Öcalan bu kadarını beklemiyordu tablosu Meclis’te çerçeve yasa tasarısının uzlaşıyla kabul edilmesiyle şekillendi. Milletvekilleri zılgıtlar çekti ve bir partiye mensup olanlar zafer işareti yaptı. AKP milletvekili Abdullah Öcalan’a dua etti. Bir yıl öncesine kadar bir araya gelmeyen ve birbirine selam bile vermeyen DEM ile MHP’li milletvekilleri birbirini kutladı tokalaştı ve bazıları öpüştü. Vekiller 1 Ekim’e kadar tatile çıktı. Yasa çıkarılırken şehit ailelerinin ve gazilerin duyarlılıklarının dikkate alınacağı söylendi ancak bunlar sadece sözde kaldı. Halen Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde bulunan bölücü örgütün kamplarında yer alan teröristlerin aftan yararlanabilmeleri için silahlarını teslim etmeleri istendi. Teröristlerin kod adı kullandığı ve hangi eyleme katıldıkları tam olarak bilinmiyor. En azılı teröristler bile eyleme katılmadıklarını söyleyip daha düşük ceza alabilir. Abdullah Öcalan 1999’da ek ifade vermek istediğini belirtti ve af yasası talebini açıkça ortaya koydu. PKK’lıların askere alınıp alınmayacağı konusunda hiçbir düzenleme bulunmuyor. Emekli Albay V. Murat Tulga yürüyüş eğitimi ve slogan değişiklikleri üzerine ironik değerlendirmelerde bulundu. Atatürk’ün Nutuk’unun önümüzden noksan edilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu unsurlar sırasıyla yasanın kabul süreci ve vekiller arası yakınlaşma, 1999 mektubu ve af talebi, askerlik belirsizlikleri ile istihdam soruları, uzman yorumları ve tarihsel uyarılar başlıkları altında ele alınıyor.


Yasanın kabul süreci ve vekiller arası yakınlaşma
Milletvekilleri çerçeve yasa tasarısını TBMM’de uzlaşıyla kabul etti. Zılgıtlar çekildi ve bir partiye mensup milletvekilleri zafer işareti yaptı. AKP milletvekili Abdullah Öcalan’a dua etti. Bir yıl öncesine kadar bir araya gelmeyen ve birbirine selam bile vermeyen DEM ile MHP’li milletvekilleri birbirini kutladı. Bu vekiller tokalaştı ve bazıları öpüştü. Vekiller 1 Ekim’e kadar tatile çıktı.
Yasa çıkarılırken şehit ailelerinin ve gazilerin duyarlılıklarının dikkate alınacağı söylendi. Ancak bunlar sadece sözde kaldı. Halen Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde bulunan bölücü örgütün kamplarında yer alan teröristlerin aftan yararlanabilmeleri için silahlarını teslim etmeleri istendi. Teröristlerin kod adı kullandığı ve hangi eyleme katıldıkları tam olarak bilinmiyor. En azılı teröristler bile eyleme katılmadıklarını söyleyip daha düşük ceza alabilir. Bu durum sürecin uygulama aşamasında belirsizlikler doğuruyor.
Meclis’teki uzlaşı tablosu bir yıl önceki gergin atmosferle tam zıt bir görüntü oluşturdu. Vekiller arasındaki tokalaşma ve öpüşme sahneleri kamuoyunda geniş yankı buldu. Zafer işaretleri ve dualar yasanın kabulünü kutlama biçimine dönüştü. Tatil kararının hemen ardından alınması sürecin hızını gösterdi. Şehit aileleri ve gaziler konusundaki sözlerin uygulamaya yansımaması eleştiri konusu oldu. Bu yakınlaşma tablosu sürecin beklenmedik boyutunu netleştirdi.
Silah teslimi şartı kamplardaki teröristler için aftan yararlanma yolunu açtı. Kod adı kullanımı nedeniyle eylem geçmişinin net bilinmemesi düşük ceza ihtimalini güçlendirdi. En azılı isimlerin bile bu yolu kullanabileceği endişesi dile getirildi. Meclis’teki kutlama atmosferi bu belirsizlikleri gölgede bıraktı. Vekiller arası selamlaşma bir yıl öncesinin soğukluğunu tamamen silmiş gibi göründü. Bu gelişmeler yasanın kabulünün ardından ortaya çıkan yeni dinamikleri ortaya koydu.
Kabul sürecinin hızı ve karşılıklı kutlamalar sürecin siyasi boyutunu öne çıkardı. Dualar ve zafer işaretleri Meclis tabanındaki değişimi simgeledi. Şehit aileleri duyarlılığının sözde kalması sürecin eksik yanını oluşturdu. Silah teslimi şartı dönüş yolunu şartlara bağladı. Kod adı belirsizliği ceza uygulamalarında esneklik yaratma riski taşıdı. Bu noktalar 1999’daki mektup içeriğine geçişi zorunlu kıldı.
1999 mektubu ve af talebi
Abdullah Öcalan ülkeye getirildikten sonra ifadesi alındıktan bir süre sonra dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı Cevdet Volkan’a 22 Mart 1999’da mektup yazdı. Mektupta ek ifade vermek istediğini belirtti. 3 Nisan 1999’da İmralı’ya giden Başsavcı Cevdet Volkan ile Savcı Talat Şalk’a devlete yardımcı olmak istediğini açıkladı. Öcalan ifadesinde amacının ülkeyi ve devleti daha da güçlendirmek ve yardımcı olmak olduğunu söyledi. Kişisel hiçbir beklentisinin bulunmadığını vurguladı.
İmkanlar tanındığında gerekli bilgiyi verip örgütü yasal çizgiye çekmeye hazır olduğunu ifade etti. Bu konuda devletin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtti. Devletin üzerine düşenin iç barışı sağlayabilmek için gerekli olan yasal düzenlemeler yapmak olduğunu söyledi. Bunların başında af yasası geldiğini ve dağda ile cezaevinde olanlar için onların topluma karışmalarını sağlayacak bir af yasası gerektiğini savundu. Bu konuda üzerine düşen her türlü katkıda bulunmaya hazır olduğunu ekledi.
1999’daki bu talep ile günümüzdeki çerçeve yasa arasında doğrudan bir bağ kuruldu. Öcalan’ın o dönemdeki ifadesi devlete yardımcı olma vurgusu taşıdı. Kişisel beklenti olmadığını açıkça belirtti. Örgütü yasal çizgiye çekme hazırlığını ortaya koydu. Af yasasının öncelikli düzenleme olduğunu savundu. Bu mektup içeriği bugünkü yasanın beklenmedik genişliğini anlamayı kolaylaştırdı.
Başsavcı ve savcının İmralı ziyareti sırasında verilen ifade sürecin ilk resmi kaydı oldu. Öcalan’ın devleti güçlendirme amacını dile getirmesi o günkü duruşunu yansıttı. Yasal düzenleme çağrısı af yasasını merkeze aldı. Dağda ve cezaevinde bulunanlar için toplumla bütünleşme hedefi koydu. Katkıda bulunma hazırlığı ifadesi işbirliği mesajı içerdi. Bu unsurlar günümüzdeki yasanın Öcalan açısından sürpriz boyutunu güçlendirdi.
Mektuptaki af vurgusu bugünkü yasanın temelini oluşturan unsurlardan biri olarak öne çıktı. Devlete yardımcı olma niyeti açıkça kayda geçti. Kişisel beklenti olmadığını tekrarlaması niyet beyanını güçlendirdi. Yasal çizgiye çekme hazırlığı örgüt içi dönüşüm sinyali verdi. İç barış için düzenleme çağrısı af talebini meşrulaştırdı. Bu geçmiş ifade bugünkü kabul sürecinin tarihsel arka planını tamamladı.
Askerlik belirsizlikleri ve istihdam soruları
Yasamıza göre nüfus kaydına göre her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününden başlayan ve 41 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününde biten süreye askerlik çağı deniliyor. PKK’nın özellikle lider kadrosunun yaşı 70’i geçti. Çoğunluk ise 40 yaşın altında yani askerlik çağı içinde yer alıyor. Çerçeve yasada PKK’lıların askere alınıp alınmayacağı konusunda hiçbir düzenleme bulunmuyor. PKK’lı cezasını çektikten sonra askere alınıyordu ancak bu kez cezaevine girmek yok. Yani bir düzenleme bulunmuyor.
Yalnız askerlik değil yurda dönecek teröristlerin sağlık sosyal güvenlik eğitim ve istihdam haklarının nasıl düzenleneceği belirsiz. Ülkeye dönen ve yasa kapsamında soruşturması veya kovuşturması ertelenen bir kişinin askerlik yükümlülüğünün devam edip etmeyeceği konusunda çerçeve yasada özel bir hüküm bulunmuyor. Bu boşluklar uygulamanın nasıl şekilleneceğini belirsiz hale getirdi. Lider kadronun yaş ortalaması askerlik dışı kalırken genç çoğunluk yükümlülük altında görünüyor. Cezasız dönüş modeli önceki uygulamadan ayrılıyor. Hakların netleşmemesi dönüş sonrası yaşamı zorlaştırabilir.
Askerlik çağının net tanımı 20 ile 41 yaş arasını kapsıyor. Lider kadronun 70’i aşması bu yükümlülüğü onlar için ortadan kaldırıyor. 40 yaş altı çoğunluk ise tam çağ içinde yer alıyor. Yasadaki boşluk askere alma konusunda netlik sağlamıyor. Önceki modelde ceza sonrası askerlik varken şimdi cezaevine girmeden dönüş mümkün. Bu durum yeni bir uygulama alanı açıyor.
Sağlık ve sosyal güvenlik haklarının belirsizliği dönüş sonrası en temel sorunlardan biri haline geliyor. Eğitim ve istihdam konularında da herhangi bir düzenleme bulunmuyor. Soruşturma veya kovuşturma ertelenen kişiler için askerlik yükümlülüğünün devam edip etmeyeceği açık değil. Bu boşluklar uygulayıcı kurumlara geniş takdir yetkisi bırakıyor. Genç yaş grubunun askerlik durumu özellikle tartışma konusu oluyor. Belirsizlikler sürecin sosyal boyutunu karmaşıklaştırıyor.
Yasadaki bu eksiklikler dönüş sürecinin uygulamada nasıl işleyeceğini belirsiz kılıyor. Askerlik çağındaki çoğunluk için net kural yok. Lider kadro yaş nedeniyle kapsam dışı kalıyor. Sağlık sosyal güvenlik eğitim ve istihdam hakları düzenlenmemiş durumda. Erteleme kararı alan kişiler için yükümlülük durumu belirsizliğini koruyor. Bu noktalar uzman yorumlarına ve tarihsel uyarılara geçişi zorunlu hale getirdi.
Uzman yorumları ve tarihsel uyarılar
Emekli Albay V. Murat Tulga ile PKK’lıların askerlik yapıp yapmayacağı konuşulurken şu değerlendirmeler yapıldı. Askerlikte tören öncesi yürüyüş eğitimi önemlidir. Adımları senkronize olmuş ve kalıp gibi yürüyen birlikler disiplinin esasıdır. Bu senkronizasyonu sağlamak için kıta komutanı yürüyüş kararı saydırır. Bunun için kıtalarda yaygın karar vezinleri vardır. Örneğin her Türk asker doğar veya Türk övün çalış güven gibi sloganlar kullanılır.
Şimdi bu kişiler için yeni bir sorun yaratılmaması için değiştirirlerse şaşarım. Ne denilecek her Türkiyeli asker doğar diye bağırsınlar değil mi diye sordu. Bence bunu böyle değiştirmek lazım dedi. Diğerine artık dilim varmıyor ifadesini kullandı. Bunlara silah atışı yaptırmayın ha uyarısını ekledi. Bunlar keleş çocukları dedi. Devletin parasını falan da boşuna harcamayın dedi. Bunların vakti zamanında hangi hedeflere karşı atış yaptıklarını da bu atışların ne acı sonuçlar doğurduğunu da asla unutmayalım diye konuştu.
Ecdadın zamanında kurduğu Hamidiye Alayları konusu da aklımızda dursun uyarısını yaptı. Önerilerde bulunuyoruz dedi. O yüzden terhisten sonra bunların sosyal güvenlik sorunları da olacakmış yazık ifadesini kullandı. Bu da sorun değil dağda geçirdikleri süreyi sayıp bunları EYT’den erken emekli ederiz bir de belediyelerde sayaç okuma görevi verip işe yerleştirdik mi tamam diye ironik bir çözüm önerdi. Nasıl çözüm ama diye sordu. Ya böyle dostlar yeni bir sorunumuz oldu mu şimdi diye ekledi. Ne yapalım bu terörist kuzucuklar askerlik yapsınlar mı yapmasınlar mı diye konuşmasını tamamladı.
Murat Tulga Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unu ne olur bugünlerde asla önümüzden noksan etmeyelim dedi. Ey Türk gençliği diye başlayan bölümü hatırlattı. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler dedi. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş bütün tersanelerine girilmiş bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir ifadesini aktardı. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler dedi. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler millet fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir diye devam etti.
Ey Türk istikbalinin evladı işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur sözleriyle Nutuk’tan alıntıyı tamamladı. Bu uyarılar yasanın kabulünün ardından ortaya çıkan belirsizliklere tarihsel bir çerçeve kazandırdı. Yürüyüş eğitimi ve slogan tartışması askerlik sürecinin pratik zorluklarını gösterdi. Silah atışı uyarısı geçmiş eylemlerin unutulmaması gerektiğini vurguladı. Hamidiye Alayları hatırlatması tarihsel deneyimlerin dikkate alınmasını istedi. Sosyal güvenlik ve istihdam için ironik öneriler sürecin açmazlarını ortaya koydu. Nutuk alıntısı istiklal ve cumhuriyet vurgusuyla süreci daha geniş bir perspektife taşıdı.
Öcalan bu kadarını beklemiyordu sürecinde Meclis’te yaşanan uzlaşı ve kutlamalar 1999’daki af talebiyle birleşince beklenmedik bir tablo ortaya çıktı. Yasadaki askerlik ve hak belirsizlikleri uygulama aşamasında yeni sorular doğurdu. Emekli Albay V. Murat Tulga’nın ironik değerlendirmeleri ve Nutuk uyarısı sürecin tarihsel boyutunu hatırlattı. Silah teslimi şartı ve düşük ceza ihtimali dönüş yolunu açarken şehit aileleri duyarlılığının sözde kalması eleştiri konusu oldu. Bu unsurlar bir araya geldiğinde sürecin boyutu netleşti.
























