S-400 Rus basınının gündeme taşıdığı iddialar uzun süredir belirsizlik içinde ilerleyen savunma alımlarını yeniden tartışma konusu haline getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası bir televizyon kanalına verdiği demeçte ABD Başkanı Donald Trump ın sözünü yerine getirmesini beklediklerini belirtmesi sürecin siyasi boyutunu öne çıkardı. Trump’ın Ankara da düzenlenen NATO zirvesi sırasında programına yeniden dahil edilmeye ve beşinci nesil savaş uçaklarının satışına izin vermeye hazır olduğunu açıklaması beklentileri artırmıştı. Buna karşılık Washington yönetimi geçen ay Kongre ye gönderdiği mektupta sorunun çözülmeden programa dönüşün mümkün olmadığını bildirdi. Makalede satış girişimlerinin tıkanma noktasına gelmesi, Washington un tutumu, ortaya çıkan alternatif formüller ve Moskova nın onayının önemi gibi konular ayrıntılı biçimde ele alınacak. Bu bölümden sonra görüşmelerin neden ilerleyemediği ve Ankara da tartışılan seçenekler üzerinde durulacak.
Rus basınının gündeme getirdiği satış süreci
Rus basını Ankara nın elindeki hava savunma sistemlerini Birleşik Arap Emirlikleri ne satma girişiminde müzakerelerin durduğunu ileri sürdü. Bu iddia F 35 programına dönüş umutlarını doğrudan etkileyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerde ilerleme sağlanamaması sürecin tıkandığını gösteriyor. Ankara nın bu satış planı üzerinden engeli aşma çabası böylece yeni bir engelle karşılaştı. Sistemlerin üçüncü bir ülkeye devri için gerekli olan onay mekanizması da işin içine girince durum daha karmaşık bir hal aldı. Satış girişiminin akıbeti artık tüm tarafların dikkatini üzerine çekiyor.
Bir Rus gazetesinin haberine göre Abu Dabi ile yürütülen müzakerelerde somut bir sonuç alınamadı. Bu tıkanma F 35 lerin temini yolunu yeniden çıkmaza soktu. Trump ın zirve sırasında verdiği olumlu mesajın üzerinden bir aydan fazla zaman geçmesine rağmen ilerleme kaydedilememesinin temel nedeni olarak bu satış görüşmelerinin durması gösteriliyor. Ankara da bu gelişme üzerine farklı formüller konuşulmaya başlandı. Sürecin hassasiyeti her geçen gün artıyor. S-400 sistemlerinin akıbeti artık hem siyasi hem de askeri planlamaları etkiliyor.
Görüşmelerin tıkanması üzerine Ankara da sistemlerin tamamen devre dışı bırakılması seçeneği masaya geldi. Bazı bileşenlerinin ABD de depolanması yönünde öneriler de alternatifler arasında yer alıyor. Bu seçeneklerin her biri kendi içinde riskler ve avantajlar barındırıyor. Savunma sektöründe tedarik güvenliği açısından bu tür bir değişim uzun vadeli planlamaları zorunlu kılıyor. Ülke yönetimi bu noktada hem Washington hem de Moskova ile dengeli bir yol izlemek zorunda kalıyor. Satış planının yürümemesi süreci yeniden başa döndürdü.
Rus basını Moskova nın Birleşik Arap Emirlikleri ne satışa ciddi bir engel çıkarma ihtimalinin düşük olduğunu değerlendirdi. Bu yorum Ankara nın elini bir ölçüde güçlendiriyor. Ancak onay sürecinin kendisi hala belirsizliğini koruyor. Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov 10 Temmuz da konunun son derece hassas olduğunu ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı. Bu hassasiyet tüm tarafların adımlarını daha temkinli atmasına yol açıyor. Böylece satış sürecinin tıkanması alternatif arayışları hızlandırdı ve bir sonraki aşamada Washington un tutumu daha net biçimde incelenecek.
Washington ile Ankara arasındaki kritik engel
Washington yönetimi S 400 meselesinin çözülmesini F 35 programına dönüş için ön koşul olarak görüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı nın Kongre ye gönderdiği mektup bu tutumu resmi olarak teyit etti. Programdan 2019 yılında çıkarılma kararı sistemlerin NATO altyapısıyla uyumsuzluğu ve hassas verilerin aktarılma riski gerekçesine dayanıyordu. Bu endişeler hala geçerliliğini koruyor. Erdoğan ın Trump ın sözünü yerine getirmesini beklemesi siyasi iradenin varlığını gösteriyor. Ancak bürokratik ve yasal engeller sürecin hızını kesiyor.
Trump ın Ankara daki zirve sırasında verdiği mesaj olumlu bir kapı aralamıştı. Buna rağmen State Department ın mektubu net bir çizgi çekti. S 400 sorunu çözülmeden programa yeniden katılım mümkün görünmüyor. Bu durum Ankara nın planlarını doğrudan etkiliyor. Hava savunma sisteminin varlığı Washington açısından kabul edilemez bir risk olarak duruyor. S-400 dosyası iki ülke ilişkilerinde kilit bir unsur olmaya devam ediyor.
Sistemlerin NATO uyumluluğu konusundaki endişeler teknik düzeyde de tartışılıyor. Hassas verilerin Moskova ya aktarılabileceği korkusu hala aşılamadı. Bu nedenle Washington her adımı temkinle karşılıyor. Ankara ise hem kendi güvenlik ihtiyaçlarını hem de müttefiklik ilişkilerini dengelemek zorunda. Savunma sanayiinde ortak üretim ve teknoloji transferi gibi konular da bu engelin gölgesinde kalıyor. Süreç her iki taraf için de sabır ve diplomasi gerektiriyor.
Alternatif formüllerin gündeme gelmesi Washington un şartlarını karşılamak için yeni yollar arandığını gösteriyor. Sistemlerin devre dışı bırakılması ya da bileşenlerinin depolanması gibi seçenekler masada. Bu tür çözümler teknik olarak mümkün olsa da siyasi onay süreçleri karmaşık. Ülke yönetimi bu noktada çok taraflı bir müzakere yürütmek zorunda. Böylece engelin aşılması için farklı kapılar zorlanıyor ve bir sonraki bölümde alternatif çözümlerin detayları ele alınacak.
Alternatif çözüm arayışlarının ortaya çıkması
BAE ile görüşmelerin tıkanması Ankara da ikinci bir seçeneği öne çıkardı. Sistemlerin tamamen devre dışı bırakılması fikri artık daha fazla konuşuluyor. Bazı bileşenlerinin ABD de depolanması da alternatifler arasında yer alıyor. Bu formüller Washington un endişelerini gidermek için tasarlandı. Ancak her birinin uygulanabilirliği ayrı ayrı değerlendiriliyor. Savunma planlamasında bu tür köklü değişiklikler uzun vadeli etkiler yaratabilir.
Devre dışı bırakma seçeneği sistemlerin fiilen kullanılmaması anlamına geliyor. Bu durum hem mali hem de operasyonel kayıpları beraberinde getiriyor. Depolama önerisi ise sistemlerin bir kısmının kontrol altına alınması fikrine dayanıyor. Her iki yol da Rusya nın onayını gerektiren unsurlar taşıyor. Ankara bu noktada dikkatli bir denge kurmaya çalışıyor. S-400 sistemlerinin geleceği artık çok boyutlu bir müzakere konusu haline geldi.
Bu arayışlar savunma sektöründe tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi ihtiyacını da gündeme getiriyor. Tek bir sisteme bağlı kalmanın riskleri daha net görülüyor. Diplomatik düzeyde ise çok taraflı görüşmelerin önemi artıyor. Ülke yönetimi hem müttefiklerini hem de mevcut anlaşmalarını gözetmek zorunda. Alternatiflerin her biri farklı riskler barındırıyor. Sürecin bu aşaması dikkatli bir planlama gerektiriyor.
Peskov un hassas olduğu yönündeki açıklaması alternatiflerin de kolay ilerlemeyeceğini gösteriyor. Moskova ile temasların süreceği belirtilmişti. Bu durum Ankara nın manevra alanını daraltıyor. Yine de satışa engel çıkarma ihtimalinin düşük olduğu yönündeki değerlendirme bir umut ışığı oluşturuyor. Alternatif formüllerin tartışılması sürecin durmadığını kanıtlıyor. Böylece Moskova nın onayının taşıdığı ağırlık bir sonraki başlık altında daha ayrıntılı incelenecek.
S 400 sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesi için Rusya nın onayı zorunlu. Bu kural orijinal anlaşmanın temel hükümlerinden biri. Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov 10 Temmuz da görüşmelerin sürdüğünü ve konunun son derece hassas olduğunu belirtmişti. Bu hassasiyet tüm süreci etkiliyor. Moskova nın tutumu Ankara nın planlarını doğrudan şekillendiriyor. Onay verilmeden hiçbir transfer mümkün görünmüyor.
Rus basını Moskova nın BAE ye satışa ciddi engel çıkarma ihtimalinin düşük olduğunu yazdı. Bu değerlendirme Ankara için olumlu bir işaret. Ancak nihai kararın nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Görüşmelerin devam edeceği yönündeki açıklama sürecin henüz kapanmadığını gösteriyor. Ülke yönetimi bu onay mekanizmasını dikkate alarak hareket ediyor. S-400 dosyasında Moskova nın rolü vazgeçilmez bir unsur olarak duruyor.
Onay sürecinin hassasiyeti diplomatik kanalların önemini artırıyor. Her iki taraf da kendi çıkarlarını gözeterek ilerliyor. Ankara hem Washington un şartlarını hem de Moskova nın red hakkını dengelemek zorunda. Bu çok taraflı yapı süreci uzatıyor. Savunma ilişkilerinde güven unsuru yeniden test ediliyor. Onayın alınması ya da alınmaması tüm planları değiştirebilir.
Bu noktada sektörel etkiler de belirginleşiyor. Hava savunma kapasitesinin yeniden yapılandırılması uzun vadeli yatırımları zorunlu kılıyor. Diplomatik önlemler olarak ise sürekli temas kanallarının açık tutulması öneriliyor. Güvenilirlik açısından ise şeffaf bir müzakere süreci herkes için fayda sağlıyor. Moskova nın onay mekanizması sürecin en kritik halkası olmaya devam ediyor. Böylece tüm unsurlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo son paragrafta özetlenecek.
S-400 Rus basınının gündeme getirdiği tıkanma iddiası Ankara nın F 35 programına dönüş umutlarını yeniden belirsizliğe sürükledi. Birleşik Arap Emirlikleri ile yürütülen satış görüşmelerinin ilerleyememesi alternatif formülleri masaya getirdi. Washington un S 400 sorununun çözülmesini ön koşul olarak görmesi engeli daha da büyüttü. Moskova nın onay zorunluluğu ise sürecin en hassas boyutunu oluşturuyor. Erdoğan ın Trump ın sözünü beklemesi siyasi iradenin varlığını gösterirken bürokratik engeller devam ediyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde savunma planlamasında temkinli ve çok taraflı bir yaklaşımın zorunlu olduğu ortaya çıkıyor.
























