Kur-an’da tüm peygamberlerin ancak beşeri bir insan olduğunu söyler. Yani tüm peygamberlerin ne olağandışı bir özelliği ne de doğa üstü bir yeteneği ya da gücü vardır. Onlar ancak kendine vahyedilen tüm bilgileri, eksiksiz/yorumsuz bir şekilde uygulamak ve bir başkasına/topluma anlatmaktır. Kuran’da geçen ‘’ancak’’ ifadesi oldukça nettir ve yoruma kapalı, tartışılamaz bir ifadedir. Aynen bizlerin ‘’hava’’ demesi ve havanın ne olduğunu ne işe yaradığını bilmek gibi bir şey…
Gelin görün ki, Allah’ın Kur-an’da ‘’Ancak sizler gibi bir insandır…’’ demesine rağmen bugün bazı insanlar, Kuran’a karşı gelerek peygamberlere bazı doğaüstü atıflarda/iftiralarda bulunurlar. Üstelik bu iftiraları -sanki peygamber söylemiş gibi- peygamberin dilinden kendi uydurdukları dine mal ederler. Bunu da hadis, rivayet gibi birtakım söylemler üzerinden anlatırlar. Halbuki, insanları tek ilgilendiren şey, peygamberlerin ‘’Allah’ın iletisi’’ deyip de ilettikleridir yani bugün ki Kur-an’ı Kerim’dir… Yoksa bir peygamber ne yerdi, ne içerdi, nasıl uyurdu gibisinden yaşamsal tarzlar dinden asla sayılamaz ve asla dinin bir kaidesi olamaz.
Kur’an da Varsa Vardır, Yoksa Yoktur
Kur-an’ın tam anlaşılmaması için birçok surenin yerlerini hatta birçok kelimenin anlamını değiştirmişlerdir. Ki, bu konuyu da Allah Kuran’da ‘’…anlaşılmaması için her türlü yola başvuracaklar…’’ diyerek bizleri uyarmıştır. Doğru anlaşılmaması için her türlü yolu deneseler de kendilerine yeni bir din inşa etseler de ve adına da İslam deseler de tek bir din vardır o da Kuran’da söylenen İslam’dır.
Tüm peygamberlere İslam vahyedilmiştir zira Kuran’da Allah ‘’Allah asla vaadinden dönmez’’ diye söyler. İlk peygamberden son peygambere kadar kurallar asla değişmemiştir ama insanların bazıları kim ne dediyse inandı, doğruluğunu Kuran’dan teyit etmeden inandı. Halbuki bazı insanlar, söylenen o konuyu araştırsaydı, doğruluğunu Kuran’dan öğrenseydi durum bambaşka olurdu.
Kur-an’ı Kerim’de varsa vardır yoksa yoktur diyoruz çünkü insanoğlu Kuran’ı anlayarak, idrak ederek yaşasa görecek ki, Kuran tamamen hem modern bir hayatı anlatıyor ve toplumun yani insanların iyiliği için Allah kuralları, ilkeleri, ön görülerini gerekçeleri ile birlikte söylüyor ama biz insanlar maalesef hep o kötü nefsimize uyarak bambaşka bir dine inanıyoruz ve o din gibi yaşıyoruz. Kur-an; tüm peygamberlerin ancak bizler gibi birer beşer insan olduğunu söyler ama bizler peygamberlere olmadık doğaüstü yaşamsal birtakım yakıştırmalarda bulunuruz.
Ortaya Bambaşka Bir Din İnşa Ettiler
Allah ritüllerden, ritüel gibi inançlardan kaçınmamız için bizlere birçok örnekler vermiştir. Bizler bu örnekleri kale alacağımıza, bu örnekleri düşüneceğimize tam tersi olarak davranıyoruz. Allah, Hz. İbrahim’in duasını, Hz. Yahya’nın duasını, Hz. Nuh’un yaptığı duayı bizlere örnek gösteriyor ve diyor ki sizlerde kendi ihtiyacınıza göre dua edin ama bizler yok şu peygamber şöyle dua ederdi, bu peygamber böyle dua ederdi diye o peygamberlerin kendi ihtiyacına göre ettiği duayı anlamadığımız bir lisanstan ezberliyoruz ve sonra Allah’a dua ettiğimizi sanıyoruz. Adamın 11 tane çocuğu var ve Hz. İbrahim’in ”bana çocuk ver” diye olan duasını ezberliyor ve o duayı ediyor. Ya senin zaten 11 tane çocuğun var daha ne diye çocuk istiyorsun ki? Ondan sonrada ”benim niye bu kadar çok çocuğum var” diye yakınıyor. Sen kaç tanesine bakabiliyor ve güzel eğitim verebiliyorsan o sayıda çocuk yap.
Başımıza gelen her bir musibet ya yanlış davranmamızdan ya da o konu ile ilgili cahilliğimizden kaynaklanıyor. Allah birçok ayetinde açıkca ”… iyiğilik bendendir, kötülük ise sizlerdendir…” , ”İyilik benden, başınıza gelen her bir musibet ise kendi ellerinizle işlemiş olduğunuz bir günahtan dolayıdır…” demesine rağmen biz insanlar maalesef başımıza bir musibet/kötülük geldiği zaman ”olsun, Allah’tan gelen her şerre amenna…” derler. Bu söylem bile Kur-an’da anlatılan İslamiyet’e ne kadar ters bir durum…
