Sağlık HaberleriSon Dakika Gelişmeleri

Yerli ilaç üretimi planları sağlıkta bağımsızlık hedefini güçlendiriyor

Yerli ilaç üretimi alanında atılan adımlar kanser ve SMA gibi kritik hastalıklar için umut veriyor. Bakanın açıklamaları üretim kapasitesinin bağımsızlaşması yönünde somut adımları işaret ediyor. Okuyucu bu sürecin nasıl ilerleyeceğini klinik çalışmaların ne zaman başlayacağını ve stratejik cihazlarla birlikte oluşan geniş tabloyu merakla takip ediyor.

Yerli ilaç üretimi hedefleri doğrultusunda Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu kritik açıklamalarda bulundu. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ İstanbul Şubesinde muhabirlerle bir araya gelen Memişoğlu üretim kapasitesini tamamen bağımsız hale getirme kararlılığını dile getirdi. Özellikle kanser SMA gibi moleküler hastalıklar ve immünoterapi ilaçlarının yerli olarak üretilmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Klinik çalışmalara çok kısa zamanda başlanacağını belirten Bakan TÜSEB bünyesinde ithal edilen ilaçların listesini çıkardıklarını ve firmalarla görüşerek kendimiz üreteceğiz dediklerini aktardı. Aynı zamanda ihtiyaç duyulan 45 stratejik sağlık cihazının yerli üretimini teşvik edeceklerini bildirdi. Bu makalede ilaç üretim planlarının detayları aşı ve cihaz tarafındaki gelişmeler palyatif bakım düzenlemeleri ile sağlık sisteminin genel yönü ele alınır. Okuyucu sürecin hangi adımlarla ilerleyeceğini ve bağımsızlığın nasıl sağlanacağını görür.

Memişoğlu sağlık sisteminin son 25 yılda büyük gelişim gösterdiğini ve herkesin rahat ulaşabildiği bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. Üç milyonun üzerinde insanın sağlık hizmeti almak için geldiğini ve çevre ülkelerin bu modeli örnek aldığını vurguladı. Koruyan geliştiren ve üreten sağlık modelinin yerleşmesi için medyanın rolüne dikkat çekti. Bundan sonraki bölümde ilaç üretimi planlarının kapsamını ve klinik süreçlerin nasıl başlayacağını inceliyoruz.

Yerli ilaç üretimi planları

Kanser ve SMA ilaçlarında yerli üretime geçiş süreci

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmaların hız kazandığını belirtti. Üretim kapasitesini tamamen bağımsız hale getireceklerini söyledi. Özellikle kanser SMA gibi moleküler hastalıklar ve immünoterapi ilaçlarını kendimiz üretir hale getirdiklerini açıkladı. Klinik çalışmalara çok kısa zamanda başlayacaklarını duyurdu. TÜSEB bünyesinde ihtiyaç duyulan ilaçların planlamasını tamamladıklarını aktardı.

İlaç firmalarıyla görüştüklerini ve bunları biz kendimiz üreteceğiz dediklerini vurguladı. Yurt dışından getirilen ilaçların hangilerinin yerli üretilmesi gerektiğini tespit ettiklerini anlattı. Bu planlama sürecinin ardından üretim adımlarının başlayacağını ifade etti. Bağımsız üretim kapasitesinin sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. Uzmanlar bu adımın hasta erişimini hızlandırabileceğini ve maliyetleri düşürebileceğini değerlendiriyor.

Süreç içinde yerli ilaç üretimi kararlılığı sağlık sisteminin dışa bağımlılığını azaltma yönünde önemli bir eşik oluşturuyor. Klinik çalışmaların kısa sürede başlaması üretimin bilimsel temelini güçlendirecek. Firmalarla yapılan görüşmeler somut üretim anlaşmalarına dönüşebilir. Bu gelişme moleküler hastalıkların tedavisinde yerli seçeneklerin artmasını sağlayacak. Hasta güvenliği ve tedavi sürekliliği açısından olumlu yansımalar bekleniyor.

Memişoğlu üretim planlamasının sadece ilaçlarla sınırlı kalmadığını da belirtti. İhtiyaç duyulan stratejik cihazların da aynı çerçevede ele alındığını söyledi. Kırk beş cihazın tespit edildiğini ve sayının artabileceğini aktardı. Bu cihazların yerli üretilmesi gerektiğini vurguladı. Pandemi döneminde yaşanan tedarik sorunlarının benzerlerinin önüne geçmek için bu adımların atıldığını ifade etti. Bundan sonraki bölümde aşı ve cihaz üretimlerindeki ilerlemeleri ele alıyoruz.

Aşı ve stratejik cihaz üretiminde somut adımlar

Sekiz yerli aşı için planlama yapıldığını belirten Memişoğlu en az altı tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme imzalayacaklarını açıkladı. Sadece dolum değil master cell dediğimiz esas hücreyi de alarak üreteceklerini söyledi. On üç yerli aşı içinden seçim yaptıklarını ve Hepatit A aşısının dolumunu zaten kendilerinin gerçekleştirdiğini aktardı. Diğer aşıları çok yakında açıklayacaklarını duyurdu. Çalışmaların hazır üretime geldiğini vurguladı.

İki sene içinde yüzde 70’in üzerinde yerli ultrason cihazı üreteceklerini anlattı. ASELSAN ile birlikte kalp akciğer pompasını geliştirdiklerini ve bir ay önce hastalarda kullanmaya başladıklarını belirtti. Sene sonu itibarıyla seri üretime geçeceklerini ifade etti. Mobil röntgen cihazını aldıklarını solunum cihazı ve Homevent ürettiklerini söyledi. Kapsül endoskopi cihazını da yerli olarak geliştirdiklerini ve insan çalışmalarına kısa zamanda başlayacaklarını açıkladı.

Bu cihaz ve aşı adımları yerli ilaç üretimi hedefini destekleyen tamamlayıcı unsurlar olarak öne çıkıyor. Kapsül endoskopinin sadece iki üç ülkede üretilebildiğini ve prototipin teknoparkta geliştirildiğini belirtti. Bu gelişmeler sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltıyor. Seri üretime geçiş takvimi sektörde istihdam ve teknoloji birikimi yaratacak. Uzmanlar bu üretimlerin ekonomik katkı sağlayacağını ve ihracat potansiyeli doğurabileceğini değerlendiriyor.

Memişoğlu uretensaglik.gov.tr adresi üzerinden fikirden ürüne dayalı bir sistem kurduklarını açıkladı. Sağlıkla ilgili fikirleri bulunanların bu siteye başvuru yapabileceğini söyledi. Yönetmelikle kalabalık alanlara eksternal defibrilatör koyulmasını zorunlu hale getirdiklerini aktardı. Yapay zeka destekli risk esaslı denetim sistemine geçtiklerini belirtti. Bu düzenlemeler sağlık altyapısının güçlenmesine katkı sağlıyor. Bundan sonraki bölümde palyatif bakım ve aile hekimliği alanındaki yenilikleri inceliyoruz.

Palyatif bakım ve aile hekimliği düzenlemeleri

Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmeliği yayımladıklarını belirten Memişoğlu palyatif kritik bakım hizmetini tanımladıklarını açıkladı. Evde sağlık uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini entegre ettiklerini söyledi. Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi adıyla bir komuta merkezi oluşturduklarını anlattı. Uzun yatışta olan hastaların uzaktan bakılmasını daha etkin hale getireceklerini ifade etti.

Aile hekiminin palyatif bakıma ihtiyacı olan hastayı merkeze bildireceğini veya hastaneden çıkan hastaların otomatik yönlendirileceğini belirtti. Bilgisayar yazılımıyla bu koordinasyonu kuracaklarını ve mevzuatı çıkardıklarını yazılımın ise bitmek üzere olduğunu aktardı. Genel olarak iki yüz yetmiş bir bin yatağın bulunduğunu ve yedi bin sekiz yüz yirmi ikisinin palyatife ayrıldığını söyledi. İstanbulda dokuz yüz on palyatif bakım yatağının olduğunu ve yatak sorunu bulunmadığını vurguladı.

Aile hekimliği sayısının yirmi beş bin bandından otuz bir bine yükseldiğini belirten Memişoğlu İstanbulda bin yüz yirmi bir aile hekimliği bulunduğunu ve seksen bir yeni açtıklarını yüz otuz tane daha açacaklarını açıkladı. Aile hekimliklerinde yaklaşık bin sekiz yüz elli ilacın yazılabildiğini sağlık raporlarının verilebildiğini ve geleneksel tıp uygulamalarının yapılabildiğini anlattı. Aile hekiminin gerek görürse hastası için hastaneden randevu alabildiğini ifade etti. Bu düzenlemeler yerli ilaç üretimi sürecinin tamamlayıcısı olarak sağlık erişimini güçlendiriyor.

Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ücretsiz hizmet sunulduğunu ve gebe okulu çocuk gelişimci psikolog diyetisyen fizyoterapist gibi uzmanların bulunduğunu belirtti. Aşıdan kanser taramasına kadar birçok hizmetin verildiğini söyledi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından aile danışmanının da eklendiğini aktardı. Bu bütüncül yaklaşım koruyucu sağlığı öne çıkarıyor. Uzmanlar aile hekimliği genişlemesinin hastane yükünü azaltabileceğini değerlendiriyor. Bundan sonraki bölümde ölüm nedenleri ve yaşam tarzı konularındaki uyarıları ele alıyoruz.

TÜİK verilerine göre yaş ortalamasının yetmiş sekiz buçuğa çıktığını belirten Memişoğlu bebek ölüm oranının bin doğumda yedi sekize düştüğünü açıkladı. Bu düşüşün yılda üç bin bebeğin daha yaşaması anlamına geldiğini vurguladı. Doğumda anne ölüm oranını da düşürdüklerini söyledi. Ölümlerin yüzde otuz dört yedisinin dolaşım sistemi hastalıklarından yüzde on altısının ise iyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklandığını aktardı.

Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde kırk ikisini iskemik kalp hastalığının oluşturduğunu belirtti. İyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde otuzunu solunum hastalıkları akciğer kanseri ve gırtlak kanserinin oluşturduğunu ifade etti. Sigaranın en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu ve erkeklerin yüzde kırk altısının sigara içtiğini söyledi. Geçen yıl sekiz milyar paket sigara satılmasının doğru olmadığını dile getirdi. Hareketsizlik ve kilonun da ölüm sebeplerinin yüzde elliden fazlasında etkili olduğunu vurguladı.

Neredeyse yüzde otuz oranında morbid obeziteye dönüşmüş bir toplumdan bahsettiğini belirten Memişoğlu sebeplerin yaşam tarzı stres ve yeme alışkanlıkları olduğunu açıkladı. Kırsal nüfusun yüzde altı altıya düştüğünü ve şehirleşme ile hareket kısıtlılığının arttığını anlattı. Beslenme alışkanlıklarının ağır yemeklerle kötüleştiğini söyledi. Toplumun tedavi talebinden çok sağlık talebini artırması gerektiğini ifade etti. Organ bağışı sayısının iki yüz elli bine ulaştığını ve e Devlet e Nabız üzerinden organ bağışının kolaylaştığını belirtti.

Yerli ilaç üretimi hedefleri sağlık sisteminin bağımsızlık yolculuğunda kritik bir dönemeç oluşturuyor. Kanser ve SMA ilaçlarında klinik çalışmaların başlaması üretim kapasitesini güçlendirecek. Aşı ve cihaz tarafındaki ilerlemeler aynı hedefi destekliyor. Palyatif bakım ve aile hekimliği düzenlemeleri hizmet erişimini artırıyor. Yaşam tarzı risklerine yönelik bilinç artırma çabaları ise uzun vadeli sağlık kazanımları sağlayacak. Bu çok yönlü yaklaşım sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini güçlendiriyor.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın