Genel HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

Yetki belgesi artışı lojistikte haksız rekabet endişelerini büyütüyor

Yetki belgesi sayısındaki hızlı yükseliş lojistik sektöründe denetim boşluklarını ve rekabet adaletsizliğini yeniden gündeme taşıyor. Firma yapıları arasındaki farklar, hizmet kalitesindeki gerileme riski ve risk esaslı denetim talepleri sektörün geleceğini şekillendiriyor. Sürdürülebilir büyüme için mevcut sistemin etkinleştirilmesi tartışılıyor.

Yetki belgesi sayısındaki artış lojistik sektöründe denetim ve haksız rekabet tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Ocak 2019’da yaklaşık 498 bin olan belge sayısı Ocak 2026’da 638 bine ulaştı. Yalnızca 2025 yılında 111 binden fazla belge verildi. Özellikle özmal araç ve varlık gerektirmeyen forwarder faaliyetlerinde TİO belgesi sahibi firma sayısı 2020’deki yaklaşık 1.000 seviyesinden Ocak 2026’da 10 bine çıktı. Bu firmaların çatı kuruluşu olan Uluslararası Taşımacılık Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) üye sayısı ise yaklaşık 700’de kaldı. Sektör temsilcileri belge artışının yanı sıra faaliyet denetiminin yetersizliğini vurguluyor. Makalede belge sayılarının yükseliş dinamikleri, denetim boşluklarının yarattığı sorunlar, kurumsal firmalar ile küçük ölçekli işletmeler arasındaki farklar ve risk esaslı denetim modelleri ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Belge artışının sektör üzerindeki baskıları ve firmaların yaşadığı zorluklar bir sonraki bölümde daha yakından inceleniyor.

Yetki belgesi sayılarının yükselişi sektör dinamiklerini nasıl değiştiriyor?

Lojistik sektöründe yetki belgesi sayısındaki hızlı artış özellikle yük taşımacılığına izin veren belgelerde yoğunlaşıyor. Özmal araç ve varlık şartı aranmayan TİO belgelerindeki on katlık büyüme sektör temsilcilerinin dikkatini çekiyor. Bu belgelerle faaliyete başlayan firmaların sayısı hızla artarken çatı kuruluş üyeliği sınırlı kalıyor. Kurumsal firmalar yeterli mali ve kurumsal altyapıya sahip olmadan pazara giren işletmelerin fiyat rekabetinde ayakta kalmak için standartlardan taviz verdiğini belirtiyor. Bir masa bir sandalye ve yaklaşık 1,7 milyon TL bedelle lojistik firması kurulabildiği eleştirisi sıkça dile geliyor. Bu durum hizmet kalitesini düşürme ve haksız rekabet yaratma riskini büyütüyor.

Sektör temsilcileri yalnızca belge sahibi olunmasının yeterli güvence oluşturmadığını savunuyor. Belirli mali ve kurumsal şartlar bulunmasına karşın uygulamada denetim eksikliği nedeniyle bazı işletmeler kuralları ihlal ederek daha düşük maliyetle hizmet sunabiliyor. Finansman ve işletme sermayesi yetersiz firmaların yeni iş almakta zorlandığı ve bir kısmının iflas eşiğine geldiği ifade ediliyor. Bu gelişmeler sektörün genel itibarını ve operasyonel güvenilirliğini olumsuz etkiliyor. Kurumsal firmalar mevzuata uygun çalışırken üstlendikleri mesleki yeterlilik sigorta araç takip ve iş güvenliği maliyetlerinin haksız rekabet ortamında rekabet gücünü azalttığını vurguluyor. Belge sayısındaki artışın kontrolsüz büyüme olarak algılanması uzun vadede sektörün sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verileri belge enflasyonunun tüm taşımacılık türlerini kapsadığını gösteriyor. Otobüs dahil toplam belgelerdeki yükseliş yük taşımacılığında daha belirgin hale geliyor. Forwarder faaliyetlerindeki sıçrama özmal araç zorunluluğu bulunmayan alanlarda giriş bariyerinin düşük kalmasından kaynaklanıyor. Sektör temsilcileri yeni belgeler üretmek yerine mevcut sistemin daha etkin işletilmesini talep ediyor. Avrupa uygulamalarına atıfta bulunarak daha az sayıda belge ve daha güçlü denetim mekanizmalarının kurulabileceğini belirtiyor. Bu yaklaşım kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından da önem taşıyor.

Artışın yarattığı baskılar denetim yetersizliğiyle birleşince haksız rekabeti daha da derinleştiriyor. Küçük ölçekli firmaların düşük fiyat stratejisi kurumsal oyuncuların maliyet yapısını zorluyor. Hizmet kalitesinden taviz verilmesi hem yurt içi hem uluslararası taşımalarda güven sorununa yol açabiliyor. Sektörün üç çatı kuruluşu bu nedenle bakanlık nezdindeki temaslarını yoğunlaştırdı. Belge artışının sektörel etkileri bir sonraki bölümde denetim boyutlarıyla birlikte değerlendiriliyor.

Denetim yetersizliği haksız rekabeti nasıl derinleştiriyor?

Sektör temsilcilerine göre asıl sorun belge sayısının artması değil verilen belgelerin faaliyet sırasında nasıl kullanıldığının yeterince denetlenmemesi. Belirli ücret ve şartlar karşılığında belge alınabilmesine karşın işletmelerin belge kapsamına uygun faaliyet gösterip göstermediğinin etkin kontrol edilmemesi haksız rekabeti büyütüyor. Mevzuata uygun çalışan firmalar mesleki mali yeterlilikten sigortaya araç ve sürücü takibinden bakım muayene iş güvenliği ve U-ETDS yükümlülüklerine kadar önemli maliyetler üstleniyor. Belge bulunmayan veya kapsam dışı faaliyet gösteren işletmeler bu maliyetlerin bir bölümünden kaçınarak daha düşük fiyat sunabiliyor.

Lojistik Yönetim Danışmanı Levent Özkuşçu belge kontrolünden faaliyet kontrolüne geçilmesi gerektiğini savunuyor. Denetimlerde firmanın gerçekten yetkisi kapsamında faaliyet gösterip göstermediğinin taşıyıcı araç sürücü alt taşıyıcı sigorta ve U-ETDS bilgilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Daha fazla fiziksel denetim noktası yerine mevcut elektronik verileri birbirleriyle konuşturan risk esaslı ve sürekli bir denetim sistemine geçilmesi öneriliyor. İngiltere’deki Earned Recognition Avrupa’daki ERRU ve ABD’deki risk bazlı uygulamalar örnek gösteriliyor. Kurallara düzenli uyan işletmeler daha düşük riskli kabul edilerek daha az fiziksel denetime tabi tutulabilir. Tekrarlayan ihlalleri bulunan firmalar ise daha sık denetlenebilir.

Böyle bir sistem kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını ve kurallara uyan işletmelerin ödüllendirilmesini sağlayabilir. Denetimin yalnızca taşıyıcılarla sınırlı kalmaması gerektiği de vurgulanıyor. Yük sahiplerinin ve taşıma hizmetini satın alan firmaların taşıyıcının yetkisini elektronik ortamda doğrulayabilmesi öneriliyor. Böylece uygunsuz taşımacılık yolda denetlenmek yerine taşıma başlamadan önlenebilir. Özkuşçu’nun modelinde daha fazla belge değil mevcut belgelerin ve verilerin etkin kullanıldığı sürekli dijital uygunluk ve risk denetimi yer alıyor. Bu yaklaşım sektörün tamamında adalet duygusunu güçlendirebilir.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) temsilcileri Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Dr. Çağlar Tabak’a sorunları aktardı. Toplantıda Uluslararası Karayolu Taşımacılığı ve Lojistik Sektörüne İlişkin Önemli ve Öncelikli Düzenleme Talepleri raporu teslim edildi. Türkiye Nakliyeciler Derneği (TND) yetkilileri de Ankara’yı ziyaret ederek aynı konuları gündeme taşıdı. Üç çatı kuruluş ortak talep olarak mevcut sistemin daha etkin çalıştırılmasını istiyor. Denetim yetersizliğinin yarattığı sorunlar kurumsal ve küçük ölçekli firmalar arasındaki farkları daha görünür hale getiriyor.

Kurumsal firmalar ile küçük ölçekli işletmeler arasındaki farklar nelerdir?

Kurumsal firma yöneticileri bazı TİO belgeli işletmelerde finansman ve işletme sermayesi yetersizliğinin hizmet kalitesini düşürdüğünü ve haksız rekabete yol açtığını belirtiyor. Yeterli finansal yapıya sahip olmadan pazara giren işletmelerin fiyat rekabetinde ayakta kalabilmek için operasyonel standartlardan taviz verme riski bulunuyor. Sektörde faaliyet gösteren kurumsal olmayan binlerce firmanın yeni iş almakta zorlandığı ve çoğunun iflasın eşiğine geldiği dile getiriliyor. Bu durum yalnızca rekabeti değil sektörün genel güvenilirliğini de olumsuz etkiliyor.

Yetki belgesinin piyasaya giriş için tek başına yeterli bir güvence haline gelmesi eleştirilerin odağında yer alıyor. TİO belgesiyle faaliyet göstermek isteyen şirketlerin belirli mali ve kurumsal şartları karşılaması gerekirken uygulamada yeterli denetim olmadığı için bazı işletmeler kuralları ihlal edebiliyor. Kurumsal firmalar mevzuata uygun çalışırken üstlendikleri maliyetler nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyor. Küçük ölçekli firmalar ise düşük maliyet avantajıyla kısa vadede iş alabiliyor ancak uzun vadede sürdürülebilirlik sorunu yaşıyor. Bu uçurum sektörde kalite standartlarının aşınmasına yol açabiliyor.

UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin taşımacılık ve lojistik faaliyetlerinin gerekli belgelere mesleki yeterliliğe ve mali sorumluluk güvencelerine sahip firmalar tarafından yürütülmesini sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından önemli görüyor. Bakanlığın mevzuat geliştirme işletme ve yol kenarı denetimleri elektronik sistemler üzerinden uzaktan kontroller ve yetki belgesiz faaliyetlere yönelik yaptırımlar konusundaki çalışmalarını yakından takip ettiklerini ifade ediyor. Yetki belgesiz faaliyetlerin mevzuata uygun çalışan işletmeler aleyhine haksız rekabet yaratabildiğine kayıt dışılığa ve hizmet alan firmalar açısından hukuki ve operasyonel risklere yol açabildiğine dikkat çekiyor.

Kamu kurumları ile sektör kuruluşları arasındaki bilgi paylaşımının geliştirilmesi risk esaslı ve veri temelli denetim imkânlarının artırılması ve ihlallere yönelik caydırıcı yaptırımların uygulanması gerektiğini vurguluyor. UTİKAD yetkilendirme sisteminin yalnızca belge düzenlenmesine dayalı biçimsel bir yapı olmaması gerektiğini savunuyor. Belgenin mesleki yeterlilik mali güç kurumsal kapasite sorumluluk sigortası ve hizmet kalitesiyle desteklenen bir güvenilirlik göstergesi olması gerektiğini belirtiyor. Bu yaklaşım hem kurumsal hem küçük ölçekli firmaların aynı standartlarda rekabet etmesini kolaylaştırabilir. Firma yapıları arasındaki farkların giderilmesi için risk esaslı denetim modelleri bir sonraki bölümde daha ayrıntılı inceleniyor.

Risk esaslı denetim modelleri sektöre nasıl katkı sağlar?

Levent Özkuşçu kurallara düzenli uyan işletmelerin daha düşük riskli kabul edilerek daha az fiziksel denetime tabi tutulabileceğini tekrarlayan ihlalleri bulunan firmaların ise daha sık denetlenebileceğini ifade ediyor. Bu sistem hem kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını hem de kurallara uyan işletmelerin ödüllendirilmesini sağlayabilir. Denetimin yük sahiplerini de kapsaması uygunsuz taşımacılığın önceden engellenmesine imkân tanır. Elektronik ortamda yetki doğrulaması taşıma başlamadan önce riskleri ortadan kaldırabilir. Mevcut elektronik verilerin entegre edilmesi fiziksel denetim ihtiyacını azaltırken sürekliliği artırır.

UTİKAD lojistik sektörünün çok sayıda işletmeyi ve farklı iş modellerini kapsayan dinamik yapısının denetim mekanizmalarının sürekli geliştirilmesini gerektirdiğini belirtiyor. Risk esaslı ve veri temelli denetim imkânlarının artırılması ihlallere yönelik caydırıcı yaptırımların uygulanması ve bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ortak talep haline geliyor. Belgenin yalnızca biçimsel bir belge olmaktan çıkıp mesleki yeterlilik mali güç kurumsal kapasite ve hizmet kalitesiyle desteklenen bir güvence haline gelmesi hedefleniyor. Bu model Avrupa ve ABD uygulamalarından esinlenerek yerli koşullara uyarlanabilir.

Sektör temsilcileri yeni belgeler üretmek yerine mevcut belgelerin ve verilerin etkin kullanıldığı sürekli dijital uygunluk ve risk denetiminin kurulmasını istiyor. Böyle bir sistem haksız rekabeti azaltırken hizmet kalitesini yükseltebilir. Kurumsal firmaların üstlendiği maliyetlerin adil bir ortamda karşılık bulması sektörün genel rekabet gücünü artırır. Küçük ölçekli firmaların da aynı standartlara ulaşması için teşvik edici mekanizmalar oluşturulabilir. Risk esaslı yaklaşım kamu kaynaklarını daha verimli kullanırken sektörün uluslararası rekabet gücünü destekler.

Bu modelin hayata geçmesi uzun vadede lojistik sektörünün güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini güçlendirecektir. Denetim sisteminin dijitalleşmesi hem firmalar hem yük sahipleri hem de kamu için şeffaflık sağlar. Sektörün üç çatı kuruluşunun bakanlıkla yürüttüğü temaslar bu yönde somut adımların atılmasını hızlandırabilir. Mevcut verilerin etkin kullanımı fiziksel denetim yükünü azaltırken ihlalleri daha hızlı tespit etmeye imkân tanır. Risk esaslı denetim lojistik sektörünün geleceğini şekillendirecek en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yetki belgesi artışı ve denetim eksiklikleri lojistik sektöründe kalıcı çözümler üretilmesini zorunlu kılıyor. Belge sayısındaki yükselişin kontrol altına alınması ve faaliyet denetiminin güçlendirilmesi haksız rekabeti azaltırken hizmet kalitesini yükseltecektir. Risk esaslı ve veri temelli yaklaşımlar hem kurumsal hem küçük ölçekli firmaların adil koşullarda rekabet etmesini mümkün kılacaktır. Sektör temsilcilerinin ortak talebi mevcut sistemin daha etkin işletilmesi yönünde şekilleniyor. Bu taleplerin hayata geçmesi lojistik sektörünün sürdürülebilir büyümesine ve uluslararası güvenilirliğine önemli katkı sağlayacaktır.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın