren bu çağrısı, siyasi arenada farklı yorumlara konu olmaya devam edecektir. Kılıçdaroğlu’nun bu çağrıya nasıl yanıt vereceği ve Özel ile ne zaman, nasıl bir araya geleceği ise gündemdeki yerini korumaktadır. Her 2 lider için de bu süreç; yalnızca bir kurultay krizini aşmak değil, köklü bir siyasi kurumun geleceğini şekillendirmek anlamına gelmektedir.

Başa dön tuşu