Afrika’nın nüfus bakımından en kalabalık ülkesi olan Nijerya, onlarca yıldır süregelen terör sorunuyla boğuşurken bu kez çok farklı ve son derece acı bir tablo yaşadı. Boko Haram ile sürdürülen mücadelede zaman zaman başarılar elde eden ordu, bu kez kazandığı sonuç değil yaptığı trajik hata nedeniyle gündemin odağına oturdu. Ülkenin kuzeydoğusunun gündelik hayat içinde en sıradan an sayılacak bir saatinde, bir pazar yerinde insanlar alışverişini yaparken hayatlarını değiştirecek bir felaket yaşandı. Olay, başından beri savaşın en büyük kurbanlarının siviller olduğunu acı bir gerçeklikle hatırlatıyor. “Tüm güncel haberler makalenin sonunda verilmiştir.”

Trajedi, Nijerya’nın Yobe ile Borno eyaletlerinin sınır hattında konumlanan Jilili pazarında meydana geldi. Nijerya Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları, bölgede varlık gösteren terör örgütü Boko Haram unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan bir operasyon kapsamında harekete geçti. Ancak istihbarat ya da hedefleme sürecinde yaşanan ağır bir hata, mühimmatların sivil bir ticaret alanının üzerine düşmesiyle sonuçlandı. İlk raporlara göre saldırıda en az 56 sivil hayatını kaybederken 14 kişi de yaralandı. Yaralılar bölge sağlık merkezlerine ve Yobe ile Borno’daki hastanelere sevk edildi. Olayın yoğun alışveriş saatlerinde gerçekleşmesi, pazar yerinde bulunan kalabalık kitleyi doğrudan hedef almak anlamına geldi ve can kaybını dramatik biçimde artırdı.
Yerel yetkililerden çelişkili rakamlar
Olayın boyutuna ilişkin açıklamalar arasında ciddi bir tutarsızlık göze çarpıyor. Yobe Valisi’nin Güvenlik İşleri Özel Danışmanı Abdulsalam Dahiru, yazılı açıklamasında bölgeye güvenlik güçleri sevk edildiğini ve soruşturma başlatıldığını bildirirken, bölgenin Fuchimeram bölgesini temsil eden meclis üyesi Lawan Zanna Nur Geidam çok daha çarpıcı bir tablo çizdi. Geidam, Jilili Pazarı’nda yaşananları tam anlamıyla yıkıcı olarak nitelendirdi ve kendisiyle iletişime geçildiği sırada pazara düzenlenen hava saldırısında 200’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini aktardı. Resmi kaynaklarla yerel temsilciler arasındaki bu derin uçurum, can kayıplarının gerçek boyutunun henüz netleşmediğine ve olayın kamuoyuna tam anlamıyla yansıtılmadığına işaret ediyor. Bölgeye ulaşımın güçlüğü ve askeri operasyon bölgelerindeki bilgi akışının kısıtlı olması, kesin rakamların ortaya çıkmasını geciktiriyor.

Nijerya ordusu, olayın yaşandığı bölgede Boko Haram ile uzun süredir sürdürdüğü operasyonlarda zaman zaman bu tür “yanlış hedef” hatalarıyla daha önce de karşılaştı. Ülkenin kuzeydoğusunda on yılı aşkın bir süredir aktif olan Boko Haram, hem sivil halka hem de güvenlik güçlerine yönelik sistematik saldırılarıyla binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Ordu ise bu örgütü etkisiz hale getirme çabası içinde zaman zaman istihbarat yetersizliği ve haberleşme sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Sivil alanların terör unsurları tarafından sığınak ya da üs olarak kullanılması ise durumu daha da karmaşık bir hale getiriyor. Jilili olayı, bu karmaşıklığın ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Soruşturma süreci ve uluslararası tepkiler
Olayın ardından Nijerya Silahlı Kuvvetleri, kapsamlı bir soruşturma başlatılacağını kamuoyuna duyurdu. Yetkililer, hava saldırısının asıl amacının Boko Haram unsurlarını hedef almak olduğunu, ancak hedefleme hatasının bu trajik sonucu doğurduğunu vurguladı. Sivil toplum örgütleri ve insan hakları kuruluşları ise açıklamayı yetersiz bularak ölü sayısının ve hesap verebilirliğin derhal netleştirilmesini talep etti. Nijerya genelinde olayla ilgili tepkiler hızla yükselirken, uluslararası kamuoyunda da bu haber geniş yankı uyandırdı. Özellikle Afrika’daki silahlı çatışmalarda sivil kayıpları izleyen uluslararası kuruluşlar, Nijerya hükümetini şeffaf bir soruşturma yürütmeye davet etti. Olayın kamuoyunda yarattığı baskı, ordunun operasyonel protokollerini yeniden sorgulamaya açtı.
Nijerya’nın kuzeydoğusundaki güvenlik ortamı, hem bölge halkı hem de uluslararası toplum için kritik sorular doğurmaya devam ediyor. Boko Haram’ın ortaya çıkışından bu yana bölgede iki milyondan fazla kişinin yerinden edildiği, on binlerce insanın hayatını kaybettiği biliniyor. Geniş çaplı yoksulluk, eğitime erişim sorunları ve köklü devlet yapılanmasındaki boşluklar, terör örgütünün bölgede zemin bulmasına zemin hazırlamaya devam ediyor. Ordu, Boko Haram’ı fiziksel olarak geriletmede kısmı başarı elde etmiş olsa da örgütün dağılmış hücreler halinde faaliyet sürdürmesi, güvenlik güçleri için net bir hedef belirleyebilmeyi son derece güçleştiriyor. Bu tablo, hava harekâtlarında hedefleme hatası riskini kalıcı olarak yüksek tutuyor.

Askeri etik ve uluslararası insancıl hukuk uzmanları, bu tür yanlış hedef vakalarının yalnızca acı bir trajedi değil, aynı zamanda uluslararası sözleşmeler kapsamında hesap verilmesi gereken hukuki bir mesele olduğunu vurguluyor. Savaş hukuku çerçevesinde olarak bilinen orantılılık ve ayrım ilkeleri, silahlı kuvvetlerin sivil ve savaşan unsurlar arasında gerekli ayrımı yapma yükümlülüğünü açıkça düzenliyor. Nijerya’nın bu yükümlülükler kapsamında uluslararası denetim mekanizmalarına hesap verip vermeyeceği, hukuki açıdan en kritik gündem maddesi olmayı koruyacak. Soruşturmanın bağımsız gözlemcilerin katılımıyla yürütülmesi, bu bağlamda öncelikli bir talep olarak öne çıkıyor.
Bölgede sivillerin korunması ve alınması gereken önlemler
Bu tablo, hem Nijerya özelinde hem de benzer coğrafyalardaki çatışma ortamları için üç temel ders ve önlem alanı sunuyor. Birincisi, hava harekâtlarında gerçek zamanlı insani istihbarat kullanımının zorunlu hale getirilmesi; sivil alanların gündelik kullanım durumunun sürekli güncellenen veri tabanlarıyla takip edilmesi, yanlış hedef vakalarını azaltmada en etkili teknik çözüm olarak öne çıkıyor. İkincisi, bağımsız bir soruşturma mekanizmasının devreye girmesi büyük önem taşıyor; ordunun kendi iç soruşturmasıyla sınırlı kalınmaması, BM İnsan Hakları Ofisi gibi uluslararası aktörlerin sürece dahil edilmesi, hem hesap verebilirlik hem de gelecekteki benzer hataların önüne geçmek için şart. Üçüncüsü ise bölge halklarının güvenliği konusunda ordu ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi; pazar alanları, okul ve hastane gibi sivil yapıların askeri operasyon haritalarında özel koruma statüsüne alınarak gerçek zamanlı bilgi paylaşımı sağlanması, sistemin daha insani bir zemine oturtulmasına katkı sağlayacak.

Jilili’de hayatını kaybeden 56 sivil ve yaralı 14 kişinin ardından geriye kalan soru son derece ağır: Bu felaket önlenebilir miydi? Askeri analistler bu soruya büyük ölçüde evet yanıtını veriyor. İstihbarat kalitesinin artırılması, gerçek zamanlı insansız hava aracı gözetiminin harekât kararlarına entegre edilmesi ve yerel sivil ağlarla daha sıkı bir koordinasyon kurulması, bu tür yanlış hedefleme hatalarını azaltmada kanıtlanmış yöntemler arasında yer alıyor. Nijerya hükümeti önünde iki seçenek duruyor: Olayı kapatmak ya da gerçekten hesap verebilir bir süreç işleterek hem kendi halkına hem de uluslararası topluma bu trajedinin tekrar yaşanmaması için neler yapıldığını somut biçimde göstermek. Dünyanın dört bir yanından gelen çağrılar ikinci seçenek yönünde yükseliyor.

