HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

Kılıçdaroğlu’na Mutlak Butlan Sonrası Altılı Masa’dan Sürpriz Tebrik Telefonu

CHP Genel Başkanlığına mahkeme kararıyla geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nu, yıllar önce Altılı Masa çatısı altında omuz omuza yürüdüğü bir muhalefet liderinin arayarak tebrik ettiği ileri sürülüyor. SÖZCÜ TV'nin deneyimli ismi Özlem Gürses bu iddiayı ana haber bülteninde açıkladı ve DEVA Partisi'ne doğrudan bir soru yöneltti.

CHP tarihinin en tartışmalı süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçecek olan bu günlerde, siyasi kulis bilgileri art arda gündeme düşmeye devam etmektedir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği ve tüm siyasi dengeleri yerinden oynatan karar, yalnızca CHP’nin iç yapısını değil, muhalefet cephesinin tamamını derinden sarsmıştır. Bir yandan CHP Genel Merkezi önünde yaşanan gergin sahneler ülkenin gündemini işgal ederken, öte yanda perde arkasında dönen siyasi hesaplaşmalar giderek daha fazla gün yüzüne çıkmaktadır. İşte bu ortamda, muhalefet kulislerini adeta sallayan yeni bir iddia kamuoyuyla buluştu ve tartışma büyük bir ivmeyle alevlendi.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 22 Mayıs 2026 tarihinde verdiği kararla CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’nı “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal etti. Bu tarihi kararın ardından Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2,5 yıl aradan sonra mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine geri döndü. Mahkeme kararı, siyasi camiada büyük bir şok etkisi yaratırken, Özgür Özel ve çevresindeki isimler kararı reddederek direniş cephesi oluşturmaya çalıştı. Söz konusu kararın hukuken kesin nitelik taşıması ve itiraz yolunun kapalı olması ise tartışmaları daha da derinleştirdi. Yüksek Seçim Kurulu’na yapılan itiraz da reddedilince, Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi fiilen tamamlanmış oldu.

CHP’de Tarihi Yargı Kararı

Mahkemenin “mutlak butlan” kararında öne çıkan en çarpıcı gerekçelerden biri, kurultay sürecinde delege iradesinin para dağıtımı ve iş vaatleriyle sistematik biçimde ihlal edilmiş olmasıydı. Kararda, MASAK raporlarına ve tanık anlatımlarına dayanan somut bulgulara yer verildi. Kurultayda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla dava açan CHP’li Lütfü Savaş ve çevresi, mahkemenin bu kararını adaletin tecellisi olarak değerlendirdi. Öte yandan Özgür Özel ve ona destek veren CHP’li 12 büyükşehir belediye başkanı ise kararın siyasi bir operasyon olduğunu savunarak Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesiyle sonuçlanan bu süreci tanımayacaklarını açıkladı. Bu tablo, CHP’yi fiilen 2 farklı otoritenin çekiştiği derin bir iç çatışmanın içine sürükledi.

Kılıçdaroğlu, göreve döndüğü ilk günlerde kararlı bir hat çizdi ve Özgür Özel’e yakın hareket eden 3 parti avukatını görevden alarak iç tasarruf yetkisini kullanmakta gecikmedi. Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı olarak atanan Atakan Sönmez ise süreci kamuoyuna açık bir dille anlatarak mahkeme kararının ardından genel başkanlık görevinin resmen başladığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’i de arayarak en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmek istediğini ifade etti; Özel ise bu görüşme talebine mesafeli karşılık verdiği öğrenildi. CHP Genel Merkezi’ndeki ikili otorite krizi, siyasi analistlerce muhalefet içindeki en derin kırılma noktalarından biri olarak nitelendirildi. Kamuoyu gündemine oturan bu kriz, kısa vadede CHP’nin hangi yöne evrileceği sorusunu herkes için yanıtsız bıraktı.

Mahkeme kararının ardından CHP Genel Merkezi adeta bir çekişme sahasına döndü. 9 kişi tutuklandı, pek çok isim gözaltına alındı, Genel Merkez binasına giriş çıkışlar gerilimli saatler içinde gerçekleşti. Kurultayda yaşandığı öne sürülen usulsüzlüklerin boyutu da giderek daha ayrıntılı biçimde kamuoyuyla paylaşıldı. Tüm bu gelişmeler birbirini izlerken, muhalefet kulislerinde başka bir konuşma daha hız kazanmaya başladı: Kılıçdaroğlu’nun göreve dönüşünü telefon açarak kutlayan bir liderin varlığı.

Özlem Gürses’in Canlı Yayında Açıkladığı Sürpriz İddia

Tüm bu gelişmelerin yaşandığı gergin siyasi iklimin ortasında, SÖZCÜ TV sunucusu Özlem Gürses 25 Mayıs 2026 akşamı ana haber bülteninde kamuoyunu şaşırtan bir kulisi aktardı. Gürses, Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine atanmasının ardından, Altılı Masa sürecinde onunla birlikte yol yürüyen muhalefet partisi liderlerinden birinin Kılıçdaroğlu’nu arayarak tebrik ettiği iddiasını gündeme getirdi. Gürses bu iddianın yalnızca bir söylenti olmadığını, isme bizzat kendisinin ulaştığını vurgulayarak siyasi dünyada büyük yankı uyandıran açıklamasını yaptı. Ardından DEVA Partisi’ne ve bu partinin genel başkanına doğrudan soru yönelterek, söz konusu iddianın doğrulanıp doğrulanmayacağını kamuoyu önünde sordu. Gürses’in bu çıkışı, o geceyi Altılı Masa tartışmalarının merkezine taşıdı.

Gürses, canlı yayındaki açıklamalarında Kılıçdaroğlu’nu arayan ismin Ali Babacan olduğu iddiasını duyduğunu aktardı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, 2023 seçimleri öncesinde oluşturulan ve 6 muhalefet partisini bir araya getiren Altılı Masa sürecinin en kilit isimlerinden biri olduğu hatırlatıldı. Gürses, açıkça “DEVA Partisi ve Ali Babacan bu iddiayı doğruluyor mu?” diye sorarak yayını izleyenlerin dikkatini Altılı Masa’nın o dönemden bugüne taşınan ilişki dinamiklerine çekti. Kulislerde geniş yankı bulan bu iddia, muhalefet medyasında ve siyasi çevrelerde günün en fazla konuşulan konusu haline geldi. Gürses’in tüm bu açıklamalarının ardından, ne Kılıçdaroğlu cephesinden ne de DEVA Partisi’nden konuya ilişkin herhangi bir resmi yalanlama geldi.

Gürses’in yayındaki ifadeleri dikkatle incelendiğinde, haberin perde arkasına ilişkin ciddi bir araştırmanın ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Medyanın siyasi iklimi okuma biçimi ve kulis haberlerini gündeme taşıma refleksi açısından bu tablo, kamuoyunda büyük bir merak uyandırdı. Siyasi analistler, Altılı Masa dönemine ait ilişkilerin hâlâ canlı tutulduğuna işaret eden bu haberin, muhalefet içindeki bloklaşmayı anlamlandırmak açısından önemli bir kılavuz olabileceğini vurguladı. Canlı yayında adı zikredilen DEVA Partisi ise o akşam ve sonraki saatlerde sessizliğini korudu.

Ali Babacan ve Altılı Masa’nın Ortak Yolculuğu

Ali Babacan önderliğindeki DEVA Partisi, 2022 yılında kurulan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin çatısı altında şekillenen Altılı Masa’nın yapıtaşlarından biri oldu. Altılı Masa, 6 farklı muhalefet partisinin ortak politikalar üretmek ve iktidara karşı birleşik bir cephe oluşturmak amacıyla kurduğu bir platform olarak siyasi tarihe geçti. Bu süreçte Babacan, Altılı Masa içindeki görüş ayrılıklarını dikkat çekici bir sükunetle yönetirken, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun ortak aday olarak belirlenmesine onay verdi. DEVA Partisi’nin 2023 seçimlerinde kendi adı ve logosuyla seçime girmesi ilk başta masayı sarsabilecek bir adım olarak değerlendirilse de Babacan bu kararın ittifakın sürdürülebilirliğini tehdit etmediğini bizzat açıkladı. Bu süreçte DEVA Partisi ile CHP arasında kurulan köprü, bugünkü iddiayı siyasi açıdan son derece anlamlı bir zemine oturtmaktadır.

Babacan, 2022-2023 döneminde en kritik anlarda Altılı Masa’nın bütünlüğünü koruma konusunda belirleyici bir rol üstlendi. İYİ Parti’nin ittifaktan ayrılma kararının masayı çözme noktasına taşıdığı günlerde Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’da kalan liderleri arayarak süreci rayına oturtmaya çalışmış, bu görüşmelerde Babacan da ortak tavır alarak sürece destek vermişti. Bu tarihsel bağ göz önünde bulundurulduğunda, Babacan’ın Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesini telefon açarak kutlamış olması, siyasi analistlerce şaşırtıcı değil tutarlı bir adım olarak yorumlandı. Babacan, 2020 yılında AKP’den ayrılarak kurduğu DEVA Partisi ile demokratik dönüşüm ve hukukun üstünlüğü çizgisinde konumlanmış; Altılı Masa geleneğiyle oluşan bu çizgiyi seçimler sonrasında da korumuştur. 2026 itibarıyla DEVA Partisi, Yeni Yol grubu bünyesinde TBMM’de 8 milletvekiliyle temsil edilmektedir.

Babacan’ın Altılı Masa sürecinde benimsediği tutum, muhalefet siyasetinde “diyalog kanallarını açık tutma” anlayışının en belirgin örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Siyasi gözlemciler, Babacan’ın eğer gerçekten Kılıçdaroğlu’nu aradıysa, bunun DEVA Partisi’nin muhalefet blokuyla köklü ilişkisini kesmediğinin somut bir işareti olacağını vurgulamaktadır. CHP’nin iç çatışmasının 2 farklı genel başkan arasındaki derin bir gerilime dönüştüğü bu süreçte, Babacan’ın Kılıçdaroğlu’na yakınlık mesajı vermesi, muhalefet içindeki cepheleşmeye yeni bir boyut eklemektedir. Bu gelişme, bir zamanlar kader birliği yapan ittifak partilerinin bugün nerede konumlandığına dair de önemli ipuçları sunmaktadır.

DEVA Partisi’nden Yalanlama Gelmedi

Özlem Gürses’in canlı yayında gündeme getirdiği bu kritik iddiaya karşılık, 25 Mayıs 2026 akşamından bu yana DEVA Partisi’nden resmi bir yalanlama ya da onaylama açıklaması yapılmadı. Siyasi gözlemciler, bu sessizliğin kendi başına anlamlı bir mesaj içerdiğini vurgulamaktadır; zira doğrudan adı geçen bir siyasi partinin, böylesi bir iddiaya yanıt vermemesi alışılagelmiş bir tutum değildir. Kılıçdaroğlu’nun çevresinden de konuya ilişkin herhangi bir açıklamanın gelmemiş olması, iddianın “kesinleşmediği” ama “yalanlanamadığı” bir gri alanda kalmasına yol açmaktadır. Bu tablo, kamuoyunun merakını canlı tutarken, DEVA Partisi’nin önümüzdeki günlerde bir açıklama yapıp yapmayacağı sorusunu da gündemin merkezinde bırakmaktadır. Siyasi analistlere göre bu tür kanallar aracılığıyla kamuoyuna sızan kulis bilgileri, perde arkasındaki ilişkilerin derinleştiğinin önemli göstergeleri olabilmektedir.

CHP’de yaşanan bu kriz süreci, yalnızca parti içi bir çatışmanın ötesinde, muhalefet blokunun geleceğini de doğrudan ilgilendiren bir dönüşümün habercisi olarak yorumlanmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa mahkeme kararıyla dönmesi, bazı siyasi çevrelerce olumlu karşılanırken, Özgür Özel ve ona yakın duran isimler bu süreci meşru saymamaktadır. Muhalefet içindeki bu kutuplaşmanın, yaklaşan seçim süreçlerinde muhalefet partilerinin koordinasyonunu zedeleyip zedelemeyeceği, siyasi gündemin en tartışmalı sorularından biri olmaya devam etmektedir. CHP Genel Merkezi üzerindeki çift başlılık sorununun bir an önce aşılması için kamuoyunun beklentisi ise kurultay kararına yoğunlaşmış durumdadır. Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel ile yaptığı telefon görüşmesinde kurultayı gündemine alması, bu beklentilere en somut yanıt olarak değerlendirilmektedir.

CHP’nin iç krizi, siyasi analistlerin yanı sıra akademik çevrelerin de dikkatini çekmektedir. Uzmanlar, bu sürecin son derece istisnai bir örnek oluşturduğunu ve mahkeme kararıyla gerçekleşen genel başkanlık değişiminin uzun vadeli sonuçlarının henüz tam olarak öngörülemediğini belirtmektedir. Bu süreç, kurumsal siyasi partilerin iç hukuk mekanizmalarını ne denli ciddiye alması gerektiğine ilişkin önemli bir ders niteliği taşımaktadır. Ayrıca siyasi uzmanlar, muhalefet partileri arasındaki iletişimin siyasi gerilimden bağımsız biçimde sürdürülmesinin, ülke demokrasisi açısından kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır. Bu süreç; şeffaflık, hesap verebilirlik ve siyasi partilerin iç işleyişinin yargısal denetimi bağlamında da tartışılmaya devam edecektir.

CHP’nin yakın vadede kurultay sürecini başlatması halinde, Altılı Masa geleneğinden gelen muhalefet liderlerinin bu sürece nasıl bir mesaj vereceği, siyasi çevrelerin gündemini meşgul etmeye devam etmektedir. Babacan’ın iddia edilen tebrik telefonu, bu bağlamda Altılı Masa ortaklarının CHP’nin yeni dönemine nasıl baktığını anlamlandırmak açısından son derece önemli bir veri noktası sunmaktadır. Muhalefet içindeki ortaklık kültürünün ne ölçüde ayakta tutulabileceği ve yıpratıcı iç hesaplaşmalara rağmen muhalefet blokunun bütünlüklü bir duruş sergileyip sergileyemeyeceği, önümüzdeki aylarda netleşecektir. Özlem Gürses’in yayında yönelttiği “Bu iddiayı doğruluyorlar mı?” sorusu ise henüz yanıtsız kalmaya devam etmektedir.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın